Beni, Açlığına yenilip Ekmek karnesinin son yaprağı gibi Kesip çıkardın ya hayatından…
Her şey nasıl da başladı, aniden Bir savaş sebepsiz çıkarcasına Bir yıldız habersiz kayarcasına Bir nehir zamansız taşarcasına…
Bir defasında Hayırsız bir ana gibi Bir kıskançlık gecesinin sabahında Günaydınsız bırakıp gitmiştin beni uykumda…
Bütün düzenim bozulur, sakın gelme Arsız çocuklar gibi yıkma, kumdan kalelerimi Ben de unuturdum seni, beni unuttuğunu hatırlamasam İskambilden kuleler yapıyorum, bana hak ver…
. taşımış karınca ömür boyu alnında hamallık yazgısı…
Alııveeriin, bağ la maa mıı çalayııım amaan amaaaan...! Babanın uşağı mı var ULAN...! Kalk kendin al...!…
Yüzümü hangi eylülden kaçırsam, utanırım Öyle vicdan azabı gibi durma karşımda Senin elma çiçeklerin vardı, gençtin, güzeldin Ben hiç bilmez miyim, böyle düşüne taşına aşk olmaz…
Her akşam ayrılık vakti gelince Bir suskunluk tadı kalırdı, dudaklarımızda Ellerinin titremesinden, gözlerinden anlardım İstemezdin böyle kederli, kırık gidişimi…
Hatırlar mısın seninle, üç gün, üç gece Yeni baştan yazıyorduk kaderimizi İstanbul ağlıyordu, sebepsiz bir yağmur yüzünden Sen en tutkulu şarkılarını söylüyordun…
Ben bir zamanlar Hep kara kalemle yazardım sevdalarımı Sıkılınca silerdim Ne zaman renkli balonlarla…
Öldüğüm o akşam, Fildişi Sahil Temmuz'un beşinde zemheri soğuk Gözlerin aralık, başın omzumda Kalpler mekaniktir, yürekse şair…
Sen Uyurken Kapım her zaman açıktır sana Ne zaman istersen gelmemek gibi…
Sen Uyurken II Hasretlerin imsak saatlerini bilirmisin Yeryüzü, gökyüzü tek bir renge bürünür…
Cilvesi meze, muhabbeti mey Bir çift masum göz, uysal hüzünlü Bazen daha fazladır her şey Ve silemiyorsan onları bir türlü…
Neden denizler bu kadar kararsız mavi Neden uzaklaştıkça koyulaşır, vuslatın rengi Ağlamak gibi, bir ayrıcalığı mı vardı, Susuşların da.…
15 / 16 gösteriliyor