Ekmel-i Nur..!

E Engin Badem
0 Altın Yaprak
1 Omuz verip gök kubbede bir buluta, /asırlar halkasından koşmaya gidiyoruz. Kapamayın ne olur gözlerinizi bu gece, /bu gece uzun bir yolculuğa çıkıyoruz. Sırtımızda emanet bir mazi, /havf ve reca ortasında müstakbel, /senelerden nur, aylardan Rebiyülevvel. Süzülüp Bağdat’ın sisli penceresinden, /ve Cebrail’den korkmuş, Meryem’in nefesinden /müjdeler duymaya gidiyoruz. Haber salın Âdem’in tüm evlatlarına, /Habil’ler, Kabil’ler dirilip gelsin. /bırakın bu gece süreyyayı /bırakın güneşler emzirsin… 2/ Bu gece bir telaş var Kureyş’te, /Rab’in melekleri gökten kundaklar indiriyor. Sanırsın ki çöller ortasında bir gül, /feyz-i nurundan diriliyor. Gülizarlar yakındır, diye fısıldıyor bir ses, /bir ses bölüyor karanlığı aniden. Yanağında bir öpücük, /bir öpücük ki sesi, kab-ı kavseynden… 3/ Şimdi haber salma vaktidir Nuh’a /yarıp gelmeli, /çöllerin o kumdan denizini. Şimdi haber salmalı ki Yusuf’a, /yüklensin Kenan’ın tüm gizini… Çatlayan dudakların hâkimiyken susuzluk, Ve sahibiyken yüreklerin, korku. Umudun girdabında esaretin gölgesini görürsün. Ve darmadağın bir fırtınayken çölde sessizlik /aniden ve sessizce /ölürsün… Ve bezirgan pazarlarında satılırken hürriyet, Ve ağlarken gökyüzünde bulut. Bu gece eğmemeli başını yıldızlar. Dallarında umut filizlenmeli yarınların. Bu gece haber salın kâinata, Kucağında Amine’nin ilk ve son gülü /bu gece öldürmenin vaktidir ölümü… 4/ Bu gece haber salın her yere, /kainat kitabının hatimesini beklesin herkes. Bu gece haber salın herkese, /haşiyesi düşülmez, /yükselirken çölden bu ses. Lal olsun diyorum, tüm dilleri zihayatın, /yüreğinden sağanak sağanak fışkırırken şua, /o en nurlu dilden düşsün istiyorum, /o en kutlu dua. Âminleriniz kalsın /dilde sukut, yürekte en gür seda ile Kutsi bir tın kalsın /kulağınızda o en tatlı seda ile… 5/ Bu gece rüzgârında bir nurun, /birer, birer devrilirken yüreklerin putları. Ve sönerken başlarında ateşi tüm kisraların, Tüller arasında bir adam gördü bu sahra, /zırhında gül kokusu. Ra’dlarında gök kubbenin, Sevdaya çalan ziyasına şahitken tüm zerresi hayatın, /kaldırıp attı bir kenara o onulmaz küflü kâbusu. Bu gece gömüp vakitsiz sancıları bir yere, /güller kuşanmış, /Ebabil sürüleri beklesek diyorum. Dilimizde hira’dan kalma ikra, /omuzlarımızda ak güvercinler… Libasında aşk, simasında muhabbet, Gökten bölük, bölük inen melekler görsek diyorum. Melekler ki meydanında bu asrın bent olurken koşarak. /Cebrail’in karşısında görsek bir Sultan-ı Levlak! Başı omzunda o sadık sevdalı, örterken mukaddes bedenini /bizde bastığı toprakları öpsek bu gece, Ve görmeyen gözünde Varaka’nın, /nurunu dinlesek bu gece. 6/ Dar zamanlar, bağdaş kurarken dar beyinlere, /ve darmadağın edilirken hayatlar, /sıdkının zirvesinde yiğitler gördü bu topraklar. Başlarında var olmanın tek sebebiyle, /izini sürdüler hep, /çöl kumlarını okşayarak. /ve binlerce melek binlerce kere alkışlayarak. Avuçlarında küçük çakıl taşlarının, /zikrini mi duydu dersin. Buheyra… Ya da parmaklarından akan ab-ı hayat ile /ruhunu mu yıkadı dersin. Buheyra… /kim bilir… Kim bilir dilinden düşen ilk nur sözün, /cezbesinde raks etmiş miydi Necaşi? Ya da yanındayken, senin /kara derisinde ter ile hiç üşümüş müydü vahşi…? 7/ Ey tüm kutsi canların seyyidi, /ey bu var olmanın en mukaddes eri. Ayrılığın gözyaşıyla el ele verip, /yürekler dolaşıyor. Mazide en güzide dört yiğit, /müstakbelde binlerin bekliyor. Kokunu duymak için gökten inse yıldız-ı garra, /en aşk tadında parlar mı dersin bu sevda. Ey tüm güzelliklerin asude tebessümü, /kaç asırdır bir türlü kovamadık hüznü. 8/ Gel ey! Sevdalar kuşan da gel, İbrahim’e uğramadan, Kabe’ye dokunmadan gel! Gel ey! Harşrolan zamanların inşirahı, Gel ey! Nurlu düşlerin feyizdar ferahı. Kokunun her katresinde, yalnızlığın, /ve ben garip ve mahzun kaldım, Adına mevlüdleri değil ama /yüreğimden düşen mısraları yazdım. Gel ey! Acısı yüreğimde kavrulan, Gel ey! Adı kendi gibi El Emin olan. Hangi bir zaman sonra visal, /hangi zamanda vuslatın, Gel ey! Bin kere çarmıha gerildi, /ruhumda haşrolanım. Gel ey! Ne olursun Allah aşkına, Hani en sevdiğin can aşkına, Bir gece ansızın, Düşüp bir üveyikin nurlu kanatlarından, Ve sıyrılıp; Anı can sayılmış tüm zamanlardan, Kışlarımıza baharlar sun gel. Ruhumuza can ol gel. Gel ey Amine’nin ilk ve son gülü /gel ey… /bu gece öldürmenin vaktidir ölümü…

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.