Cennete Bir Adım
D Demet Ulutaş
0
Altın Yaprak
insanoğlu bu cenneti düşünür hep gidecek yol diye
seçimi yaptığımız her şeydir bilse de
yine de ümit eder hiç kötülük yapmadım diye
ve ben gençliğimin düşselinde hayal ettim
şimdi öleceğimi zayıf bir ihtimal olarak görsem de...
Gözlerimi açıyorum
Üzerimde beyaz bir örtü ve ben altında,
hafiften bir müzik sesi geliyor uzaklardan
öldüm mü ben acaba...
Gözlerimi kırpıyorum bir yerlerimi çimdiklesem mi?
Parmaklarımla tenime dokunmaya çabalıyorum,
dokundum mu bilemiyorum.
Örtüyü yavaşça kaldırıyorum.
Göz öbeklerimi oynatıyorum sağ-sol, sağ-sol,
etrafımı görmek için uğraşıyorum,
duvarların beyazlığı mı görülerimi yanıltıyor bilmiyorum.
Ağır ağır ayağa kalkıyorum.
Yürümek öylesine zor ki
hatırlamaya çabalıyorum kimim ben,
neredeyim, burası da neresi
Evim mi?
Evimse garip bir mizacım olmalı
her yer, tüm oda, eşyalar, tavan,
pencereler, yerdeki halılar bile beyaz
insan burada kaybolup gidebilir.
Teddütle kapıya yöneliyorum
içimden bir ses kilitli olduğunu söylüyor.
Korkarak tokmağı çeviriyorum
düşüncemde yanılmışım açılıveriyor.
Koridor var upuzun ucunu göremiyorum.
Birkaç adımda bir oda kapıları
acaba burada mı yaşıyorum.
Üzerimdeki elbisenin uzunluğu yürürken beni zorluyor,
ucundan toparlayıp elime alıyorum
neyse ki ayaklarımda çoraplar var
sessizce yürüyorum.
Koridorun sonuna doğru uzun bir yürüyüş yapıyorum
insan burada koşmaya kalksa iyi bir spor olurdu
bir uçtan diğer uca doğru birkaç maraton uzun koşusu...
Duvarlarda tablolar var incelemek istiyorum
ancak loş karanlıktan pek ne olduklarını çıkaramıyorum.
Koridorun sonuna geldim sanırım.
Umutsuz bir haykırış çığlıkları atmalı mıyım
hiçbir yerde görmediğimden eminim
karşımda koskocaman up uzun bir merdiven
ve bitmeyen basamaklarla yukarıya doğru kayıyor
küçük bir peri masalı gibi...
Gönlüme hüzün çöküyor birden
bu masalsı bir başlangıç mı
yoksa karabasan mı?
Gözlerimi etrafımda dolaştırıyorum,
bacaklarım hâlâ sızlıyor
adımlarım yavaş yavaş süzülüyor basamaklarda
birisi beni kovalamaya kalksa
hiç koşabileceğimi düşünmüyorum.
Birkaç adım koşmasından sonra yere yığılırım muhtemelen...
Basamaklar pek geniş aralıklı değil
adımların alışılmış dengesinde,
rahatça bir basamaktan diğerine geçiyorum.
Merdivenin son basamakları
artık etrafımı daha iyi görüyorum.
Karşıdan içimi okşayan bir ışık geliyor
yüreğim ona koşmak için beni dürtülüyor
korkuyorum ışığın olduğu yerde ne var acaba
kalbim küt-küt atıyor
geriye dönmeyi ise hiç istemiyor
istemsizce ama coşkuyla atıyorum adımlarımı
ağır ağır
ışık daha belirginleşiyor git gite
sanki etrafımı sarıp tüm holü kaplıyor
ışıktan gözlerim kamaşıyor
gözlerimi kapıyorum.
Ellerimi uzatıyorum yalnızca ona doğru gitmek istiyorum
tüm korkum, endişem, şüphem
tüm sorularım yavaş yavaş gidiveriyor içimden
sanki birileri cımbızla tüm dürtülerimi koparıyor kalbimden
yalnızca bir mutluluk kalıyor geriye
sesler duyuyorum belirsiz, anlatımsız
ama öylesine güzel ki tarifsiz
daha çok duymak ister gibi kulak kabartıyorum
Ayaklarım hızlanıyor öylesine hafif ki
ayna görüyorum sol yanımda
kaçamak bir bakış atıyorum kendime
beyaz bir elbise içinde
sanki ferahlamış gibi
olmadığım kadar güzel görüyorum kendimi
ışığın söndüğünü görüyorum etrafımda
ama hâlâ içimde öyle aydınlık ki...
Aynaya tekrar bakıyorum
sanki bir daha hiç göremeyeceğimi bilir gibi
artık net olmadığımın farkına varıyorum
yavaş yavaş ışıkla ben
kayboluyorum...
Geriye bir tek karanlık bir hol bırakıyorum
sonunda farkediyorum ben ölmüşüm
tebessümle gülen bir kahkaha atıyorum
duydu mu kimse onu da bilmiyorum...
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş