Sönmüş Yıldızlar

E Eylül Gökdemir Eylül Gökdemir
0 Altın Yaprak
Henüz sönmüş bir ocağın İs kokulu duruşlarına Bir ömrün hikayesi boyanırken Saklanırdı yüreği, titreyen çocuk misali Aşk imkansızımdı benim Vuslat uzak bir hayal Korkuyordum biliyorsun Tutsaydın ellerimden Bırakmasaydın Gel desen gelirdim İstemedin... Oysa Issız bir kadının Nar çiçeği dudaklarından dökülen Tebessümlerinin Taş duvarlarına sinmişti incinmişliği Güz harmanı tabakalardan yayılırken kokusu Kıvılcımlanan bakışlarda Yasa durmuştu zaman Hangi salaya çıkıyordu bu ezan Bilinmiyordu Teninin kokusunda mı açmıştı Tüm menekşeler Yoksa Buruk bir tada mı gebeydi Dilinin ucuna ucuna gelip de Bir türlü söylenemeyen kelimeler Kimseler duymuyor Anlamıyordu Kırık aynaların kirli çizgilerinde İsteseydin Bulurdun geçmişin izlerini… Toprağın yanık bağrında Tane tane açılırken başaklarının sarısı Çeltik tarlalarının çamurlu sularında Çıplak ayaklarla dolaşırsın da Kayganlığına düşer adımlarının yankısı Boz bulanık satır aralarında Halbuki Hangi dalına konmaya kalksa düşlerim Çırılçıplak soyunuyordu anılar Hani severdi ya kurt, puslu havayı Hani bir göç zamanı kadardı ya kırlangıcın ömrü Hani sabırla pekmez olurdu ya koruk İşte öyle bir şeydi bizim hikayemiz de Eksik kalan bir şeyler vardı aramızda Biz göremedik Ya da görmek istemedik Sönmüş yıldızların Sahte ışıltısındaki gizemi...

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.