Şiirler - O,ö

Ö Ömer Ekinci Micingirt Ömer Ekinci Micingirt
0 Altın Yaprak
Ömer'den Ömer'e İpe sapa gelmez ruhsuz sözleri, Hikmetin sırrına verdim Ömer'i, Küfür halkasında sabit izleri, Şeytanla diz dize gördüm Ömer'i. Ne çok hayranları hem de adaşım, Yutkundum yutkundum zonkladı başım, Firavun'un başı budur kardeşim! Kimlerle göz göze gördüm Ömer'i. Düşme arkasına her şey apaçık, Şairlikte payın varsa azıcık, Kızsın Hayyamcılar kızsın kızacak, Gazapla yüz yüze gördüm Ömer'i. 08.03.2007 Bursa Ömer Ekinci Micingirt Ömer'le Mısra eker Ekinci, satır ıslanmış terle; Micingirt sağ yanımda, koşuyorum Ömer'le, Pusulamız yâr ise, aşka ihânet niye? Beni "ben"le yıkadım, ilhâmı köpüklerle. 08.11.12 Bursa Ömer Ekinci Micingirt Ömür Tarihimin sayfasına bakmadan, Boşa koştum hakikatsiz bir ömür, Nursuz tersiz kazanılan lokmadan, Ve yiyorum tasrifâtsız bir ömür. Geldi geçer bu âlemde yok kalan, Amel salih iman yoldaş tek kalan, Nerde Ömer deryasına takılan, Gidiyorum pek hesapsız bir ömür. 04.01.06 Bursa Ömer Ekinci Micingirt Ömür Tek Çıkmak istenmez beşik Yavan dünyaya âşık Geri dönülmez eşik Ömür Oyun, belki bir devir Duygu paketle çevir Çetelerde kenevir Ömür Lâkin vefa ahdedir Yaşamayan sahdedir Acep gerçekte nedir Ömür Hesap kitap ve tuzak Yol yok mezara uzak... Kandil yaktıran kızak Ömür Tektir, tek sefer tası Aşkın öbür yakası Yaşamın fiyakası Ömür 03.01.12 Bursa Ömer Ekinci Micingirt Ömür... Ömür: kimine uzun, kimin de bir kelebek; Ömür: tıpkı huy gibi özünde sendelemek. Ömür: bazen de gölge, velilin sükûtunda; Ömür: kefeni biçip, zamanı rendelemek… 24.08.11 Bursa Ömer Ekinci Micingirt Önüne Geçsin Samimi hislerle hareket eyle İsmin liyâkatin önüne geçsin Cahile idrâki nispette söyle Görgü izâhatın önüne geçsin Basit görmeyiniz tekrarsız hayat En büyük ihânet gerçeğe inat. Kimine güneş ol kime gölge et İhsan feragatin önüne geçsin Herkesi büyük gör kendin dışında Beynin tefekkürse aklın başında Kalbe tesir olsun her telaşında Sonun fecaatin önüne geçsin 18.10.11 Bursa Ömer Ekinci Micingirt Öpeceğim Ölümü Arsızlaşan kavimleri arattın, Nerde vahşet bestesinde sen varsın! Kan üstüne mekân kurdun yer ettin, Kin ve nefret nefesinde sen varsın! Yaram ağır sarsıntılar derince, Kin büründüm bebekleri görünce, Sorulacak Allah fırsat verince, Zalimlerin listesinde sen varsın! Taşa çaldım seni gördüm hilimi, Şaronları neronları zulümü… Düğün bayram öpeceğim ölümü, Ölüm nedir! Ötesinde sen varsın... 31.07.2006 Bursa Ömer Ekinci Micingirt Örtü Sükûtun sırrıyla ağlayan sesi, İdrâke çalış dön çevir suratı! Aklın ermiyorsa sen neyin nesi, Senin haddin midir örf ferâgati! 04.02.08 Bursa Ömer Ekinci Micingirt Örümcekmişim Vatanımda garip öksüz tekmişim Bizi bilmem nasıl yok etseniz ki Ve adam değilmiş örümcekmişim Utan! Mevlana'dan ya da Yunus'tan Sürün bizi sürün gâvur dağına Düşmüşüz bir defa kin kucağına Yâda Sibirya'ya taş ocağına Utan Mevlana'dan ya da Yunus'tan Ülke sizin madem siz karar verin Oynayın irtica ülkeyi gerin Sen şehit oğlusun var mı haberin Utan Mevlana'dan ya da Yunus'tan Şeyh Şamil ve ben aynı kafadan Suçumuz kulluk mu O'na ifadan Ruhu kaybetmişsin zevkusefadan Utan Mevlana'dan ya da Yunus'tan Sanmayın bu devran böyle sürecek Bu dava büyüktür kim söndürecek Şahlanacak ülkem âlem görecek Utan Mevlana'dan ya da Yunus'tan Selam derim selam gitmez hoşuna Ne gakkoşa bakar ne dadaşına Bu nasıl anlayış düşman başına Utan Mevlana'dan ya da Yunus'tan Gözyaşım silahım ümidim tamdır O nebi rehberim şehit atamdır Hem vatan benimdir benim vatandır Utan Mevlana'dan ya da Yunus'tan Derûnum hoşgörüm ahengim yârim Ben mi suçlu acep suçlu ararım İzaha ne hacet kime sorarım Utan! Mevlana'dan ya da Yunus'tan 01.09.2005 Bursa Ömer Ekinci Micingirt Öteki Bâb-ı Âli yokuşu,idrâk noksan gözü aç, Dudağını bükerek buyuruyor öteki! Köşeleri zaptetmiş 'Zât'ı tespite muhtaç, Tedhişlerin sonu yok,biz neciyiz biz peki? 18.01.2008 Bursa Ömer Ekinci Micingirt O'na Ruhum kirle yıkanır belli benim sınırım, Yaş tevbeyi sırtlayıp ben O'na sığınırım 20.01.11 Bursa. Ömer Ekinci Micingirt O'na Hamdolsun Sanal realite yaşadığımız, İdrak etsem keşke bir ömür boyu. İkbâl yok hep paye taşıdığımız, Hudutsuz sancıyla yıksam hay huyu. Yazık oldu yazık yorgunluğuma! Anladım ki artık tekrarı çok zor. Belki bu tefekkür olgunluğuma, Belki tek vesile içimdeki kor… Günahı yakar mı derin kıvılcım! Izdırap ardından gözyaşım dolsun. Sebebim olur mu bendeki vehim, Ben O'na muhtacım O'na hamdolsun. 16.06.09 Bursa Ömer Ekinci Micingirt O'nun Dışım gülümser de içimde har var Saatim işliyor vakit ne savar Söner mutluluklar düşer payına Ben O'nun peşinde O başka diyâr 06.06.12 Bursa Ömer Ekinci Micingirt O'nun Ahengi Aşk döker dereye derin ırmaklar, Ruhları dindiren musiki saklar. Yüksekten uçuşan turnalarında; O'nun ahengiyle sayar parmaklar. 04.07.11 Bursa Ömer Ekinci Micingirt O Gözlerin O gözlerin kehribar Bakışların masmavi Duygularım şehriyar Bu his sanki semavi Mahmur mahmur tebessüm Gamzelerin yemyeşil Esir oldu iradem Mecnun ettin bu ne hal Sen bir beyaz taçmahal Yamaçların hep hüzün Sen her mevsim öyle kal Büyüle hep günbegün 19.04.09 Bursa Ömer Ekinci Micingirt O Gün Her poyraz esince dumanım tüter Tüysüzün hakkını gasp eder tüylü Velhasıl ölüm var cehennem yeter O gün belli olur soysuzla soylu Ülke benim deyip yan gelip yatar Epeyce fazlalar çoklar bir hayli Helali olsa da harama katar Şeytanla iç içe o yönde meyli 08.06.12 Bursa Ömer Ekinci Micingirt O Gün O gün söz vererek bir yola girdim, Ve 0'na söz verip tekbir getirdim. Büyük sonsuzluk var hesaba gebe; O günden bu güne böyle bitirdim. Hâşâ yüreğime yazsam adını, Aşkla nikâhlamış erkek kadını. Cennet kapısında var mı engebe; Meluna kaptırma son hasadını. Felsefe yapmak yok kimin işidir, Kimi birkaç renkte kimi dişidir. Sığındım aşk ile gerçek sebebe; O'na sığınanlar aşk işçisidir. 17.02.12 Bursa Ömer Ekinci Micingirt O Köy Ölürsem dermansız sıladan ırak Yüzümü çevirin o köye doğru Sonsuzluk yolunda olsun son durak Özümü çevirin o köye doğru Hasret yudumlarım alev ataştan Gurbeti yeniden başladım baştan Buz gibi gezerim en kara kıştan Gezimi çevirin o köye doğru Bayramlar yad elde pek fark etmedi Yaşım elli oldu yaş kırk etmedi Dizim çözülmeden yön çark etmedi Dizimi çevirin o köye doğru Bendeki sapanlar boşluk sürüyor Az mantık çok hüzün kışlık sürüyor İçimde bir başka hoşluk sürüyor Azımı çevirin o köye doğru Gevenliye gömün alın bu cânı Neylerim yârensiz bütün cihânı Gözlerim yollarda bekler o anı Gözümü çevirin o köye doğru Sözü tımar ettim mısra kokladım Rüya hayal gerçek tek tek yokladım Fikri hissi sözü yer yer sakladım Sözümü çevirin o köye doğru O köy ki Micingirt özlemin tülü Bütün heveslerim tasa örgülü Sözlerim rengârenk vaazım ölü Va'zımı çevirin o köye doğru 04.10.12 Bursa Ömer Ekinci Micingirt O Şehir En mutlu günlerim geçmiş dağlarda, Şimdi yamaçları mahzun ney sesi. Hayat yumağını sardım ard arda, Yaklaştım o şehre gördüm herkesi. Uyan emmi uyan, uyan kalk hele, Semavi ülkenin kalk kucağından. Ver elin öpeyim biraz acele, Ne zaman ayrıldın ev ocağından? Her yatan yolcuyu taşlara sordum, Geçmişle iç içe öyle bir gece. Bu yeşil armoni yarış diyordum, Ne bir yarış vardı nede derece. Mecnunun çığlığı geldi derinden, Kendimle baş başa içimde tufan… Mezara taşınmış evler yerinden, Bu hasret boğacak zannettim o an. 28.10.08 Bursa Köyüme gittiğimde herkesi mezarda buldum... Ömer Ekinci Micingirt O Ve Ben Şiir sahilsiz derya, dalga boyu her nokta, Sonsuz sükûn sesleri, yokluk varda var yokta. Hayret duygu iç içe, hece hece levhalar, Yürüyoruz o ve ben, yapayalnız çoklukta. 24.09.09 Bursa Ömer Ekinci Micingirt O Yalansa Oyalan Ömür kısa yol uzun, O yalansa oyalan Kimler gitti bu güzün? Ne deden var ne halan, O yalansa(!) oyalan. Merhametle buyurmuş, İbretli ifadeler… Kuran ile duyurmuş, Oynasın iradeler, O yalansa oyalan. Dünya geniş nimet bol, Gezin tozun yiyiniz. Peki, sonuç ne sonuç? Güvenceniz neyiniz? O yalansa oyalan. Dönün vicdanla bakın, Bizi niye yarattı? Boşuna mı yer, gök, su; Boşuna mı donattı? O yalansa oyalan. Bırakalım yeisi, Tefekkürdür kârımız. Bak semâvat ehline! Ve Kur'an şiarımız, O yalansa oyalan. Gelin canlarım gelin, Varsa iman kurtulduk. On dört asır evveldi Güller gülünü bulduk, O yalansa o yalan. Ömer dünya toz duman, Oyun zorlu, zor zaman, Hakkı dinle Hakka bak! Takva yardır "o zaman", O yalansa oyalan! 29.03.2006 Bursa Ömer Ekinci Micingirt O'na Aslında ben söz yazan bilinmez bir naçarım Dörtlüklere yaslanır mısralarla kaçarım Dört biryanım fırıldak sefil ve merhametsiz Ben O'na sığınırım hep O'na el açarım 30.05.12 Bursa Ömer Ekinci Micingirt O'na Ait Gölgeleri tarayıp; Varılır ki varmadan. Gözlerini kapayıp; Görmek vardır görmeden. Samimiyet yazılmış, Alfabesi sırmadan. Ben sen o yok biz olmuş, Mahvoluşa varmadan. Şairim ya ilham var, İlham derim durmadan. Bende ilham ne arar, Gecelere sor madem. Zaman mavi sandığım, Çevreliyor sormadan. Ziynetim inandığın, İhaneti dermeden. Sükût sanki kuş tüyü, Huzur verir sermeden. Zevk denilen kuytuyu, Terk edelim yermeden. Benim diyen bu devi, Zorlamayın ermeden. Hem nankör bir münzevî, O'na ait bir maden... 23.05.11 Bursa Ömer Ekinci Micingirt Ömer Ekinci Micingirt O'nu Kulak verin bu sese Hem deliyi kim dinler Gülme ayet hadise Tepeme geldi cinler Musiki hoş velhasıl Yayacağım her yana Ruhum yine muttasıl Olmuşum bir divane Başka var mı çıkar yol Gafil gönlüm uyansın İster ağla ister gül Yansın yüreğim yansın Adam birde ne dese Hadi çabucak göster Sinemde bir hendese Zihnim titriyor yer yer Ayak bastım kırk beşe Lakin yetmişe denktir Dostlar gitti peş peşe Bilmem bu nasıl cenktir Zaman içimde zâr zâr Sonu hayırlı olsun Mevcudat hep O'nu arar Bozulanlar bozulsun Her şey 0'nu heceler Dağ taş böcek karınca Cismim O'nla geceler Huzuruna varınca 24.02.11 Bursa Ömer Ekinci Micingirt O'nun Acizi Her ne kadarda cürmüm büyük olsa da, Sanma ki ufukta görünmez ışık. Çığlık çığlık içim uzak kalsa da, Ben O'nun acizi, O'nla barışık. Belki de kimbilir ne sırlar vardır, O'nun huzuruna yoklar var olur. Ehaddır, Samettir O yüce yârdır, Hem O'nu bilmeyen kime yâr olur Elbet tâbi olan hep O'nu bulur, Hele muhalifler akıldan âmâ. Kalbe vuslat salan sesler duyulur, Ömrü tefekkürden başka harcama! 26.01.12 Bursa Ömer Ekinci Micingirt Okşa Ah annecik ah anam! Öldürecek bu sancı. Sarıl soylu bir tanem, Öp zor günüm ilacı. Hiç ateş-i sûzan der, Hiçlik hiçte kaç eder, Oğulcuğun derbeder, Okşa başımın tacı. 01.06.11 Bursa Ömer Ekinci Micingirt Oku Yoktan var etmiştir var eder yoku Doyuran giydiren açı ve toku "Bilenle bilmeyen bir olur mu hiç? Yaratan Rabbinin adıyla oku Ve ilk beş ayeti, iqra! diyor Hakk Oku, Rab ekremdir, ey ehl-i vifak Rububiyet odur Vahdâniyet O Hayırda rekâbet dinde ittifak. 21.11.11 Bursa Ömer Ekinci Micingirt Oldu Ben ben'le oynaşır beynim de bile, Gürbüz gecelerle hâl bahçem oldu. Saklı efkârlarla geldim ne hâle, Hoyrat mangasında bol bahçem oldu. Hiçlik çağıltısı tüter gözümde, Dürtüler başköşe aklım dizimde, Bir varlık bir yokluk bencil sözümde, Kuru bir kavga ki kâl bahçem oldu. Gündelik konuştum gündelik aldım, Hüznü katleyleyip neşveye daldım, Pörsümüş ömrümle bir ömür çaldım, Sonun uğultusu çöl bahçem oldu. 16.01.12 Bursa Ömer Ekinci Micingirt Olur mu Gülüşü bir güneş, bakışı yaydı; Nazarı âdeta içime kaydı. Beni kimler anlar, yanık sineler, Hiç bahar olur mu âşk olmasaydı! 13.04.12 Bursa Ömer Ekinci Micingirt Ombudsman İhtirasın sonu yok coşar gürler eserdi, Her eylemi ihânet, ombudsmanlık tek derdi. Ve Nemrutu geçmişti, arkasında cemiyet, Tafra tüten bu şaşkın bu ülkeye ne verdi! Zorluyor bu aralar bir şeyler mi verilsin! .. Banka hortum ve koltuk düşündükçe gerildi. Vicdanında irfan yok bırakında gerilsin, Hakikat yok çark etti, hortladı ve dirildi. Hep ben olmak istiyor...yine büyük birader, Öyle ister cemiyet cemiyetin her ferdi. Mimarların üstadı bu defa çok derbeder, O şapkayla kaçarken! Kardeş kardeşi yerdi... 08.04.08 Bursa Ömer Ekinci Micingirt Ondört Şubat Ar sokağa taşındı, buz kar yağmur kışındı, Valentine düşündü, yaşasın on dört şubat. Siz resmedin ben çekim, sevgili kim seven kim, Mihenk kaydı nitekim köşesin on dört şubat. Renk renk mumlar yakarak, zıvanadan çıkarak, Prangalar takarak, koşasın on dört şubat. Nefsin azgın görgüsü, gerçek şehvet dürtüsü, Meşke teşvik sergisi, döşesin on dört şubat. Sevgiliymiş nedeni, tatbikatta medeni, Konuşturmayın beni, maşasın on dört şubat. Kısrak gibi yetişir, mahremiyet tutuşur, Edep yoğur ar pişir, pişesin on dört şubat. İffet ateş yanan kor, danış vicdanlara sor, On dört şubat geliyor, neşesin on dört şubat. Vahşi batının eli,akıyor zillet seli, Para puldur temeli, poşasın on dört şubat. Zina tavana vurdu, mazgal doldu su durdu, Sevgililer kudurdu, paşasın on dört şubat. Dipsiz kuyu gir eşin, Aras paklamaz leşin, Hovardaca gidişin, şişesin on dört şubat. Aşk şuûrdur dön bir bak, huy şartlanma ve nifak, Kaybol kirli ittifak, şaşasın on dört şubat. Soyun der adı cüret, biraz utan be ar et, Bu mu aşka sadakat, şaşısın on dört şubat. Hayat ölüm yaş elli, zillet sardı besbelli, Şiir acı teselli, aşasın on dört şubat. Kaybettiğim aşk meğer; ne ölçü var ne değer! Sevi bu ise eğer, düşesin on dört şubat. Oku öğren yaz sende, hitabıma kız sende, İzan sende göz sende, yaşasın on dört şubat! 14 Şubat 13 - Bursa Ömer Ekinci Micingirt Orkestra Sesleri Üfül üfül poyraz, buğulu sisler, Bulutlarda yattım sanki bu gece. Burcu burcu esti lale nergisler, Sonsuzluğu tattım sanki bu gece. Sessizlik yayıldı oh perde perde, Rengârenk tüllendi gül bahçelerde, Musiki sesleri hemen her yerde, Ötelere gittim sanki bu gece. Kurbağa, çekirge öten dostlarım, Fareler, pireler zaten dostlarım, İpek böcekleri keten dostlarım, Sırça köşkte yattım sanki bu gece. Ne bir riya vardı ne de gösteriş, İlahi bir koro sihirli barış, Orkestra müthişti coştu yalvarış, Aşkla pervâz ettim sanki bu gece. 17.05.2006 Bursa Ömer Ekinci Micingirt Osman Gazi Tophanede, Ruh tüllenir. Perde perde Tophanede... Altı asır... Dile kolay, Kutlu ve sır, Altı asır... Ve heybetli... Sedef markat, Pek himmetli. Ve heybetli... 01.05.2007 Bursa Ömer Ekinci Micingirt Oynama İrfan yudumlayıp insanca yaşa; Kendini kendinle koyma baş başa. Ecel nispetinde ömrü dünyanın Kim kime aittir, oynama boşa! 30.09.11 Bursa Ömer Ekinci Micingirt Oynaşın Gerçeği serap görüp çöl gibi kurur çatlar, İdrâk yüceliğinden pek uzaktır zevatlar. Ölüm yok oluş mudur yaşam bâki mi peki; Tedbir nedir takdir ne, oynaşın zerzevatlar! 11.10.11 Bursa Ömer Ekinci Micingirt Oynayın Millet Bir başka tasada şair bestekâr, Merhaba şöhret. Çevremi yeniden sardı gam efkâr, Oynayın millet(!) Vadi alev alev, ateş boran kar, Erenler himmet. İklim değişiyor mevsim sitemkâr, Vallahi hayret. Kıpkızıl isyanlar nereye akar, Tufanı seyret. Bu kanlı vadi beni de yakar, Belki bir müddet… Gece bana bakar gün bana bakar, Gayret ha gayret… Yeryüzü matemde,şen şakrak inkâr, Allah'ım Affet! 06.11.08 Bursa Ömer Ekinci Micingirt Oyun Oyun zorlu zor oyun, bilmezsem Amentüyü, Hem boranı, hem kışı, hem yağmuru, hem suyu... Nur bedenim nar olur, gayya eyvah o kuyu! Aman Allahım aman! Düşün sual sorguyu! Uzun soğuk cesedim kıpkızıl ve upuzun... Dört bir yandan verirler, kalkamam ki sonsuzun. Mezar göğü titretir götürürler ansızın, Geçti geçti sesleri keşke olur son sözüm. Mayan nedir Micingirt! Biraz balçık ve türap... Hayallerle yüzersin... Ki melalin pür harap, Takılıpta kalırsan sonsuzluk sana serap, Bencil nefsim yüzünden, kapından kovma ya Rab! 20.06.2006 Bursa Ömer Ekinci Micingirt Ozan Aşktır ozanların meftun bakışı Mecnunun Leyla'ya bakışı gibi Dokurlar nazımla gerçek nakışı Badenin bardağa akışı gibi Namazı şairler güzel kıldırır Bülbülü öttürür gülü güldürür İslami yorumlar neyi çaldırır Bilal in ezana çıkışı gibi Sevdalı ozanlar gelgelli diller Leyla Mecnun Şirin bir başka haller Çiçekli çiğdemli şifalı diller Arının peteği yapışı gibi Şairler ilhamdır ilham yazarlar Şiir dinletirler gönül bezerler İncisiz gerdana yakut dizerler Gelinin gerdanlık takışı gibi Mevlana şiirle barış işledi Tasavvuf eyledi gönül aşladı Ömer'de bambaşka bakış başladı Yunusun selama bakışı gibi Ömer Ekinci Micingirt Ozanım Ozan enis olur biraz da vâkur Muhkem kafiyeler süslü yalan var Sözde ârif ama edep tam takır Yarayı kaşıyıp horozlanan var Eşsiz küfürleri düşündün mü hiç Şakağın taş gibi yüreğin kerpiç Oy verene ahmak kazanana piç İzan terk-i diyâr susun olan var Ne bir töre kaldı ne bir gelenek Ne bir arı kaldı ne de bir petek Taşlama bu mudur bu da ne demek Her sözün başında kesin ulan var Cumhura saygıdır sabırda gayret Toleransın vasfı makam-ı hayret Birliği idrak et renkleri seyret Asabiyet nifak, falan filan var Tutmuşsun yalanın şuh eteğinden Biraz hisse alsan ağa beyinden Korkarım tevbesiz öleceğinden Çok geç değil dostum vakit hâlen var Sazına sözüm yok say Fazıl'a denk Bıyıkların pazu yüzün rengârenk Soğuk tabut gelir kapanır kepenk Karanlık vadide çıyan yılan var Mârifet ne sende ne kırık sazda Hiçlikte vuslat var çokluk yok az da Sövmeyi terk eyle düşün birazda Zamanın fevkini seni bilen var Ülküler değişti zamanla gel ki Güvercin mevt gibi Kurt oldu Tilki Gerçeği fark edip susarsın belki Senin de ben gibi büyük çilen var Bu nasıl bir kavga kaynayan kazan Her şeyin kaplamış bühtan suizan Dava ne mübarek oldun borazan Encamı belirsiz bin bir hilen var Seni seviyorum yine de ozan Garaz kin üretti bu çarpık düzen Namaza davettir okunan ezan Vecde çağırıyor yüce ilan var Mâzimiz pek şanlı alnımız diktir Vatan ezan bayrak şükür ki tektir Gözyaşı derceyle mâna biriktir O'nun kapısında nice gülen var Nerde şair yazar nerde maarif Benimki belki de arife tarif Ne diyor mübarek Hadis-i Şerif "Şiirde hikmet var" öğüt alan var Sabrın imbiğinden geçir hep tek tek Yine de sen yaz hep ölünceye dek İdrak ve hâl varken söze ne gerek Hakk'ın kapısında büyük plan var 24.10.11 Bursa Ömer Ekinci Micingirt Öğretmen Kırk yıl köle dedik bir harf başına Yirmi dokuz kırk yıl düştü peşine Bilgiyi yoğurdu kattı aşına O irfan şöleni meşktir öğretmen İlmin ziyâsıyla koşar canlanır Bambaşka mefkûre ruh aydınlanır Şad olur mevcudat kalpler şenlenir Yârendir mekândır köşktür öğretmen Yürekleri dolu emekleri ter Bülbül gibi şakır gül gibi biter Aydınlık yolunda başka ne ister Hep ilmin güneşi aşktır öğretmen 22.08.2005 Ömer Ekinci Micingirt Ölene Kadar Görenler hep ayakta, Kör kapıya anahtar. Uslanma yok dayakta, Önce hesap sonra nâr. Biz ecelle söz kestik, Ben sen o deyip estik, Ta ki gelene yastık, Olduk şeklen canavar. Had bilmezlik nedendir, Giydirilen bedendir, Görsellik şüphedendir, Şirk, şüphe neye yarar. Terki terk eyle terki, Ve gerçek dostun derki: Duasız neyin var ki; Dua iksir, dua yâr… Avam hâlin ismidir, Sır ve sabır hasmıdır, Bilincidir resmidir, Unutma ki ben'de var. Kendin bilen kelâmı, Bu dünyayı âlemi, Hak haykıran kalemi, Kim unutur kim arar. İnşallah şiirimi, Haddimi şuurumu, Hiçliğimi varımı, Bilsem ölene kadar... 25.07.11 Bursa Ömer Ekinci Micingirt Ölesin Ayrılık Ak düştü kaşıma hasret çekmekten, Belâsın ayrılık duyuyor musun? Vuslâtı unuttum sâbır ekmekten, Hilesin ayrılık duyuyor musun? Su gibi çağlayıp yel gibi estin, Dağları belleyip zamanı kestin, Mecâlsiz gecemde bir mâvi sestin, N'olasın ayrılık,duyuyor musun? Uykuyu giydirip geceyi soydun, Zamanı tarayıp mevsimi oydun, Sanki teneşire ölümü koydun, Salâsın ayrılık duyuyor musun? Bulutlar neşveli, yıldızlar sissiz, Neden ben çileli sen benden sessiz, Git ordan hâl bilmez,tasasız hissiz, Çilesin ayrılık duyuyor musun? Aşk sen ihânet sen, işkencede sen, Hüznün her kuşağı, her hecede sen, Azâpsın aşırı derecede sen, Bilesin ayrılık, duyuyor musun? Susman tıpkı Nemrut, konuşman belâ, Yüreğim ağzımda yaşarım hâlâ, Bu bâhtı karayı râhmete ala, Ölesin ayrılık, duyuyor musun? Leylâ'da ayrılık aşkın fermanı, Derdi halk eyleyen verir dermanı Ve sonun başında vuslât harmanı, Olasın ayrılık, duyuyor musun? 17.04.12 Bursa Ömer Ekinci Micingirt Ölmüyorum Neden bu günlerde gülmüyorum ben? Şen şakrak olmak mı, olmuyorum ben Kulluk ve liyâkat, hesap ve kitap; Nefesim burnumda ölmüyorum ben! 24.08.11 Bursa Ömer Ekinci Micingirt Ölü Aşk Sahip çıkmadın ki münevverine, Şair ne şuur yok,şiir desteksiz, Nesepsiz düşünce geçti yerine, Kelimeler flört kelam eteksiz... Şair müteşair, şiir tarumar, Ne bir kaygı gördüm nede çile var, Nefesim tükendi es deli rüzgâr! Sırtlanlar kol gezer sürü köpeksiz... Ölü aşkı mı desem? Edeyim ikrar, Çözülmüş ruh hali mevt olmuş efkâr, Yaşasın aşkımız! ...sonu yok tekrar, Yaban arı dolu, arı peteksiz... 12.05.2006 Bursa Ömer Ekinci Micingirt Ölüm Sanduka içinde cansız beden var Ölümün dili yok yazgılar ağlar Istırap içinde vuslatı arar Vuslattır terhistir hasrettir ölüm O'na gülümseyen nusrettir ölüm Ölümün kokusu gel beni de sar O diyâr ki başka bambaşka diyâr Nereye kaçayım tabut benden dar Vuslattır terhistir hasrettir ölüm Ak kefen giyinmiş kesrettir ölüm Musâlla üstünden dön geriye bak Döndüm başodaya baktım korkarak Ben başka yerdeyim,başka el ayak Vuslattır terhistir hasrettir ölüm Yolu kaybedene ismettir ölüm Bak yine aklıma cürümler girdi Kopardı kellemi ruhumu gerdi Gövdemi terk edip toprağa verdi Vuslattır terhistir hasrettir ölüm Tevhid-i kelamla vuslattır ölüm Vuslattır vuslattır vuslattır ölüm 2004 Bursa Ömer Ekinci Micingirt Ölüm Deme Mümkünü yok utanır, korkusuz direnirim, Yıpranırım ölürüm, hâşâ vazgeçmem Bir'den. Keşke derim kendime, yaş döker iğrenirim; Ölüm deme der dostlar, kaçış var mı kabirden! 17.01.13 Bursa Ömer Ekinci Micingirt Ölümsüzlük Benlik çokluğa yoldur Hacmi yok aklın boldur Yiyip içip çiftleşip Aşk boşalt flört doldur Gaye ve zevk ne kadar Bu ne hüsran ne hâldir Kemâl idrâk dertleşip Emre yönel vebâldir İniş çıkış ve düzlük Kalbe takılmaz gözlük Öteyle giriftleşip Ölmektir ölümsüzlük 29.06.11 Bursa Ömer Ekinci Micingirt Ölümsüzlük Şöleni Çam kokulu yamaçlar, bu baharda dirildi, Bulut tıpkı cam gibi, güneşse kemik tarak… Börtü böcek oynaştı, hüzünler devşirildi, Mevsimin kasığında ruhumu damıtarak… Akışın dürbününde, duygu sarar gül işler, Gözyaşlarım gönlümü, mezar toprağı sular. Kelepçeyle bekliyor beni hep bekleyişler, Sanki hüzne adanmış, içimdeki kuşkular. Kimseciler anlamaz karakış hep yazımız, Rençperliğim tek mevsim, korku kaplar gölgemi. Bilmem neyin çelengi, dalgalandırdığımız, Belki gelir kuşatır, ölümsüzlük şöleni. 11.09.11 Bursa Ömer Ekinci Micingirt Ömer Ekinci Micingirt İMZA Günü 29 Temmuz Kızılay ANKARA Davetlisiniz... Ömer EKİNCİ MİCİNGİRT İmza Günü Ve JÜRİ SENSİN Yarışma Programı "SİZ HİÇ AYIŞIĞINDA AĞLADINIZ MI? " Ben derdimi şiirlerimle paylaşıyorum, nefes alıyorum adeta... Ama derdime çare olacak mı onu bilmiyorum... Biçareyim bunu da biliyorum. Derdi olmayan var mı onu bilmiyorum. Derdi olmayan varsa ona benden bir yığın dert gönderebilirim demişti bir dertli. Hiç dertsiz kalmıyor başım, gönlüm ve gözyaşım. Sessiz sessiz yudumluyorum boğula boğula... Gözyaşım akmıyor dersem yalan olur… Bu dertlere sessiz dertsiz yığınları düşündükçe şaşıyorum ve üşüyorum... Bir gün bir gözü yaşlı görürsem, ona, bana biraz daha gözyaşı gönder diyeceğim. Zira kalbe gözyaşı tohumu ekilmedikçe, insanın yüreği bulutsuz ve buudsuz kalıyor buyurmuştu yine bir yiğit. Bunu bazıları yadırgayabilir varsın yadırgasınlar… Gözünde yaşı olmayanın gönlünde baharı olamaz… Benim gözyaşlarıma dokunmayın, kahkahalar sizin olsun... Hem buyurmadı mı Çok Ağlayın Az Gülün. Şair-Yazar Ömer EKİNCİ MİCİNGİRT'in "Siz Hiç Ayışığında Ağladınız mı" isimli Şiir Kitabının İMZA GÜNÜ yapılacaktır. Bütün şair ve şiir severler davetlidir. Tarih: 29 Temmuz 2007 Pazar Saat: 12:00 - 15:00 Yer: Kocatepe Şark Köşesi - Meşrutiyet Cd. No:40 Kızılay/ANKARA Tarih: 26 Ağustos 2007 Pazar Saat: 12:00 - 15:00 Yer: Konak Kültür Merkezi Niliüfer/Bursa İletişim: micingirt@hotmail.com Web: www.omerekincimicingirt.com Cep: 0 533 352 11 42 Kitap Tanıtım Ve Dağıtım: Gündüz Kitabevi Kitap satış adresleri: Demet 7 sok 7/B Yenimahalle/Ankara Tel.0312 346 5457 Dağıtım Şirketi. Talatpaşa Bulvarı Çifteler Sokak 7 /A Hamamönü/Ankara Tlf:0 312 363 09 94 Zafer Çarşısı yanı Adil Han Kitapçılar Çarşısı No 41 Kızılay Ankara İnternet satışı: www.kitapstore.com www.kitapyurdu.com Kitap Tanıtım Ve Dağıtım: www.gunduzkitapevi.com. İmza: Saat: 12.00 - 15.00 Ömer Ekinci Micingirt Yarışma:15.00 - 21.00 Temmuz 2007 Pazar günü KOCATEPE Kebapçısı Meşrutiyet Cd. No: 40 Kızılay-ANKARA adresinde yapılacaktır Ömer Ekinci Micingirt Ömer Ekinci Micingirt Şiiri Üzerine Mustafa Ceylan Ömer Ekinci Micingirt Şiiri Üzerine "SİZ HİÇ AY IŞIĞINDA AĞLADINIZ MI? " VE ÖMER EKİNCİ MİCİNGİRT ŞİİRİ Mustafa CEYLAN ESERİN KÜTÜĞÜ: ADI: Siz Hiç Ay Işığında Ağladınız mı? YAZARI: Ömer Ekinci Micingirt (http:www.omerekincimicingirt.com) YAYINEVİ: Gündüz Kitabevi Yayınları (http:www.gunduzkitabevi.com.tr) Nisan 2007-1. Baskı BASIM YERİ: Belen Yayıncılık Matbaacılık Ltd.Şti SAYFA ADEDİ: 264 Mehmet Emin Yurdakul "Şairleri haykırmayan bir millet sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir" demiş. İşte mensubu olmaktan gurur duyduğu milletini ve onun öz değerlerini şiirlerine ana konu yapmış, usanma bilmez bir ozan yüreği, gümbürdeyen, çağlayıp tüm engelleri aşa aşa akan, sesini göklere, yerlere duyurma telaş ve sancısını taşıyan bir şair ve eseriyle karşı karşıyayız. Şair: Ömer Ekinci Micingirt. Eseri: Siz Hiç Ay Işığında Ağladınız mı? Şair ve susmak bilmez, sorgulayıcı, haykıran; araştırıcı çilekeş, dertli ve coşkun kalemini yazabilmek için, eserin ay ışığına açılan kapaktaki penceresinden içeriye dalmak gerekiyor. Kapaktaki pencereden dolunay görünürken, dolunayın altında ağlayan bir çocuk ve ona sarılıp öpen sıcacık bir ana yüzü ile karşılaşıyorsunuz. Özün özünü, eserin cümlesini özetleyen bir serlevha da altta yer almış. Serlevha da "Kafiyeler çilesiz kalemlerde kir / Vicdanın sedasıysa şiirdir şiir" yazılı. Maviye çalan gecenin sinesinden çileyi iliklerinde hisseden bir şairin şiir dünyasına yolculuğa başlayacağız. Gelmiş geçmiş ne kadar insan varsa ve daha nice nice insan gelip gidecekse koca karınlı dünyaya, işte o kadar tarifi bulunan şiire sevdalı şair Ömer Ekinci Micingirt'le yüzyüze hiç karşılaşmadık. Sesinin rengini bilmiyorum, duymadım daha. Ama, kaleminin sesini, yüreğinin sesini mısraları arasında gezinirken çok iyi duydum, işittim, belledim diyebilirim. Rahmetli Hocam Prof. Dr. Mehmet Kaplan' da "bir şairin eserlerinin tamamına vakıf olmadan, eserin bütününü objektifin altına almadan bir kısmıyla sonuca ulaşamazsınız" diyordu. Biz de öyle yaptık. RÖPORTAJ Önce, internet ortamında tanıştığımız şairimize bazı sorular yönelttik. İşte sorularımız ve aldığımız cevaplar: Soru: 1) İlk şiirinizi yazdığınız zamanı hatırlıyor musunuz? Hangi şiirdi? Cevap:1) İlk şiirimi ilkokulda yazmıştım ve okul panosuna astılar.Sanıyorum yedi yıl asılı kaldı..Üniversitede okurken bir genç geldi abi dedi senin şiirini okudum Hürriyet Gazetesinde...İsmi nedir diye sorduğumda o yedi yıl okulda asılı kalan şiirmiş.Kim göndermiş bilmiyorum.O şiirim şu anda yok ama iki dörtlüğünü hatırlıyorum. Micingirt vermem Rusya'ya seni Küçükten büyüttün kıymetle beni, Kadir kıymetini anladım yeni Kaleyle çevrili cennet Micingirt İnkaya da dostunuz Ömer Ekinci Hayıra koşuyor yaşlısı genci Altındır toprağı taşları inci Kıymeti biçilmez cennet Micingirt Soru: 2) Sizce şiir ne değildir? Ne olmamalı? Dil, konu, toplum açısından şiire bakışınız nedir? Cevap:2) Şiirin tanımını tam olarak izah edebilene rastlamadım. Şiir kelimelerin bezenip şaha kalkması bence. Şiir vicdanın sedası olmalı. Vicdanı izanı olan her sine o şiirden hisse kapmalı.Türk Milletinin olmazsa olmazlarına duyarlı olmalı. Bu vatanda yaşıyorsan üç kuruşluk ödül hevesine toplumunu vatanını ve o vatana can veren nasırlı ellerin birikimine saygı duymalı sevmiyor olsan da şiirin teması. Şiir edebiyatta bir ayrıntıdır. Aslolan edebiyattır. Edebiyatta bizim kültürümüzde kökünü edepten almıştır ve edepte imanın ve kültürün yaldızıdır. Edebini kaybeden milli değerlerini imanını ve kültürünü kaybetmiştir. Toplumumuz okumayı sevmiyor. Dolayısıyla şiir de okunmuyor. Sokakta bir araştırma yapsak kaç kişi şiir kitabı aldı belki o sokakta hiç çıkmayabilir. Maalesef böyle bir durum. Soru:3) Yayınlanan kitabınızda "hece vezni" ne ağırlık verdiğinizi görüyoruz. Koşma türü daha fazla ve 11 lik ölçüye tutkun görünüyorsunuz. Yeni denemelerinize de rastladık. Sizce günümüz Türk Şiirinde yeni bir akım ihtiyacı var mıdır? Cevap:3) Ben hem Erzurum ve hem de Karslıyım. Micingirt Erzurum dan 1954 te Karsa bağlanmış. Dolayısıyla Erzurum ve Kars ozanların vadisi, kulaklarımı hep çınlatmıştır.Ondan olsa gerek. Soru: 4) "Kafiyelerin çilesiz kalemlerde kir "olması nasıl oluyor? Açıklar mısınız? Cevap:4) Altı asır adalet bayrağını kıtalarda dalgalandıran bir milletin evladı olarak bize ne oldu? Yediği üzüm salkımının ücretini dalına asan bir geçmişin sahibi hortumcu oldu. Üç kıtaya yedi düvele özgürlük tüllendiren aynı bahçede cami-havra-kilise inşa edilmesine hoşgörü ve şefkat yağdıran bir geçmişten nasıl oldu da kendi vatanında bölücü hain oldu. Elbette cevabını o büyük mazinin küllerinde arayacağız. Ki o koca imparatorluğun yükselme ve çöküş devrine göz attığımızda bu günkü halimizin ve ızdırabımızın şifasını ve reçetesini bulacağız ve şüphem yok. Fatih Sultan Mehmed ve terbiyesini aldığı Akşemseddin ve yine Domaniç'te Hayme Ananın evladına o koca hükümdara öğütleri ve yine Şeyh Edebalinin nasihatlerine bu günlerde ne kadarda muhtacız. Bunları tefekkür ettikçe bize ne oldu sorusunun cevabı acı acı beynimde zonkluyor. Ve sözde şairlerin kalemlerinden adeta zifir akıyor. Ne bir kaygı ne bir çile ne de endişe var. Arsızca ve nursuzca hezeyanlar şiir diye sunuluyor genç nesile. Maalesef ülkemizde ne özelde ne de resmi olarak bu konuda adam gibi eğitim, nasihat ve terbiyeyi verecek tam anlamıyla bir kurum yok. Elbette şiir adına çıkan sahtekârlar, kalpazanlar var tabi paranın kalpazanı olduğu gibi. Bunu antolojide açıkça izliyoruz. Fakat asırlarca dünyaya şiirleriyle insanlık dersi veren Mevlanalar, Yunuslar, Karacaoğlanlar Akifler unutulmuş onların yetiştirdiği nesiller horlanmış nerde dine imana vatana küfreden hainler var şair diye baştacı yapılmış! ... Soru:5) Micingirt nedir? Cevap: 5) Kars, Sarıkamış ilçesinde bağlı tarih kokan bir köy ve doğduğum köy. Bu köyün meşhur kalesi kümbeti ve mağaraları vardır ve İnkaya (Micingirt) Köyü'nde bulunan kale Saltuklu Mansur Ergin tarafından 1232 yılında yaptırılmıştır. Kayalık bir tepe üzerindeki kalenin bulunduğu alanın çevresinde Urartu kaya mezarları ve Urartu sarnıcının bulunuşu, bu bölgeye daha önceden Urartular tarafından yerleşildiğini göstermektedir. Sonraki dönemlerde bu kaleyi Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Saltuklular ve Osmanlılar kullanmışlardır. Bunu belirten bazı İslam ve Hıristiyan yazılarına taşlar üzerinde rastlanmıştır. Bu ismi kullanmamı sormadan ben cevaplayalım. Ömer Ekinci isimli bir çok hain katil ve bölücü ismine rastlayınca ismime Micingirt ekleyerek farkımızı farketsinler dedik. Soru: 6) "İnternet ve şiir" dersek ne dersiniz? Cevap:6) Bu soruya bir anımla cevap vereyim: Bizim Erzurum tarafından 30 yıl imamlık yapmış muhterem zat bir yerde cemaatle tartışıyordu. Ben gidince Hoca Ömer efendiye soralım dedi. Ömer efendi dedi tv de ya da nette okunan hatimin faydası yok diyorum karşı çıkıyorlar. Ben de dedim hocam bir soru sorayım cevap neyse çözüm de odur. O zaman ahlaksız filim izlemekte senin fetvana göre günah değil. Durdu yav dedi bunu hiç düşünmemiştim. Soru:7) Şiirimiz ve dergi dünyası, şiirimiz, radyo ve şiir derneği dersek ne dersiniz? Cevap:7) Gittikçe emin adımlarla büyüyen ve yürüyen güzel bir Ceylan yürüyüşü... Soru:8) Günümüz tasavvuf şiiri ve geleceği hakkında fikirleriniz nelerdir? Cevap:8) Ümitliyim ama şu an yetim gibi... Soru: 9) Elif, gül, Bismillah, bayrak, Mehmetçik, Ezan, Anadolu, Çanakkale vb. milli konular üzerinde usanmaz bir şiir yüreğiniz var. Bunda yetiştiğiniz ortam ile aldığınız eğitimin etkisi var mı? Cevap:9) Babama ve anneme borçluyum. Onlar bu saydığınız değerlerle yoğrulmuş... Soru: 10) Anlamsız şiir ve şiirde imge yoğunluğu dersek ne dersiniz? Cevap:10) İmge tabii ki şiirin harcı yani çimentosu. Ama kıvamında olursa harç iş görür. İmge olsun deyip şiirin diğer malzemelerinden aksamalar olmamalı. Soru:11) Genç şairlere ve şiir heveslilerine tavsiyeleriniz nelerdir? Cevap 11) Belki bu cevabıma şaşıranlar olur ama bence önce Türk tarihini birkaç kez okumalarını çok çok okumalarını dilerim. Ama yetenek yoksa şiir herşey değil uğraşmasınlar. Şunu da akıldan çıkarmasınlar. Herkes mimar olabilir ama Mimar Sinan olunmaz." Evet bu röportajlardan sonra Micingirt'in eserini objektifimize tekrar getirelim bakalım: Hece tutkunu Micingirt'in 264 sayfalık bu eserinin 188 sayfasını tek tek defalarca okuyup, objektifimiz altına aldık, sözcük laboratuvarmızda tarttık, ölçtük, biçtik. Tek tek analiz ettik. Bu analizlerimizde özellikle genç şairlerimize ışık tutmak maksadıyla, biraz acımasız olmakla kalmadık, olayı karikatürize de etmeye çalıştık; yani, şairimizi kıyasıya eleştirdik, tespit ettiğimiz olumlu olumsuz bütün noktaları öne çıkarmaya çalıştık. FİZİKSEL ANALİZ Bizce hece tutkunu bir şairi objektif altına aldığınızda şiirinin şah damarına bakacaksınız. Hece şiirinde şiirin şah damarı bize göre 3. ve 4. mısralarda bulunur. Asırlardır hep öyle oldu, gelenek bu. Değişmedi, değiştirilmesine de kimsenin niyeti yok gibi. Yani, 4 mısradan meydana gelen bir kıtanın ilk iki mısrası, 3. ve 4. mısralarında söylenecek vurgunun ön hazırlığıdır, bir çeşit ön muhasebesidir. Hattâ dolgu'dur diyenler de vardır. Şu halde, 3. ve 4. mısralara gözlerimizi diktik ve didik didik ettik şiirleri. Günümüz hece şairlerinin en çıkmaz sokağı, eskiyi ve kendini tekrar ve taklittir. Acaba Micingirt de öyle miydi? Yoksa, çoğu şairin düştüğü bu sığ çıkmazdan çıkmış, yeni ufuklara yelken mi açmıştı? Şiirlerinin fiziksel görüntüsünden, onun 11 lik heceye adeta aşık olduğu ve bu aşkında ısrarcı da olduğunu gördük. Zaman zaman 7, 14 vb heceli kalıpları ve değişik mani, rübai, gazel, çaprazlama vb şekilleri de denemiş, ama koşma türüne sevdasını destanlaştırmıştır. Aşk-sevda şairiyseniz Karacoğlan'ın, Kahramanlık-yiğitlik konularından vaz geçmiyorsanız Köroğlu-Dadaloğlu, tasavvuf konuları ilginizi çekiyorsa Yunus Emre'nin; (bu örnekleri arttırabilirsiniz) şiirlerinin kıtalarındaki 3 ve 4. mısralarının özetlerini çıkarın, yükleyin bilgisayarınıza. Sonra konu ve tasvirlerde sizi etkileyenlerin listesini çıkarın. İnceleyin hele, bakın neler göreceksiniz. Ömer Ekinci Micingirt şiirinin şah damarına merceğimizi çevirdiğimizde karşılaştığımız manzaraya geliniz birlikte göz atalım. Evet, kafiye ve redif konusu günümüz hece şiirinin önemli meselesi olmaya devam ediyor. Ve tabii ki kalıp-ölçü de… Necip Fazıl üstadın deyimiyle bu sorunu kafiyeyi, redifi özümseyip, kalıbın kalıbını öz'le parçalayamadığımız sürece asırları delecek şiire zor ulaşacağız galiba. Kendimizin ses rengini, söylenmemişleri arı-duru söyleyerek, kelimelere ruh kazandırarak hızla ilerlemek zorundayız. Aksi, bizim için çıkmaz sokak… Bakınız, alfabemiz 29 harf değil mi? Evet 29 harf. Ömer Ekinci Micingirt objektifimize aldığımız 188 sayfada neler yapmış? 188 sayfadaki şiirlerin ayak-uyak'larını önce kelimenin ağırlık merkezine göre tasnif edelim mi? Peki kelimenin ağırlık merkezi ne? Bakın, GELDİM kelimesinin ağırlık merkezi L harfidir. BAKTIM kelimesinin ise K' dır. Bize göre, kafiye ağırlık merkeziyle kafiye olmakta. Aksi olursa ya redife esir olmakta ya boşluğa düşen taş olmakta. Ağırlık merkezleri aynı olan kelimeler, köklerden kafiye olduğunda tadından yenmez olur. Eklerden kafiye yapmak ise, sığ sularda yüzmeye çalışan yüzme bilmez bebeklerin su tutkusundan başka bir şey değildir. Ömer Ekinci, kök'ü, ağırlık merkezini çoğunlukla ihmal etmemiş. Merkezden kaçan birkaç şiiri de var. Fakat bir güzel de o kadar kusuru kabul etmek gerekir, öyle değil mi? Ağırlık merkezinin sağındaki harflere biz EK diyoruz, solundaki harflere de KÖK… Şimdi, bakınız, BAKTIM kelimesinin ağırlık merkezi K' dır, KÖKÜ: BAK, EK'i ise TIM' dır. ŞAŞTIM kelimesinin ağırlık merkezi Ş, kökü ŞAŞ, eki ise TIM… Bize göre BAKTIM ile ŞAŞTIM kelimelerinin her ikisi de TIM ile bittiği halde kafiye değildir. Neden? Ağırlık merkezleri farklı, kökleri farklı da ondan… İncelediğimiz 188 sayfada Micingirt, işaret ettiğimiz bu yanlışlığa birkaç şiirin dışında düşmemiş. Şiirini sağlam dokumaya çalışmış hep. Ancak, 29 harfimizin içinden kolay olanları seçmiş şairimiz ve günümüz hece şairlerinin izlediği yoldan ayrılmamış; zor olandan kaçmış. AĞIRLIK MERKEZİ ANALİZİ R Şiirin Başlığı Ayak-Uyak Özeti 1-Merhaba- Erenlere/Törenlere/Verenlere 2-Anne- Karayım/Süreyim/Varayım 3-İstemem- Moru/Körü/Geri 4-Sermayem- Yar/Sar/Fer 5-Öyle Üşüyorum Ki- Zorlandım/Zarlandım/Darlandım 6-Bu Defa Çok Ağır- Derinden/Serinden/Eserinden 7-Perişan- Harman/Durman/Sorman 8-Vefa- Surlar/Yarlar/Pirler 9-Yolcu- Nere/Dura/Kire 10-Sarıkamış Şehitleri- Serildi/Gerildi/Görüldü 11-Zamanın Zeynebi- Yâr/Mir/Nur 12-Vuslatın Ahengiyle- Nur/Hür/Yar 13-Ararım- Surlar/Yarlar/Pirler 14-Gençlik Nereye- Ver/Sor/Gör 15-Hür Biziz- Nur/Er/Bir 16-Meyyit- Zordadır/burdadır/Zardadır 17-Nazlı Kız- Gör/Sor/Bir 18-Mihman Ol Düşümde- Şerde/Arda/Zorda 19-Sar Beni Çilem- Vur/Sar/Gör 20-Kara Sevda- Der/Yer/Kör (R) İLE KARIŞIK OLANLAR 21-Akıl- Arsızız/yarsızız 22-Mehmetçik- Onurudur/Nurudur/Huzurudur 23-Gül Yüzlüm- Hasretten/Şefkatten/Kasvetten 24-Ağlıyor Gözyaşım- Gurur/Huzur/Sürur 25-Ufuğu Kararmış- İkrarım/İnkarım/Yorum 26-Dua- Karıştır/Ölüştür/Yarıştır 27-Nefs- Karışık/Yılışık/Işık/Barışık 28-Beni yare Götürün- Tarümar/Ne bahar/Nevbahar 29-Ağlıyor Gözyaşım- Sürur/Gurur/Huzur TOPLAM: 29 Şiiir R ağırlık merkezli. Şimdi de, günümüz hece şairlerinin en çok kullandığı ve tutkun olup kurtulamadığı L ağırlık merkezli uyak-ayaklı şiirleri listeleyelim. L Şiirin Başlığı Ayak-Uyak Özeti 1-Gaflet- Daldım/Geldim/Kalakaldım 2-Gül Yüzüme Gül Yüzlüm- Salmaz mısın/Silmez misin/Bilmez misin 3-Elif- Bilmem ki/Gelmem ki/Silmem ki 4-Mimoza- Gül/Ol/Sol/Gel 5-Çilesiz Bülbül- Al/Pul/Hal/Gül 6-Semer ve Hamal- Geldi/Saldı/Güldü 7-Ağlama Arkadaş- Dal/Gül/Dol 8-Bismillah- Bal'dır/Eldir/Haldir 9-Endişe - Felekten/Gelecekten/Lecekten 10-Edirne- Elem/Selam/Gülem 11-Gel Canım Benim- Gel/Gül/Al 12-Keşke- Çölleri/Yolları/Elleri 13-Kül Olamadım- Hal/Gül/Dil 14-Nezaket- Yoldur/Kuldur/Puldur 15-Öldüm Bekleye Bekleye- Öldüm/Kaldım/Buldum 16-Secde- Tüllenir/Sallanır/Ballanır 17-Kul Allah De- Dal/Bil/Kul (L) İLE KARIŞIK OLANLAR 18-Bigane Kalamazsın- Olamazsın/Kalamazsın/ Veremezsin/Göremezsin/Gülemezsin 19-Beyaz Melekler- Yürürler/Bilirler/Olurlar/Görürler M Şiirin Başlığı Ayak-Uyak Özeti 1-Gözler - Damlatır/Demletir/Gümletir 2-Hüzün- Gümanı/Amanı/Zamanı 3-Ümitsiz Değilim- Dama/Deme/Kime 4-Biraz Tefekkür- Zamandayız/Gümandayız/Dumandayız (M) İLE KARIŞIK OLANLAR 5-Seni Düşündüm - Gümanım/Yanım/Kurbanım 6-Türk Polisi- Zaman/Kahraman/Duman 7-Allah'ım- Zulmetten/Afetten/Töhmetten/adetten/Cinnetten 8-Benim Bayramım- Demim/Dinim/Cemim/Sitemim/İmanım 9-Hacı Bayram Veli- Zaman/Burhan/Kahraman Z Şiirin Başlığı Ayak/Uyak Özeti 1-Şair Dost- Yazma/Kızma/Kazma 2-Vesselam- Yazacağım/Sezeceğim/Yüzeceğim 3-Bezdirdin beni- Kızdırdın/Gezdirdin/Ezdirdin 4-Bir Türlü- Bozsam/Kızsam/Gezsem 5-Bağdat- Söz/Yaz/Toz 6-Aşkım Ağır- Bizara/Mezara/Nazara 7-Dalkavuk- Yazar/Düzer/Bozar K Şiirin Başlığı- Ayak/Uyak Özeti 1-Öyle Özlüyorum Ki- Bekleyip/İtekleyip/Yedekleyip 2-Affet- Çok/Yok/Pak 3-Ben Delinin Tekiyim- Tekiyim/Çekiyim/Sekiyim 4-Bayram- Nakışlı/Kokuşlu/Bakışlı 5-Bizim Memleket- Bakar/Kokar/Yıkar 6-Engelliyim Ben- Kokuşlu/Bakışlı/Yokuşlu 7-Gülemem- Takıp/Bakıp/Akıp 8-Başhekim- Bakar/Çıkar/Kokar (K) İLE KARIŞIK OLANLAR 9-Evlad-ı Resul- Bakış/Sunuş/Duruş S Şiirin Başlığı- Ayak/Uyak Özeti 1-Testi Paramparça- Reis/Yeis/Bahis 2-Ağlıyor Pakistan - Yasta/Hasta/Tasta 3-Beklenen Tebessüm- Seslenip/Beslenip/Hislenip 4-Ezan- Seslenir/Süslenir/Islanır 5-Habibim- Yasta/Pasta/Tasta 6-Izdırap- Basıldı/Kesildi/Asıldı 7-Kurban- Sesine/Nefesine/Mesine (S) İLE KARIŞIK OLANLAR 8-Hoş Sada- Varislerine/Kaprislerine/Hislerine 9-Vuslatın Busesi- Bestesi/Busesi/Nefesi 10-Gül Yüzlüm- Hasretten/Şefkatten/Kasvetten 11-Öpeceğim Ölümü- Bestesinde/Listesinde/Ötesinde/Nefesinde Ş Şiirin Başlığı- Ayak/Uyak Özeti 1-Hey Çanakkale- Coştu/Taştı/Şaştı (Ş) İLE KARIŞIK OLANLAR 1-Aşkıyla Sarhoşum- Bir Hoşum/SarhoşumDoymuşum/Bulmuşum 2-Kız Sen Hurisin- İşin/Gelişin/Gülüşün N Şiirin Başlığı- Ayak/Uyak Özeti 1-Ben- Canımla/Tenimle/Dinimle 2-M.Akif Ersoy- Sensiz/Bensiz/Sonsuz 3-Öğretmenim- Kan/Tan/Din (N) İLE KARIŞIK OLANLAR 1-Sensiz - Sensiz/Kefensiz/bedensiz/Cepkensiz T Şiirin Başlığı- Ayak/Uyak Özeti 1-Orkestra Sesleri - Gittim/Tattım/Yattım 2-Dadaş - Yatana/Yaratana/Vatana 3-İslâmi Terör- Satandır/Bitendir/Atandır 4-Ölü Aşk- Desteksiz/Köpeksiz/Peteksiz D Şiirin Başlığı- Ayak/Uyak Özeti 1-Mezar- Giden/Beden/Eden (D) İLE KARIŞIK OLANLAR 1-Ateşten Gömlek - Edeceksin/Seyredeceksin/Çürüteceksin Y Şiirin Başlığı- Ayak/Uyak Özeti 1-Kardeşcik- Buyururdu/Kayırırdı/Duyururdu ÇEŞİTLİLER Şiirin Başlığı- Ayak/Uyak Özeti 1-Bilal Yüzlü Bedenler- Rüyamda/Nizamda/Viranda 2-Allah u Ekber- Rahmansın/Tevvabsın/Hamidsin 3-Adalet - Kurbanım/Sultanım/Lokmanım 4-Can İstanbul- Sultan/Mekan/Ezan/Beyan AĞIRLIK MERKEZİ ANALİZİ SONUÇ: Ömer Ekinci Micingirt, konuları ve konularındaki söylemleri itibari ile, vezne hakim oluşu, kendi duruşu itibariyle oldukça başarılı, ama, görüldüğü gibi; R Ağırlık Merkezli =20 Şiir ve R ile karışık 9 Toplam=29 Şiir L Ağırlık Merkezli= 17 Şiir ve L ile karışık 2 Toplam=19 Şiir M Ağırlık merkezli= 4 Şiir ve M ile karışık 5 Toplam= 9 Şiir Z Ağırlık Merkezli =7 Şiir ve Z ile karışık - Toplam= 7 Şiir K Ağırlık Merkezli =8 Şiir ve K ile karışık 1 Toplam= 9 Şiir S Ağırlık Merkezli =7 Şiir ve S ile karışık 4 Toplam=11 Şiir Ş Ağırlık Merkezli=1 Şiir ve Ş ile karışık 2 Toplam=3 Şiir T Ağırlık Merkezli=3 Şiir ve T ile karışık-Toplam=3Şiir D Ağırlık Merkezli=1 Şiir ve D ile karışık1 Toplam=2 Y Ağırlık Merkezli=1 Şiir ve Y ile karışık-Toplam = 1 Şiir TOPLAM……………………………………………=93 Şiir Bütün Bunlara; Kavuştak/Tekrar Kafiyeli-Nakarat Şiirler ise; 1-Ben Dadaşım, hem Dadaş 2-Can Nebi-Şefaat Sultanım 3-Nağme-i Ezkârla Geldi ramazan 4-Nergis Bakışlım/Mecnunum Nergis Bakışlım Toplam…………..: 4 Şiiri ekleyelim; Sonra; Ayak/Uyak olmayan-Hece vezinli 1-Beni soruyorlar (……………………Daha ne deyim) 2-Deliyim Ben (……………………Deliyim ben) şiirlerini 2 Şiiri ekleyelim UYAK/AYAK KONSUNDA İNCELEDİĞİMİZ ŞİİR GENEL TOPLAMI=99 Özetleyecek olur isek; 29 harfli alfabemizdeki 8 sesli harfi çıkarınca 21 harf kalır, Micingirt'in ayak/uyaklarda kullandığı 10 harf dışında kullanmadığı daha 11 harfimiz bulunmaktadır. Şu halde, kelimelerin ağırlık merkezlerine bakarak, yaptığımız bu analizden, şairimiz; Kolay yazan, çok yazan, yazdıklarını fazla bekletip demlemeyen; konuya ve öze önem veren, şekli-fiziksel kaygıyı taşımayan, mesaj ağırlığı olan şiirler kaleme alan bir şairimizdir. MİCİNGİRT'İ ANLAMAK Micingirt'i anlamak o bakımdan çok kolaydır. Zira mesajı açıktır. R ve S ağırlık merkezli kelimelerle geniş zamanlı söylemler, genellikle öğüt ve nasihat söylemleri yapmak oldukça kolaydır. Bir aile reisi, toplumu kendi inanç değerleri doğrultusunda mesajları ile uyarmaya çalışan bir tebliğci için geniş zaman, gönül atının dörtnala şahlanacağı uçsuz bucaksız bir ova niteliği taşır. Bana göre geçmiş zaman, dili geçmiş zaman mesela; bir öğütçü için asla ihmal edilmemesi gereken münbit bir alandır. Geçmiş zamanda Ş daha ağırlıklıdır. Topluma yöne ve ufuk vermeye çalışan mesaj yüklü şiirlerin şairi gelecek zamanı da ihmal etmemeli. Bugün şunları şunları yaparsan, şu şekilde yaşarsan, gelecekte şu hedeflere varırsın demeli. Gelecek zamanlı söylemler icinde "cek"-"cak"lı kelimeler işin sihrini çözer. Şairimiz, fiiller ve eylemleri yan yana getirirken, içinin-gönül balkonunun manzaralarını sunmaya çalışmış. Zaman ve kurgu kaygısı çekmemiş. Şiirin sancısını sadece mesaj de ve konuda hissetmiştir. İncelediğimiz bu eserin 188 sayfalık kısmında, şairin, SERBEST tarzda yazılmış birkaç şiirine de rastladık. Serbest Şiirleri Şunlar: 1-Ağlamayın Arkamdan 2-Ağlayacağım 3-Elif Nur 4-Anzaklar Bana göre Şair, serbest şiir denemelerine biraz daha ağırlık vermelidir. Zira, bu tarzda şairin dili daha akıcı olmaktadır. Kelimelerle dans ederken kafiye yapma kaygısından uzaklaşmakta, sözü su misali akıtabilmektedir. Buluş, biliş ve kurgu ile hecenin ritmini-ahengini de serbest şiire nakışlarsa bu tarz şiirde başarılı olacağını ummaktayım. Günümüz hece şiiri yazan şairlerinin önemli bir handikapı olan Redif meselesi, şairin kimi şiirlerinde de aynen ortaya çıkmaktadır. Fakat konu ve mesaj o handikapı gölgelemiş ve geçmiştir. Şairin, Divan Edebiyatımızdaki "Gazel" gibi beyit tarzındaki şiirlere de önem verdiğine şahit oluyoruz. Nitekim bu eserde; 1) Asalet 2) Anadolum 3) Babama 4) Billurlar Kırılmasın 5) Ya Rab 6) Bülbüller Haya Eder 7) Ezan Kur'an Dilidir 8) Geliyor 9) Her Halim Firak 10) Sarhoş gibi şiirleri "gazel" tarzında kaleme alınmıştır. İncelediğimiz bu bölümde baş tarafta da belirttiğimiz gibi 11 heceden vaz geçmeyen şair, "Bir Balıkta sen Kurtar" başlıklı şiirinde 7 heceli ölçü denemesi de yapmıştır. Vezin dışında, "koşma" ağırlığını hissettiğimiz şiirlerinde genellikle; -a -b -a -b * -c -c -c -b Kafiye dizini kullanmıştır. Bu dizin dışında, şahsen benim de "çaprazlama" ismini verdiğim (a,b,a,b) (c,d,c,d) kafiye diziniyle de şiirler yazmıştır. Çapraz kafiye kullandığı şiirler şunlardır: 1) Yaşa Cehennem 2) Sen Varsın ya Sultanım 3) Şafağı Karartmış 4) Benlik 5) Kendine Gel 6) Çal Nefsini Duvara çal 7) Git Şairimiz, "Bebekler ve Böbrekler" başlıklı şiirinde "rübai" tarzını denemiş ve başarılı olmuştur. Bence rübai konusuna biraz ağırlık verse daha iyi olur. Sadece bir dörtlük içinde, yani dört mısra içerisinde çok şey ifade etmek durumunda olacağı rübai tarzında, mesajı- vurgulamayı, kelimelerle dans ederek yapmaya çalışacağından güzel eserler vücuda getirebilecek kanaatindeyim Micingirt; "Hoş Görü" başlıklı şiirinde dörtlük denemsi, "Gelemedim Efendim, Gülüm, Kibir" başlıklı şiirlerinde de yeni tarz denemeleri yapmıştır ve bu denemelerde aslında başarılı olmuştur. Bu denemelerine devam etmesini önermekteyim. Şairimiz, dörtlüklerle dokuduğu şiir halısına 5 liklerle de gül atmaya çalışmış, "türkü-ağıt ve şarkı" tarzını da denemiştir. "Sahipsiz" ve "Dostluk" başlıklı şiirlere bunlara örnek gösterilebilir. Benim asıl dikkatimi çeken şiiri ise kitabın 33. sayfasındaki "Hak İçin Haykır Oğul" başlıklı şiiridir. Bu şiirde şair, güzel bir mısra işçiliği yaparak, şiirin mısra kuyumculuğu olduğunu söyleyen dostlarımızı haklı çıkarmıştır. Evet, şiir aynı zamanda önemli bir mısra kuyumculuğudur. Kelime cambazlığıdır. Kelimeleri kesip biçerek yen söylemler doğurma sanatıdır da… Kanaatime göre Micingirt, bu kuyumculuk işini asla elden bırakmamalıdır. Şayet bırakmazsa, Kars-Erzurum aşıklarının çizgisini takipten, günümüz hece şiirinin kısır döngüsünden şiirini kurtarır ve kendi sesinin ses bayrağı olur. Aksi takdirde, sazını unutmuş bir ozan olarak kalır gider. Bu nokta çok çok önemlidir…. SEVDALIYIZ ŞİİRE Birilerine benzeme gayreti boştur. Üzerinde yürünen yolda ayak izinin sana ait olduğu belli olmalı. Kalem parmakta dans eder. Parmak izi insana hastır. Yeryüzüne ne kadar insan gelip geçti ve daha ne kadar gelip geçecekse parmak izleri asla birbirine benzemez. İşte parmak izinin busesine alışmış, kalem, o izi şiir yolunda bırakabilmeli. Yani sadece Micingirt'in parmak izi olan şiirler döşenmeli şiir yoluna. Bu da şairimizin sabırlı olması ve kuyumculuğa devam etmesiyle mümkün olacaktır. Bu eserinde görülen en büyük noksanlık eserin "içindekiler" bölümünün olmamasıdır. Şiir başlıklarını sayfa numaralarını gösteren bir içeriğin bulunmaması bizim gibi analizcilerin işini zorlaştırmaktadır. Kitabı yayınlayan Gündüz Kitabevi Yayınlarının bu hususa dikkatlerini çekmek istiyorum. İçindekiler olsaydı, kitapta kaç şiir yer aldığını ve şairin şiir başlıklarına bakarak, konularını, şiir içeriklerini kuş bakışı tespit etmek imkânımız olacaktı. Özellikle Hacı Bayram-ı Veli konusunda; şaire önerim: Hacı Bayram'ın eğitim metodunu ve talebelerine uyguladığı tasavvufun temel ilkelerini, menziller ve makamları bir incelemesi ve dini-milli nitelikli şiirlerine, öz içinde derinlik kazandırması gerektiğidir. Hacı bayram öğretisi, şaire bunu rahatlıkla kazandıracaktır. Çünkü Hacı Bayram, Osmanlı yükseliş döneminde sağlığında ve Kurtuluş Savaşı yıllarında da manen etkisini muhafaza etmiş, Türkçe sevdalısı, Akif'i yoğuran hamurun sahiplerinden birisidir. Micingirt şiirini yüzeysellikten, kuru öğütçülükten Hacı Bayram tasavvufu rahatlıkla çıkartır ve ona müthiş bir derinlikte kazandırabilir. Bu hususta Hacı Bayram torunlarından emekli büyükelçi, rahmetli Fuat Bayramoğlu'nun 2 ciltlik Hacı Bayram eserini ve benim Hacı Bayram çalışmamı tavsiye edebilirim. Tabii ki, gene şiirsel yolun ve yolculuğun sahibi olarak kendisinin bileceği bir husustur. Şiirle manzume arasındaki fark, öz'le kabuk arasındaki farka benzer. Şiiri şiir yapan özdür. Manzume ise sadece sözlerin düzgün-ölçülü söylenmesidir. Oysa şiirin rengi, deseni, kokusu vardır. Kolay ve çok yazan hececi şairlerimiz manzume merdiveninde asla sonuca ulaşamadıkları gibi, kendi elleriyle yükselttikleri merdivenin buluta kurulu olduğunu görünce hayal kırıklığına uğramaktadırlar. Ayakları sağlam yere basmayan merdiven, buluta yaslanmış merdiven, basamakları ne kadar sağlam olursa olsun, üzerindekini aşağıya düşürdüğü gibi, onun üzerine de düşebilmekte, şairi yaralayabilmektedir. O yüzden, manzum söylemle şiir arasındaki nefes alış veriş, nabız farkını iyi algılamamız şarttır. Kelimelerin başına veya sonuna getireceğimiz fiiller, sıfatlar kelimemize bir canlılık getirecek, hayatiyet kazandıracaktır. Kelimeye ruh veren sıfatlar, şiiri okuyucunun aklına nakşeder. Ruh vermeyen sıfat ise, okuyucuyu şiiri daha yarıda bıraktırır, okutmaz bile. Şiir söz sultanıdır. Bu sultanı sanat yapmak adına onu, ona yakışmayan aşırı boyalarla boyayıp; sanat adına sanatı katledenlerle; kelime savurganı, kuru, yavan manzumeci arasında hiçbir fark yoktur. Birisi ne kadar anlaşılmaz oluyorsa ötekisi de yavan ve kuru olmakta. Şiir sultanı kelam gömleğinde fazlalıklara asla müsaade etmez. Noksanlık da sultanı üzer. Sultanı dokuyan kumaş da yama aynen sırıtır. Yamalı giysiler bizim şiir sultanımıza asla yakışmaz. İçi boş, sadece teneke gürültüsü olan bir şiirden musikiyi bekleyemeyiz. Bizim sultanımız ahengi, ritmi, güzel salınımı ve en önemlisi de hiç başkasına benzemeyen hoş-güzel kokuyu pek sever. Bunları kelimelerle vermeli sultanın sevdalısı şair… Bu sultan uğrunda derisi yüzülen, kıyılan, zulmedilen, zindanlarda çürütülen, sürgün edilen, boğulan nice sevdalı şairimiz var. Bu sultan uğrunda keselerle altın kazanan, padişahtan büyük arazileri bağış olarak alan niceleri var. Ama bu sultan en çok da aşağıdan yukarıya seslenen, zulme-kıyıma uğrayanları taşımıştır yüreğinde. Zengin olanları kenarda-kıyıda yaşatmıştır, ses çıkarmalarına izin bile vermemiştir. Resmi ağızla, halk ağzı arasında ki farkı ancak şiir sultanımız bize hatırladır. Dil sultanımızın gömleğidir. Harf nakışı, kelime ipliği, mısra dokusudur sultan giysisinin. Sultan halk ağzına ve halkın yüreğine vurgundur. Resmi ağzı dinler, ama kenarda dursun der. Zira, sultanı gelecek yüzyıla taşıyacak olan halktır. Yasalar değil, resmi ağız değil. Sultan geleceğe kalmayı düşler ve düşünür. Kendisi geleceğe kalırsa, mutlaka sevdalısının adını da kendisiyle birlikte taşır gelecek çağlara… MİCİNGİRTTEN MISRALAR MERHABA Çağdan çağa iz bırakan yiğitler, Geçmişini görenlere merhaba… Görenlerden rubailer, beyitler, Hak sırrına erenlere merhaba… Üç kıtada at koşturan atlılar, Ak mazide duranlara merhaba. Kına yakıp hep kefensiz gittiler, Al yazmalı törenlere merhaba… Sağı, solu, Laz'ı, Kürt'ü her kesim, Buvatanı kuranlara merhaba. Mevlana' dan soluduğum nefesim, Alanlara verenlere merhaba… İsli paslı ölçü ayar vefasız Bilal gibi yarenlere merhaba Çare sizde çelik surdan vefa siz, Melalimi soranlara merhaba… Hakk'ın sesi minareden seslenir, Tatlı huzur saranlara merhaba. Gözyaşlarım ötelerden beslenir, Dost bağına girenlere merhaba… BEN Ben toprağım mevcudatı taşırım Güller açar bülbül öter tenimle Ben dört mevsim yaşatırsam yaşarım Ölmek varsa feda olsun canımla Ben azığım ben ekmeğim ben aşım Ben tevazu ben insanım ben eşim Ben anayım ben babayım kardeşim Ben arıyım esrar vardır fenimle Ben ırmağım aşkla çağlar dereler Ben çiçeğim şifa bulur yaralar Ben tevazu benden çirkin huriler Ben sen varsan dirilirim halimle Ben komşuda yara varsa hastayım Ben güzele ballı dilli besteyim Ben hicranlı Irak'tayım yastayım Ben yaşadım hoşgörüyle dinimle Ben şehidim Çanakkale şahittir Ben faniyim her şey O'na aittir Ben bir hiçim hiç olanlar yiğittir Ben insanım oynamayın genimle Ben Yunus'u Mevlana'yı dinlerim Ben Çeçenim Çeçenya'da inlerim Ben Ömer'im Filistin' de kinlerim Ben bir devim elleşmeyin benimle ................................Ömer Ekinci MİCİNGİRT Mustafa Ceylan / Şair,Yazar Ömer Ekinci Micingirt Ötesi Tasavvufla dupduru, akışımız var bizim, Hayat, ilim, hakikat, hak işimiz var bizim. Zekâ neyi şâd etti istikamet bozuksa; Ölümün ötesine bakışımız var bizim! 05.11.12 Bursa Ömer Ekinci Micingirt Övünüyorum Silikleşiyor her yan Mutlak vardır bir durum Vardı menzile varan Boşa dövünüyorum Söz var pervasız boru Azgın aygır bir sürü Direnmekten ötürü Şaşkın, seviniyorum Serüvenim hiçlerde Bir kulağım maçlarda Koşuyorum uçlarda Hâlâ övünüyorum 03.07.12 Bursa Ömer Ekinci Micingirt Öyle Güzel ki Yosun gibi serin Ve ıslak mimiklerin tedirgin Öyle güzel ki bakışın … Boşluklara koşuyorum seni görünce Körpe beden sessizliğin Seher yeli tıpkı saçların Yüzün dupduru yağmur bulutu Öyle güzel ki bakışın … Yalnızlığın hasret Yokluğun tutsak gibi Gözyaşların inci, gülüşün toy düğün Sahi ellerin, ellerin sorma Uzat bana gözlerini Öyle güzel ki bakışın Öyle güzel ki 22.11.12 Bursa Ömer Ekinci Micingirt Öyle Özlüyorum ki Acilarim gözümde saklanmislar kendince, Sessiz sessiz bekleyip öyle özlüyorum ki. Gecelerim terk etti gündüzler de gidince, Zamani itekleyip öyle özlüyorum ki. Vuruldum sürmelere, inliyorum kederden Melalimi sormayin, ümitvarim O yardan, Hislerim pek karmasa, belki yazi kaderden, Sabrimi yedekleyip öyle özlüyorum ki. Avuçlasam zamani her dem etsem temasa, Yapayalniz gizlice el ele ve bas basa, Benim olur kâinat yedi kat bastanbasa, Takatsiz emekleyip öyle özlüyorum ki. Sen gittin ya efendim ümmetin pare pare Gözyasi öbek öbek mahsun mazlüm biçare Iki cihan sultanim,sen sefaat sen çare Bir teselli bekleyip öyle özlüyorum ki. Sevdalarim rengârenk kosturdum adim adim, Yara bere her yanim arsa çikti feryadim, Belki de son bu gece, Micingirt çok agladim, Yasima yas ekleyip öyle özlüyorum ki. 02.02.2007 Bursa Ömer Ekinci Micingirt Öyle Üşüyorum ki Kaybettim tebessümü gözyaşımda saklarken, Düşlerime kar yağdı öyle üşüyorum ki… Çoraklaşmış halimle derdimi kucaklarken, Hüzün sardı zorlandım öyle üşüyorum ki… Gittiğim loş yollarda gamsız berduş izlerim, Düşe kalka yürüdüm paramparça dizlerim, Sanki canım çıkacak fırlayacak gözlerim, Bülbül gibi zarlandım öyle üşüyorum ki… Talihsiz günlerdeyim tabip gelmezse eğer, Şafi de O şifa da melun nefsim ne diğer, Gerçeğin aynasında yaram ağırmış meğer Düşündükçe darlandım öyle üşüyorum ki... Yosun tutmuş su gibi solukladım üstümü, Sanki biri kıracak isli paslı testimi, Aldım onu önüme hesap bilmez büstümü, Amansız yuvarlandım öyle üşüyorum ki… Bilmem ki ne diğerler terk ederken arkamdan, Sevabım günahımdan mevlidimden kırkımdan, Endişem var Ömer'im allak bullak çarkımdan, Ümitle toparlandım öyle üşüyorum ki… 26.02.07 Bursa Ömer Ekinci Micingirt Öyle Yorgunum ki Üryan gibi zihnim yorgun utangaç, Avuçlarım derin ruhum boş alan. Hücrelerim sorma, sorma derim hiç, Göğsüm ağu gibi yer yer boşalan. Yokluklar koşturur azgın atıyla, Geceden sabaha derki koş ulan. Ateşler uzatır son fıtratıyla, Ruhum boyunduruk nefse koşulan. Öyle yorgunum ki tokluğum açla, Tepeyi geçirip haydı çoş ulan. Acı kenetlenmiş hâlim hallaçla, Yüreği çiğnenmiş yorgun çoşulan. 26.12.11 Bursa Ömer Ekinci Micingirt Özel Duyuru... Hakkınızı helal edin vefalı dostlarım… Bir müddet antolojide ve nette olmayacağım..Hakkınız vardır mutlaka ölümlü dünya…Kimbilir belki dönmek nasip olmaz. Bizim inancımızda insanın hakkına riayet etmeyen de dünyada insansızlıkla, ukbada ateşle cezalandırılır. Kul hakkına riayet aynı zamanda insan emeğine saygıdır. Sadece başkalarının sahip olduğu mala tecavüz değil başkalarının zamanına, kişiliğine, şeref ve haysiyetine, soluyup kokladığı havaya tecavüz de kul hakkını ihlaldir. Biz yıllardır ANTOLOJİ de aynı havayı soluduk mutlaka hak geçmiştir… Bu kardeşinizi mahcup etmeyin hakkınızı helal edin olur mu…Hepinizi saygıyla selamlıyor tekrar nasipse döneceğim…Saygı ve dua ile… Ve … Kardeşçiğinizden... Bestekâra zümrütten nur kelime, Tebessümle buyururdu kardeşcik, Gül yüzlüden teberrüktür dilime, Gülüşüyle doyururdu kardeşcik. Teker teker yârenleri toplanır, Bakışınca semaya aşk kaplanır, Üfül üfül koku yayar koklanır, Yetimleri kayırırdı kardeşçik. Dosttan bize samimiyet kardeşcik, Dupdurudur hüsnüniyet kardeşcik, Gösterişsiz hakkaniyet kardeşcik, Köle biner o yürürdü kardeşcik. Düşmanları mecnun oldu tutuştu, Çöl yanarken kevser olup yetişti, Kardeşliği anlatılmaz müthişti, Haz duyarak buyururdu kardeşcik. Kardeşciğin sahibini arz ettim, İNSANLIĞI kardeşlerim farzettim, Micingirt ben kardeşçiği tarz ettim, Kâinata duyururdu kardeşcik. Saygı ve hürmetlerimnle... Ömer Ekinci Micingirt Özgürlük Ha! Bakışlarımda ki utanç insanlık ayıbı Cehennemi sokaklar viran ve hayalet Kan kokusu yutar canavar Petrol suratlı dev cüce Allah'ım ne kadar küçülüyorum utancımdan Felluce'yi düşündükçe utanıyorum Vahşet büyük! Kalabalıklar, insancıkları çok insanları az İnsanlık ne âlemde Kör olmuş kör tüm duyuları Yatağımın bir ucunda ateş... Felluce'yi düşündükçe ben yanıyorum Yakarışlarım.. Acımalarım... Gülüşlerimi sorguluyorum Bir çıkmazdayım belki de Dört yanda Osmanlı arıyorum Doğacak şafağa Belki üç kıtaya tekrar Kimsesizlere kimse Kan emiyor kan Vampir suratlı dev cüce Vahşete şehvete dönmüş yüzünü, savaşı soykırım kalleşin Kalk ayağa insanlık kalk! Ortak olma Bırak artık özgürlük masallarını... Ölü toprağı serpilmiş sanki Allah'ım Felluce'yi düşündükçe bunalıyorum Ömer Ekinci Micingirt Özgürlük Locaları Peşimden hep koşuyor bırakmıyor kahpe iz Dünüm bugünden beter, bugünümde yarından Gelgitlerim beş okka kadavram düşüncesiz, Gelin biraz söz edin kaygılar diyârından. Sevişim ağlamaklı, çakırkeyfim boşlukta. Buna şahit mısralar, mısralarım şahit hep. İçimdeki varoşlar ulaştığım son nokta, Sebebe sual olmaz, sebep benim ben sebep. Kurşun gibi suskular mevzu epeyce derin, Özgürlük (!) locaları, bu gün dün ve evvelki… Ağıtları yazılır, dalgalı denizlerin, Sustum adam aradım, cellât adam değil ki. 29.02.12 Bursa Ömer Ekinci Micingirt Özlem Sönük bir kuytuda içimde hüzün, Seni özlüyorum sezdirmeksizin.

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.