Sen Liğime
E Evrim Kaya
0
Altın Yaprak
Saat: 23:52
Dar sokaklarından ölesiye koştuğum küçüklüğümün, merdiven altı öykülerini bir bir anımsıyorum şimdi. Ve var gücümle yeniden bağırmayı özlüyorum. Ama bilirsin ki özlemek yetmiyor çoğu kez.
Tıpkı seni özlediğim gibi..
Telefon çaldı. Sensin ve senin sesin…
Ne garip, bir oralet içimlik zamanda durmuş kar. Ve devam ediyor içmelerimiz. Tadını duyumsuyoruz yaşamın durmadan. Minik bir yirmi dört saat yedi mekanlar. Kar yeniden başlamakla kalmayıp lapaladı.
Üşüyorum...)
Yazılan her şey kaybolacak…
Boş bir word sayfası açtım ve yazıyorum. Bilgisayarım arızalı. Açtığım belge sadece 1 sayfa yazmama izin veriyor. İkinci sayfaya geçiş yok. Olmayacak. Ben bu arızayı düzeltemem. Sorunu ben yaratmadım. O kendi halinde bozulmuştu, fark etmeden sorunu büyüttüm…
Şimdi iki sayfa ne yazsam kayboluyor bilgisayarın hafızasında….
Şimdi en sevdiğin adamı dinliyorum…
Sana gelmeme, elini tutmama ve uzanıp papatya tarlalarının hoş kokusuna geleceğe dokunmamıza izin vermedin. İkinci yaşama geçiş yok senin dünyanda. Olmayacak. Ben bu hayatı ikileyemem. Sorunu ben yaratmadım emin ol. Bunu sana ya da hiç kimseye yapamam. Kendi hayatında belli bir düzen döngüsünde boğuşup dururken olmadık yerde "beni evime götür" demiş bulundum sadece. Senin evinin olmadığını sadece sancıların ve yaşamsızlığınla mutlu olduğunu tahminleyemezdim…
Fark etmeden çöreklendim sorunlarına. Her şeyde olduğu gibi hayatında da birinci olmayı denedim, fark etmeden sorunu büyüttüm. Şimdi hüzün seviyesi tavanda ve boğulmanı izliyor olmak canımı yakıyor. Şu an yapabileceğim tek şey yazmak. Sana, senle ve sensizlikte yazdığım metinler kayboluyor zihninin karmaşasında.
Bilsem gelmez, bilsem gitmene izin vermezdim. Duruşumu, sesimi ve tenimin sarı-siyah rengini alır giderdim. Giderdim gelmene izin vermezdim. Bilsem yangınımı içime atar, alevleriyle senli acılarımın, yüreğimi közlerdim. Bilsem sana gelmeye, yüzüne bakmaya, içindeki şımarık çocuğu yeşertmeye heyecanlanmaz, bendeki seni bu kadar büyütmezdim.
'Bu havada gidilmez' çalıyor…
Sayfa dolmak üzere. Bitmeye az var. Yeni bir belge açmaya cesaretim yok. Sınırlarla yazmak elimi köreltiyor…
Bilgisayar sınırları içinde müzikli ama sadece bir sayfa yazmak zorundayım. Sayfayı doldurmak da zorundayım üstelik. Yoksa o kadar yazdığım boşuna gidecek. Bir sayfayı bile dolduramamışken ömrüm boyunca yazmak istediğimi bilgisayara kanıtlayamam. Birinci sayfayı bitirebilirim. Ve aklımda hala mümkün olmadığını bildiğim halde hem de "belki ikinci sayfaya geçebilir" fikri dolanıp duruyor…
Şimdi en sevdiğin adamı dinliyorum…
Yaşadıklarımızda sona yaklaşıyoruz sanırım. Seninle yeni bir diyaloğa girme cesaretimi kaybettim. Kalın ve sert hatlarla çizilmiş dünyanda aşklanmak zor. Senin iki sınırı belirlenmiş yaşamında sana uzak, en sevdiğin sanatçıyı dinleyerek ve seni anarak durmadan yazıyorum yalnızca. Senle ilgili diyaloğuma iyi bir son yazmalıyım. Kalbimin senle tam ritminde attığını yazamazsam ömrüm boyunca âşıklığı yaşayacağımı yüreğime kanıtlayamam. Bu bir sorumluluk artık. Sorumluluklarımı yerine getirdim hep…
Sesini duymak yüzümü gerginleştirse de anlam buluyor ellerim aydınlığında.. Senle bir daha sevdayı tatmak imkansız artık. Kırmızı mühürlerle kapattım kalbimi sana. Mühür kırılırsa cezai yaptırım doğar, topyekün hapse atılır tüm aşklarım. Sana dair bir yaşam olmaz artık. Dairliğini sensizliğe tercih ettin… Ve hala "arar mı beni bu akşam acaba" fikri dolanıp duruyor zihnimde…
Sayfa bitti… Bundan sonra yazılan her şey kaybolacak
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş