Hüzün Gözlü Mahcup Kadın

E Engin Badem
0 Altın Yaprak
'Keşke istemeseydin bu şiiri ama yazdım işte' Seni anlatmak istedim, Devriğe çalan mısralarımda. Sakın ha okurken, Gözyaşların yol bulmasın yanağında. Asırlar öncesinin, Yeniye nükseden tütsüsüydün belki. Belki,bir kır atın, Yelesine sarılmak kadar uçarı. Şimdi bir bir seni yatırıyorum şiire Kalemimle kanatırcasına çiziyorum acını. Eyy hüzün gözlü mahcup kadın, Söylesene! Kim buladı karalara ak kundağını? Kim çaldı hayallerinden al duvağını? Dur... dur... söyleme sakın! Önce hatıraları alıp koynuna En efkar deminde bir cigara yak. Ve Bin gizemin esrarını kopar saçlarından. Ve öperek başla anlatmaya, Hiç görmediğin ananın ayağından... Nedenler,niçinlerin ardında Omuzlarında ağırlığı yaşanmışlıkların. Nedendir ki ürpermek; İlk dokunuşunda anıların. Söylesene! Kaç şaire ilham oldu haykırışların, Söylesene! Tutabilmek kolay mı gölgesini o çığlıkların. Yine mahcup eğ başını yere. Nereye kadar ablam.Söyle nereye? Böyle dalıp gitmelerin nedeni neydi? Böyle susmalar nelere gebe, Sanki tek sen misin? Bu hayat oyununda gözleri bağlı ebe. Sen hüzün gözlü mahcup kadın Kaç zamandır sarılı hasretin taş kundakta. Artık yetmez mi? Bak ninniler baş kaldırmakta... Yutkunarak sürdürme kavganı Ve Gecenin kara boşluğuna, Ak buğuyla yaz sevdanı... Hangi yara kabuk bağladı ki Hangi hayaller pembeye çaldı ki. Bak şimdi yağmur yayıyor kentine Şimdi çıplak ayaklarını vur toprağa, Ve ağlayarak değil güzel ablam, Gülerek ger yüzünü her yağmur damlasına. Zaman ne ki be ablam, Akreple yelkovanın bitmeyen serüveni. Söylesene! Nasıl çaldı yüreğinden,saliseler sevinci. Şimdi sil gözlerini, Seni görmesin böyle yavrun, Söylesene! Ne zaman İftarı bu suskun orucun. Al bir cigara daha yak, Derin derin üfle göz yaşının rengine Artık gülmenin zamanı gelmedi mi abla be? Oysa... Her zemheriye dokunur güneşin mızrağı, Gidilmezlere götürür senide aşkın burağı, Yüreğine saplanan bu ayrılık sancağını Yere çalmanın zamanı değil mi abla? Biliyorum... Senden habersiz yırttılar resimleri, Senden habersiz sattılar gençliğini, Ve şimdi titreyen şu bedenini, Güneşe yaslamanın zamanı değil mi abla? Biliyorum... Sendin hep elleri koynunda, Sendin üşüyen hüznün soğuğunda. Bakıp bakıp ta ince boşluğa, Susmanın zamanımı be abla... Biliyorum... Çağlıyor yürek çağlayanın, Belki de yok arayıp soranın, Geçmişin elemine hicranı doğramanın Şimdi zamanımı be abla. Susmasana! Konuşsana! Kardeşinle bir derdini paylaşsana. Unutma! Her şeyin kudreti elinde olan biri var, Biri var seni senden iyi bilen. Unutma insansın işte! Muzdaripsin geçmişten gelenle. Şimdi tüm umutları bir bir dikeceksin göğsüne Ve eğip başını yere, Tevekkül edeceksin Rabbine. Yoksa bu dert seni bitirir Dirhem dirhem solarsın abla... Yine susuyorsun, Aslında bu susmalardı her şeyi bana anlatan Böyle dalıp dalıp gitmelerdi belki, Belki yutkunmandı hani. Neyse benim güzel ablam Gayrı susma sırası bende, Şuradan bir cıgarada bana versene...

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.