Bir Öykü

E Erkan Yukarıoğlu
0 Altın Yaprak
Kara tren Kars’tan kalkarken İslimini koyuverdi; o, kalkış sesi, veda sesi Ayrılık ve hasret duygularını depreştiren Yürekler paralayıp kanayan Sevdaları çağıran ses Saplandı kaldı bedenime, duygularıma Beynime, yüreğime Bir hançer gibi... İşte bu olgu, değiştiriverdi Dünyayı, düşlerle gerçeklerde Artık gökyüzündeyim Galaksiler arasında ben bir yıldızım. Gelincikler mordu, denizler kırmızı Sarmaşıktı orkideler Manolyalar gelincik; Güneş hiç doğmadı Ay sıradandı. Sonsuzluğun şehvetinde Yakutlar, zümrütler ve daha niceleri Bir demet kır çiçeği gibiydi Mars! Bir kadın vardı olgun ve dolgun Boş ver dedi Dünya’yı da, Mars’ı da Ben varım ya ben Her yanım ayrı bir Dünya, başka bir Mars! Bak dedi: Dudaklarım yakut Memelerim zümrüt Ve elmaslar, pırlantalar... Öyleyse at şu örtüleri üstünden, dedim. Attı! Çıplaktı: Dünya da, Mars da... Yakutlar, zümrütler, elmaslar, pırlantalar... Hepsi çıplaktı yaratılıştaki gibi! Bilebildi mi, anlayabildi mi? Bilemem! O kadın Dünya; belki Mars’tı, Ben ise kuyruklu yıldız! Açtım gözümü, yumdum gözümü Sere serpe kaldım mavi Dünya’yı severken, Yoğururken kızıl Mars’ı; Kan gibi süt beyaz ve ılıktı içim. Üç gün ne çabuk geçiverdi; Girmişiz Haydarpaşa Garı’na Kara tren koyuverdi islimini, Güneş doğmuştu, deniz maviydi Toprak kara ve ana Ve sevgililer: Oley, İstanbul!

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.