"...köşe başlarında saklandıkça yüreğim gel, gel hadi! anlaşıldı / inadına tepinecek bu aşk bende..." çaresizdi... benim sana gelişlerim…
...biliyorum Ve sen, gidiyorsun vakitsiz zamanda Ya ben! Oysa o kadar alıştım ki…
Küçük bir sandalın haykırışı var kulaklarımda Küreği kırık, rotası kayıp ve kaptanı ölmüş!.. Issız bir limanın soğuk iskelesinde gözü yaşlı bir anne!…
gizemli şiirlere... "sevdiğim kadının elinin izi kaldı; yüreğimde derin bir yerde..."…
Karşı kıyıda uyuyorum Gönlüme gece vuruyor... Anlasan...…
Kent uyuyordu... geceydi! Çocuksu düşlerimi aramaya çıkmıştım Sokak ortasında Takıldım...…
Dedem ölürken elleri nasırlıydı Avucunda kalan yetmiş beş yıllık tohumlarıydı Yiğitdi! Azrail bile ağladı canını alırken...…
"göle mavi yakışır mı hiç... yüreğimdeki hüzün dolusu ezilmişliği kirli çuvalıma koyarak kahrolası gecelerde umutlar yeşil göle atılır mı hiç..."…
-Edalı bir kız: "sadece seviyorum" dedi... Akşam kanıyordu; yağmur damlası gibi Oysa ben,…
-kim bilir, günah şehrinde olacak / güneş nasıl olsa, bilmiyordum... çünkü sevmiyordum!..…
Dediler ki Ne olacak hal-i pürmelalli Bilmem ki dedim...…
Eski bir hiçlenme bu; acılardan, aşklardan daha da masal olan Sen ki bana ulaşmak için yüreğini reddettin; bense şiirler dilendim... Büyürsün içimde bir aşina korkudan dönersin…
sen her şeyimdeki sevgili! sen benimsin... sen...…
"düşünüyorum da (...) gölge ölür mü hiç!.." sen hüzün dolu heybenle giderken,…
Solgun kelimelerimiz vardı. (göl kıyısında) Kırık sandalın durgun sularına aldanırdık; Kirlenmiş beyazın siyaha kızdığını öğrendik. Her şeyin geçip-gittiğini, (çok sonraları)…
15 / 27 gösteriliyor