Bell Kanto
E Emek Tekel
0
Altın Yaprak
Hiç bitmese demiştim.
"keşke"lerimiz nerede şimdi.
Bir yanlış, bir metaya dönüştükçe saplanıyor beynime.
Doğru bildiğim eskilerde mi kalıyor?
Aklımdan geçen, yorucu bir şey var
İki değil...
Elan, bir gece mi olsun isteriz?
Her şeyden arınmış, iftirasız bir gece
Susak kandırılmaya...
Sıcak doyumsuzluğa...
Dolambaçsız,
Elbette yakılacak bir gece. (Aşikâr netice.)
Koşar mıyız heyecana doğru, "haydi çıksana ortaya" demeden...
Çocuksuluğumuzda hınzır bir terleyiş var.
Soğuk değil...
Bir aşk mıydı esip gürlediğin?
Boşver, herkes gidecek diyor, gerçeğin "yalınkat" hali.
Unutmak istediğin gerçekti. Açık kapıların, yalana tekabül.
Soyundukça anlıyorsun
Soyuldukça ağlıyorsun
Ama öğreniyorsun.
Katıldıkça, tininde, gözalıcı bir hafiflik var.
İşte bu geçici değil...
Bak, bir fotoğraf daha tutuşturuldu elime, yakılası.
Gel demek zor şimdi, canlı tutmak keza.
Suretini bulandırmak boşuna,
Her bitmeyen yolları, ölüme çizdim, o gün bugündür.
Bir çare olsun diye eksiltilen yaşam öyküleri...
Orada bir kalabalık
Orada çepeçevre kuşatılmış bir durağanlık
Orada tamam dedirtecek bir ölüm beklentisi...
Bilmem kaçıncı sayfada bir cinayet haberi var.
Benden yakın değil...
"İyiki de bitmiş" denilemeyecek bir başlangıç
Ortası sır dolu bir terane daha mı bu?
Ömrü kim yazar?
Olağanı kim tersyüz edebilir?
-Hangi tanrı eleştiriyi kabullenebilir ki-
Saydığım geri dönüşümsüz kaç yılmış, söyle haydi...
Sus o halde...
Özlediğim "kalabalık kaç mutlu gece ki, ezberimde" Tamam...
Duy o vakit:
Masanın üstünde melankoli misyoneri bir matematik var.
Unutulacak gibi değil...
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş