Yorgun Düşen Hikâye
E Emine Denizli
0
Altın Yaprak
Ateşten tezgâhına ciğerimi koy gitsin
Öfkem sürter taşlara kıvılcım vuruşuyla
Gamlanırken gözlerim omzuma hasret çöker
Bedeli ağır öder gizlenmiş duruşuyla
Susuzluğum cihanda kuraklığı diriltsin
İstanbul duy sesimi sen ne tuhaf muhitsin
.......Ben İstanbul, haddini hesap et öyle konuş
.......Ey Nâs senin sayende yeleme değdi vuhuş
Pencereler ruhumda kapalı hazineler
Kilitleri sinemin kör mızrağında saklı
Yonttukça düşlerimi yamalı perdelerle
Bir ahlak giyinmişim üstüm başım pasaklı
Tarih kumuna batmış tüm körpecik sineler
Anaların bağrını acımadan iğneler
.......Ben Tarih, çirkefine bulaştırma adımı
.......Kendimle davalıyım irdeleme yâdımı
İhtişam mahpusunda zırhsız kalınca rehin
Nasıl türkü yakılır bilirim tenhalarda
Dur deme iniltime zaten ümitsiz dilim
Alnımdaki sorunun cevabı nüshalarda
Hüzzam kokar sayende arşa ettiğim yemin
Ne lale ne gül kaldı ne mis kokan yasemin
.......Ben lale, İstanbul'un göz alıcı nakışı
.......Üzerimden çek hemen horladığın bakışı
Aydın geçinen güruh geçmişimi sınasın
Atalarımda var mı ruhunu feda eden
Bedenleri sürülse tırmıkların ucunda
Teslim ederler canı sır vermezler ebeden
Boynunu eğdiklerin ecdadını kınasın
Bükmeden el öpmeye ezelden aşinasın
.......Ben el, unuttum kaç kez bükebildin belimi
.......Sükûtu kuşanarak yıpratma menzilimi
Âmâdan farksızmışım ağlayanla gülmüşüm
Kıskıvrak yakalandım ecelin damlasına
Islandı gönül tahtım eriyecek kar gibi
Yorgun düştü hikâyem gerek yok fazlasına
Fark eder mi indinde ha güneş ha çölmüşüm
Farz et doğduğum yerde bu şehirde ölmüşüm
.......Ben ölüm, yola geldin adım dudaklarında
.......İzimi yüzük gibi taşı parmaklarında
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş