siyahla betimliyoruz acıyı rengarenk doğada bir felaket sonrası da öyle acının kırmızısı da simsiyah…
korkular ve yaklaşan heyecanlı bir keklik yavrusu…
bir gün bu kuşlar bir gün bu gök bu bir içimlik sular sığ sokaklar…
ırmakların ötesinde devinip duran yıllar yılı bir çakıltaşı gibi hangi kıyısı yüreğimizin ?…
yeşil göle düşen bir sarı taşsın ve kırmızı daireler çizersin dar ufuklarda…
korkuç güzellikle yaşanan hem de doyasıya o gecelere özlem duymamak ve de eldemi onları anmamak…
kara kara bulutların sonu, mutlaka yağmur bereket ve aydınlık gökyüzü…
gel gel bak gözlerime gör geleceği
güneşimiz tutulacak pul pul kul ettiği bitkilerle beraber avucumuz tuzlanacak sonra kabul;tüm karanlıklar son bulsun yeterki,…
geleceğe dair her yolculuk yeni şeyler taşır kendi içinde…
hayat hayat içinden umutlar fışkıran içinden umutsuzluklar fışkıran hayat…
sökercesine tırnakla birşey yapabilmek için için düşünüpte kendin için…
bir el etsem karşıki jöye "merhaba" diye yoldan geçerken acep görürmüki beni çocuklar şöyle hafiften sıcakca gülümserken…
işlemezdi ona nehirlerin vurdumduymaz akıntısı işlemezdi ona yalvar yakar olmuş çocuk bakışları…
sıkılası bir gülüş vede utanılası aç sofralarında pişkin bir ekmek gibi…
15 / 36 gösteriliyor