Dağın eteklerinde orman - çam, sedir, ulu çınarlar... Birbirini seyrediyor aynasında denizin. Çamlar pürleriyle suskun,…
Cevat Çapan, 1933 yılında Kocaeli Darıca’da doğdu. Robert Koleji ve Cambridge Üniversitesi İngiliz Edebiyatı bölümünü bitirdi. İstanbul Üniversitesi, Mimar Sinan Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak çalıştı. Yeditepe Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesinde kurucu dekanlık yaptı, İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünü kurdu. Burada 16 yıl boyunca İngiliz Edebiyatı, dünya tiyatrosu ve Shakespeare dersleri verdi. Bu bölümden emekli oldu. Şiirleri Adam Sanat, seçilmiş hikâyeler, Varlık, Yeditepe gibi dergilerde yayımlandı. İngiliz ve Amerikan edebiyatından yaptığı çevirilerin yanı sıra İtalyanca ve Yunancadan da Türkçeye çeviriler yaptı. Çağdaş Yunan şiiri, İngiliz şiiri ve Amerikan şiiri antolojilerinin de aralarında olduğu birçok kitap yazdı, çevirdi. Ayrıca halen Cumhuriyet gazetesinin kitap ekinde Şiir Atlası köşesinde şiir çevirileri yayınlamaktadır.
Şiir
- Dön Güvercin Dön (1985)
- Doğal Tarih (1989)
- Sevda Yaratan (1994)
- L’hiver est fini (1996)
- Bana Düşlerini Anlat (2007)
- Şiir Çevir Denize At (2008)
- Ara Sıcak (2009)
- Su Sesi (2013)
İnceleme
- İrlanda Tiyatrosunda Gerçekçilik (1966)
- Değişen Tiyatro (1972)
- John Whiting. Çağdaş Bir Oyun Yazarı, (Birinci Basım, Yankı Yayınları, 1975) Norgunk Yayıncılık, 2007
Antoloji
- Çin’den Peru’ya (1966)
- Çağdaş Yunan Şiiri Antolojisi (1982)
- Çağdaş İngiliz Şiiri Antolojisi (1985)
- Çağdaş Amerikan Şiiri Antolojisi (1988)
- Dünya Yazınından Seçilmiş Aşk Şiirleri (1993)
- Şiir Atlası I (1994)
- Şiir Atlası II (1995)
- Şiir Atlası III (1996)
- Yürekteki Ok - Dünya Edebiyatından En Güzel Aşk Şiirleri (2009)
Ödülleri
- 1986 Behçet Necatigil Şiir Ödülü (Dön Güvercin Dön ile)
- 2008 Altın Portakal Şiir Ödülü (Bana Düşlerini Anlat)
Cevat Çapan şiirleri
Bir orman düşünürdüm saçlarını koklarken. Bir ses bırakırdım bulman için kulağının dibine uyanırken daldığım düşlerden. "Beni ışık olan bir yere götürün! " diye…
Kavak yelleriyle dönen değirmenlere saldıran evde kalmış uğursuz uzmanlarıyla ağlarını toplarken akademik ağalar kuramların kurumunu silerek…
Uykusuz geceler bunlar dağ başlarında, nöbette. Uzakta, çok uzakta, tek tük ışıklarını seçtiğin şehir…
Babam iki tek atınca oğlum hadi seni karpuzlara götüreyim derdi.. (karpuzlar Gebze'de oturan kızlardı) Annem kızarır kızar "Bey çocuk daha küçük" diye çıkışır mutfağa gider ağlardı…
İstersen bana düşlerini anlat, istersen sus sabahın sisli alacasında yollara düşerken tökezlediğin, dağ yamacındaki çiçekleri kokla…
Biz dağdan iner gibi yavaşça atını bağlayıp avludaki asmaya odaya sessizce giren bir düştü babam.…
Güz karanlığında okuyorum mektubunu, birden gökyüzünde yanıp sönen binlerce yıldız yansıyor gözümde..…
Güz-geceye yönelmiş bir saati güzün Gözleri bulutlara takılı İskele nerdeyse uzaklaştı vapurdan Bir martı bakışların içinden süzülüp…
O yaz, bol bol roman okudum, denize girdim kimsesiz kumsallarda; rüzgârların, balıkların adlarını öğrendim.…
O yanan yaz günleri, kamaşmış koca bir cam göz deniz ve hızla sararan bir karasevda: Güz.
Ne kadar erken ayrılmış olsa da aramızdan, gölgesi hâlâ ak bir bulut, yansıyor durgun körfeze. Gavriko'nun meyhanesi şimdi Necati Abi'de-…
Ne kadar erken ayrılmış olsa da aramızdan, gölgesi hâlâ ak bir bulut, yansıyor durgun körfeze. Gavriko´nun meyhanesi şimdi Necati Abi´de-…
Öyle seviyor ki susmayı, sözcükleri öyle seviyor ki, lambasız kalabilir geceleri, kışı uykusuz geçirebilir.…
Yeniden bir su boyunca yürümek Elinden tutmak bir çocuğun usulca Birlikte solumak menekşeleri Dağlarda kayaları kıracak…
15 / 55 gösteriliyor