Yoğunum Diyorum Sana...

E Erkan Ören
0 Altın Yaprak
Yoğunum, çok yoğun... Beynimden çığlar düşüyor gözlerimin önüne Gözlerim kör, dünyam karanlık Kollarım üstümde fazladan iki bacak İnsanım, ama nasıl.? Yoğunum diyorum sana anlıyor musun? Köpüklü duygusuzluklar sahilindeyim, Ayaklarım yaşlanmadan ıslanmalı hemen. Deniz feneri küflü ve siyah camı; Yanıyor, Sönüyor, Yanıyor, Sönüyor. Bir damla, bir arkadaş, bir... Topuksuz ayakkabıların parmaksız ayakları Yapışkan bir çamur alnımın ortasında süzülmüş Kara gözlerim - yani ben - kara, kapkara. Titriyor şahdamarim, ürkek yemek borum Kamburluk hayatimda, sirtimda degil Bir ambarda yaşayan etçil bir it gibi Git şimdi... Yogunum, ölecegim şimdi Sirsiz sirdaşlar kapi dinliyorlar Kalin sesliler ülkesinde yaşiyoruz Neyin sesi çok güzel, ama Agacin sesi çok acikli Firtinali daglarda ugultulu beyazliklar Korkutan beni bir de renksiz siyahliklar Deli soluk, deli kanli, delisin sen Ben çilginim sen deli, ya digerleri? Bebeklerinde degil mana, şekillenen mimiklerinde gözlerin Şekilli şekilsizlikler bölgesinde, yalansiz mimikler Insanlar birer makbuz kagidi arkadaş! Üzerine fiyatlari yazilmiş kanli et parçalari Dikkat; selam dur! Sag, Sol, Sag, Sol... Sag, sol, sag, sol, zirvesindeyiz kainatin Beni etkileyen cansiz varliklar Tüylerini ve gagalarini seviyorum en çok insanlarin Selleri seviyorum, bagrişmadan kaçan su ordusunu Taşlari seviyorum, degişmeden duran taşlari Dördüncü boyuttan bulutlari seviyorum Kimi zaman da samimi delileri Diyar diyar gezdim yadigarlar aldim kimilerinden Cüzdanlar ayakkabilarinda, çiçekler ceplerinde Taşlarla konuştum, arilarla Somalideki, Burnaideki çocuklarin kaburgalariyla Askerlerin kasketlerinde kurdum yatagimi yogunluk nedir, ya da kesafet Kurbanlik biyiklarda meşvereti gördüm Sokun beni, Sokun içerlere, ana rahmine Ya da kaçmak istiyorum benden. Olabilir mi? Bilebilirligi bilemiyorum, Ama yapabilirligi yapabilirim. Gölgeler siliniyor artik, kaçan akişkanliklardir, akişta dogdu ilk hücre, ücra hücre, Sanatsal yaklaşim uzak bana, akişlar gerçek. Erzurum’da, Şirnak’da nakışlar, ücra hücreler... Yakarışlar, dualar, yarı geçirgen ağızlarında, İğne, iğne gergefte yoktur gölgeler Dipsiz kuyularda Somali’nin Çat’ın midesinde Aç itlerin, tok taşların, ayakkabıların içlerinde yoktur Yadigarda, toprakta ve dördüncü boyutta Bir de gölgenin sebebi güneşte yoktur gölgeler Seriyiz biz, 6 milyar basamaklı bir seri Bir bölü altı milyar eşittir, bir bölü altı milyar varlık Yokken de böyleydik varken de bu dünyada Böyleydik işte denilebilir ancak sayılarda Olanaksızlık saçmalık olanaklılık ise seri, Farksızlık eğrileri çizicem şimdi alnıma Alnımın kırışıklıkları uyuyuncaya dek. Kanat takıp havada avlanılacağım kuş gibi, Bir papatya olup postallarla ezileceğim, Urgan olup intihar ettireceğim, Yahşi bir Azeri gibi ineceğim uçaktan. Sonra? Farklı bir şekilde sordum soruyu "Sonra?" Su içeceğim. Sonra da gidip uyuyacağım. Bak Su ne kadar güzel; bir bardakta Sessiz ve sakin Önce amcamın ellerine sonra da elindekilere bak İpe geçirilmiş doksan dokuz boncuk

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.