Yiğidi yârinden alırsa kader Ezelden ebede kur ağlamayı. O ki, sıla derdi olur mukadder Gurbette geceden sor ağlamayı.…
Ekrem Yalbuz Hayatı Ekrem Yalbuz, 1947 yılında Ardahan’ın Hanak ilçesinde doğdu. İlkokulu Hanak’ta okudu. Kâzım Karabekir İlköğretmen Okulu’ndan 1965 yılında mezun oldu. Yurdun çeşitli yerlerinde öğretmen ve idareci olarak görev yaptı. 1988 yılında Eğitim Önlisansını tamamladı. Almanya’da altı yıl Türkçe ve Türk Kültürü öğretmenliği yaptı. Halen emekli olup Sakarya il merkezinde ikâmet etmektedir. İlesam üyesi olan Ekrem Yalbuz, “Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi’de yer aldı. Vezin (Ankara) , Kumru (Gaziantep) , Değirmen (Sakarya) , Mahzunice (Ankara) ve Çağdaş Ekin (Sakarya) dergilerinde şiir ve yazıları yayımlanmaktadır. Âşık tarzı şiirlerinde “Âşık Cinasî” mahlasını kullanır. Basılmış kitapları: 1- Hanak (Cumhuriyet Mat. İzmir - 1988) 2- Türkçenin Nakışı Cinas (3. Baskı, Gonca Yayınevi – İst. 2008) ***** BİR İNCİDİR Âlimlerin her sözü, kelâmda birincidir Ariflerin her sözü, gönülde bir incidir. Dilin yoktur kemiği, lâkin çok kemik kırar Cahilin her bir sözü, bir okşar bir incidir...(E. Y.)
Ekrem Yalbuz şiirleri
Medine ah Medine Gül kokan ah Medine. Gökten ateş yağarken Gel dedin Ahmed'ine.…
Karanlık gece, Yolcu gidermiş nice? Sonsuz romanmış Aşk denilen bir hece.…
Yine yandı beden aşkın nârında Nârında sürüldü vuslat sefası Sefası görüldü ah-û zârında Zârında yeşerdi bahtın şifası.…
Zulmetin zevalidir yetişen her bir seher Kâbuslu gecelerin sabahıdır besmele. Ruhlara eziyettir el yetmeyen mücevher Kalp mülkünde sarayın miftahıdır besmele.…
Baharı beklerken sarardı gülüm Dörtnala gelirmiş vakitsiz ölüm. Gurbet ellerinde sustu bülbülüm Oturdum ağladım Çobanoğlu'na.…
Gök kızarmış yankısından tıpkı yârin alınca Hangi yıldız aşka düşmez, bir esinti alınca. Hele bir de sabah günü mah cemale çalınca…
Dağlara söyledim şarkılarımı, Aksinden dinledim âh-u zârımı. Dayadım başımı serin bağrına, Dağlarla paylaştım her efkârımı.…
Düşerdi yollara her sabah erken Yoruldu yollarda dosta giderken Gönüller yapardı kelâm ederken Çobanoğlu gitti, söze elveda! ..…
İsrail'e kulsunuz, bu zulme sessizseniz İsrâ ile Aksa'ya, yürünür ses sizseniz. Seriverin ortaya yürekteki mangalı,…
Dağ yolunun ziyneti, soğuk berrak bir pınar Ağlayan bir gözdür o, adına "göze" derler. Diş inci, dudak kiraz, koynunda da bir çift nar Akıl durur, dil susar, ona da göz ederler.
Küllerin göğe savrulsun Dumanın gören olmasın Su diye dilin kavrulsun Bir yudum veren olmasın.…
Kirpik kalem olsa tövbe ki yaza Yedi sülâlemi yaktı Makbule. Oklava indikçe döndü balyoza, Bir iki demedi, çaktı Makbule.…
Ne mutlu inleyen kalbe, hisseden öze Ne mutlu kızaran yüze, ağlayan göze.
Melekler yerde bugün Duacı derde bugün Uyanın ehl-i Müslim Uykular perde bugün.…
15 / 19 gösteriliyor