Bir Kabus Ertesinden

D Dilek Akın
0 Altın Yaprak
dokunmasalar ağlayacağım kabuslar görerek uyanıyorum kaç gecedir ben olamazsam yanında kalk suyu aç anlat rahatlarsın derdi annem öyle yapıyorum su beni dinliyor ben suyu sonra bir omuzun eksikliğine ağlıyorum annem bilse bunları çok üzülür çocukluguma kaçtım/ararsanız ruhumun yaşındayım farkında değildik o zamanlar çocuk oyunlarımızda bile acı vardı ölen ustanın yokluğunu aratmamak için ben yağ satardım Zeynep ise bal kandırılmıştık! yağmur vakitlerinde hiçbir camdan bakmıyordu arap kızı sandıklarımı açtım/naftalin kokuyor anılarım güneşi hiç sevemedim yalandan umutlar dağıtıyordu nazar değmesin diye kurşun dökerdim kurduğum hayallere tek şahidim ay dili tutulur beni izlerdi dualarımda Tanrı'ya sığınırdım tuttugum dileklerin damı akıyordu belki ama hepsi sağlık dileniyordu hastalık demek ölüme yaklaşmaktı öğrenmiştim dört yaşındaydım kahkahaları gibi benzemişti kaderleri bir odada büyükannem bir diğerinde Adile teyze son attıkları kahkaha yere düşmeden can verdiler balkonumuzdaki karıncalarla samimi oldum sonralarda her sabah erkenden kalkar ekmek parçaları verirdim kocaman ayaklar altında ezilmesin diye sokaktaki karıncalar rüyalarımda dehlizler doğururdum yaşıtlarımın dualarını çikolata, oyuncak süslerken ben uğur böceğinin kanatlarından karıncaya da ver Tanrı'm derdim o zamanlardan belliymiş kendi hayatımı erteleme seanslarım umudumu kırdım/parçaları topluyorum uçmaya cesareti yitik kırılgan bir kuşun kanadındayım şimdilerde geçmişin mişsiz zamanlarından saklanıyorum usumun çekmecelerinden habersiz kaçanlar naralar atan sarhoş serserilerin kurşunlarına hedef oluyor oysa düelloya davet edebilirdim uçları kırık düşlerimin hırsızlarını bulutlarda yalın ayak gezinirken kelebeklerin kanat sesleri çığlık olup yutabilirdi nafile bekleyişleri yıldızları sayıyorum/bir bir kayboluyorlar oldum olası çok sevdim bu oyunu siyah beyaz fotoğraflara dalıp sessiz sinema oynadığımda hep figürandı yıldızlar mezar taşlarını düşürüp varoluş senaryoları yazıp dururdum mutluluk hüzünle kadeh tokuştururken ben yalnızlığı yudumlardım ah ne büyük aşktır onlarınki biri olmadan bir diğeri sadece hiçtir alnımın her çizgisinden umut bebekler doğurtup birbirine bağlıyor ve kader diyorum daha anne olmadan anne olmayı öğrenmiştim annem varken annesizliği öğrendiğim gibi kader/siz çocuklarımı ninnilerle uyutuyorum uyuyorlar her yeni çizgiyle biraz daha büyüyorlar esrik no(k) talarda şarkılar mırıldanıyorum ritim bozuklugu var hayatın/ayak uyduramıyorum şöyle bir düşündüm de aksayan duygularıma umuttan bastonlar tutup iki göz odalı şiirlerime konuk edeceğim ne çok şey var daha bu şiir böyle bitmemeliydi bir şiir böyle bitemezdi ne de olsa apansız ne de olsa kan ter içinde ne de olsa her neyse bir kabus görürüm ben yine şiir bitti söylemeyi unuttum; sen hissedersin anne, söylesene neyin bedeliydi bu yalnızlık? bir dokunanın yokluğuna ağlıyorum

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.