Omeros,
D
0
Altın Yaprak
I
Sakin Aşil'in şarkısını söyledim, Afoleyb'in oğlu olan,
o bir asansörle yükselmedi hiçbirzaman
yoktu pasaportu onun, ufuk asla gerek duymadığından,
hiç dilenmedi veya borç almadı, hiç kimseye garsonluk etmedi,
sonu geldiği zaman, ölümü sudan olacak
(ve o, onun tarafından bilinmeden ve okunmadan
kalacak olan bu kitap için değil). Bir tek kan dökmenin şarkısını söyledim
ona haz veren, ve o da gereksinmeden gelen- balığın,
şarkısını söyledim güneşte onun sırtındaki kanalların.
Geniş memleketimizin şarkısını söyledim, Karayib Denizinin,
pabuçlardan nefret eden, tabanları taş gibi çatlak,
halatları nazikçe tutan, yalnız bir takım elbisesi olan
hiç kimsenin hakaret etmek haddine düşmediği ve hiç kimseye hakaret etmeyen,
sırıtışı beyaz köpüklü bir dalga, fakat kaşlarını çatışı
büyüyen bir gökgürültüsü, demirden yumruğu
bana daha fazla şeref verirdi eğer o tutsaydı
benim tabutumum ıskarmozlarını benim onunkileri tutmamın yerine
her iki çapa da aynı adada aşağıya indirildiği zaman,
fakat, şimdi basit ve sakin şiir ölür, kadeh kırılır,
ve yağmur suyu kahverengi yanağından aşağıya damla damla akar bir kavanozun
Şuasöl kilinden yapılmış. O kadar çok şey konuşulmadan bırakıldı
benim cıvıldayan kalemimin ucunda! Ve toprak-kapım aralık durur.
Un-çuvalından yapılmış bir yelkene sarılmış yatarım. Çamur parçaları gümbürder halatla-indirilen kanomun üzerinde. Törpüleyen kürekler sürterek kazır
kuru bir toprak yağmurunu teknemin içine, fakat
deniz-bademi takırdadığı zaman pas-yapraklı asmanın üstünde
firavunlara yakışmayan piramidimin kabuklarından, çevir başını
rüzgârla parçalanan ve köpükten isimlerini ayıran
beyaz martılar gibi etrafa saçılan kâğıda doğru
ve selam ver başınla bir balıkçıya, haki renkli köpeği
dalga-çarpıntısının üzerinden sıçrayan, sonra durumuna bakıp kaşını çatan
tez bir saniye için. Ağaç kütüğünden oyulmuş kayığım, topraktan-oluğunda
pirinç-kulplu iskarmozlarıyla yelken açıyor. Onlarsız değil
fakat onlarla, Hektor'la, ve Movd'la, Movd'un küçük bahçe çapasıyla örttüğü çiçek yataklarıyla aynı ritimde, kabaran sudan yosunlu kafasını kaldırıp
girdap yaparak dönen bir kütükle birlikte; bırak Karaib adalarının derin ilahisi
benim sonsözümü sürdürsün;
dalgalar yasımı tutanların şallarını soysun
onlar paslı köylerindeki evlerine yürürlerken, bir ellerinde iyi pabuçlarıyla,
geçtiler habersiz köpüğün içinde yürüyen bir oğlan çocuğunu,
ve gördüler dışarı giden ya da içeri giren bir yelkeni,
ve seyrettiler yağmurun kumu kırıştıran yıldız şekillerini.
Bu metin şairin özgün dilinde (İngilizce) değil, bir çeviridir.
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş