Üç Çift Göz

D Deniz Aydemir
0 Altın Yaprak
İskele meydanında Hızlı adımlar Bir dosya Bir kravat bir gömlek Sıska bir beden Yani ben Peşimde üç göz var Üç göz üç köşede Üç ana gibi bakıyor bana Üç göz üç çocuk Ben babaları Üç göz üç ana Ben çocukları, Bu üç çift göz İskele meydanında güpegündüz Bizzat kendi dikkatime rastlayan Beni gölgem gibi kovalayan Gafletimden fırsat arayan üç adam Ben otuz yıl önce Nazımdan aldığım emaneti İnleyen milleti Vurulmuş şairleriyle bu memleketi Proleter devrimin Tüm güzellikleriyle tanıştırmak için Gecemle gündüzümle Sazımla sözümle Şiirimle On dokuz yıldır Bas-bas bağırmaktayım ki Bu üç çift göz Yedi yüzyıldır Bir ana gibi insanlarımızı emziren Anadolu”mu, Karanlıklara gömerek, Kanını emerek Sömürerek Yutmak isteyenlerin Melun köleleri Bu üç çift göz Karanlık bekçileri Üç köşede üç ana gibi... ... ben kapının önünde öylece dururken, bu üç çift göz üç köşeden bana bakıyordu sonra, mevsimlik bir kuş gibi vurulmuş gibi korkarak titreyerek ürkek bir sesle “Üç Ağaçlar'ı mırıldandım -hani ! Bursa Damında Nazım'la mahpus olan Hüseyin'in söylediği türküyü- Türküm bitti korkum bitmedi ..yine hızlı adımlar dosya kravat gömlek sıska bir beden yani ben, sonra jeton, turnike, merdiven, en üst kat rüzgar, hafif kar yanıp sönen lambalar ve hakim dostum, şüphe karşımda gazete okuyan adam gözlüğünün üstünden bakıyor bana sigaramı çıkardım kibriti arıyorum üç kez çaktım rüzgar kar olmuyor yürüdüm merdivene yaktım sigaramı dumanı üflemedim, gözlerim yaşardı alt katta sarı bir kız elinde çanta gittim yanına dikildim dakikalarca baktım birbirimize sustuk yalnızca, birden yine o üç göz aklıma düşmesiyle telaş kin -şimdi düşünüyorum da aptal kafa denizin ortasında üçe bir beni tutuklayabilirlerdi beni neden tutuklamadılar beni neden tutukla... kötü şeyler geliyor akla kapıya geldim, vapur yanaştı önce ben sonra halat beynim satrançta gibi bir şaha karşı üç vezir hamle sırası onlarda oysa ki... ben kendi memleketimde bizzat onların kanunlarıyla hür bir insanım benden neyi gizliyorlar beni neden izliyorlar benim babam benden yirmi yıl önce aşından ekmeğinden işinden ödün vererek bizzat kendi tırnağıyla dişiyle daha güzel bir dünya için daha aydın bir kitle oluşturma uğraşında ömrünün en güzel yıllarını dağlarda kavgalarda zindanlarda geçirmiş ben ki öyle bir babanın varlığından habersiz on bir yıl yaşamışım zindan hakkım değil benim benim hakkım değil zindan... bir dosya, gömlek, kravat, sıska bir beden yani ben... bir Çarşamba günü güpegündüz, Eminönü'nün dar sokaklarında Kıstırılmış bir hayvan gibi Ürkü ve telaş içinde Koşup dururken, Yaşadığım yıllar geçti gözümden Satır-satır yaşadım yeniden Dünü ve bugünü Sevdiğim kızları, Dostlarımı Ve mahalle kahvesindeki Okey taşlarını düşündüm... Kesildi takatim Oturdum kaldırım taşlarına Düşündüm büyük usta Marks’ı Gülümsedi gözlerinin içiyle Uzattı elini İrkildim önce Sürükledi beni peşinden Bir koca dünya aşmış gibi Aştım dar sokakları şimdi karşımda üç çift güneş gibi beni yakan o çift göz söndüler kırık birer ampul gibi kayboldular kendi karanlıklarında yürüdüm muzaffer bir edayla kentin sokaklarında...

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.