Eski Bir Hiçlenme...

E Emre Önbey
0 Altın Yaprak
Eski bir hiçlenme bu; acılardan, aşklardan daha da masal olan Sen ki bana ulaşmak için yüreğini reddettin; bense şiirler dilendim... Büyürsün içimde bir aşina korkudan dönersin Ne kadınlığının ne de çocukluğunun kokusu kalır teninde Öylece kalırsın dilenci bir şairin şiirinde Özlemek biraz unutmaktır / geç de olsa anlarsın!.. "Üstümde ne yapsam şakaya vuracak bir komedi dünyası var, Herkesin bir anlam çıkardığı uzak kuru topraklarda ki... Kısacası: yabancılaşmanın mağarasında kalan güz definesi gibi Aykırı ayrılıkların yağmursuz günlerinde uçan aptal kuşlar gibi / ya da boşver!.." Dilenci bir şairim ben; bir şiir için geldim sana İçimde ancak birkaç ölüye hükmedecek ruhumla Koştum... yanıldım / defalarca sordum kendime Hiç ölü kelimelerle gelinir mi sana?.. Ben sonu olan bir insan, cadde, acı, ceset, kitap, nesne ya da her neyse işte! İçimdeki hayattan uzak donmuş, kaskatı, ayazın içindeki bir batışım Gün ağarıyor... korkuyla uyanıyorum Ölümün elinde bir terzi mezurası; Koynumda kırık çakıl taşları / üzülmeyin! İki şimşek çakması gibi nikbinlik... ...dediğim gibi eski bir hiçlenme bu satır aralarında kalan tozlu harfler topluluğu gibi... "Kimsesizliğime aldanıp / sensizliğimle yaşlanacağım... Ama hiçbir zaman öl(e)meyeceğim!.."

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.