Aşka Cesaret Lazım...
F Fatoş Yıldız
0
Altın Yaprak
Yarım saattir otobüsteyim..
Bu şehirden gidiyorum artık!
Bu şehir benden gitmiyor tek sorun bu...
Evet gidiyorum.
Seni korkutan yollarda, seni korkutan uzaklıklara gidiyorum. Öylesi korkulacak yollar değildi oysa...
Gidiyorum..!
Bir defa bakmak yetiyor otobüs camından geriye, yüreğimdeki incinmişliği hissetmek için ve içimdeki seni...
Bu şehre gelişim ne kadar farklı umutlar üzerineydi oysa!
İlk kahvemizi içtiğimiz gün, hayatımda önemli bir rol oynayacağını düşünmemiştim.
Oysa sen bunu çoktandır düşünüyordun.
Bunun için çabaların olduğunu sonra itiraf etmiştin hatırlıyor musun, daha birçok şeyi de sonra itiraf ettiğin gibi.
Çabuk kapıldık ikimiz de sevdanın büyüsüne...
Sen gözlerini ayırmıyordun gözlerimden,
ben pes ediyordum beş - on saniye sonra.
Göz kırpıyordun fırsatını buldukça tüm sıcaklığınla.
Güzel ifadeler kullanıyordun benim için adımdan çok. Etkilenmiştin benden ve etkilemiştin bir o kadar...
Farklı mıydı yaşadığımız,
yoksa hep böyle güzel mi başlardı nasıl biterse bitsin aşklar!
Her şeyi paylaştık seninle.
Hüznü paylaştık mesela,
tebessümü paylaştık!
Zamanımızı, duygularımızı, aşkı paylaştık...
o kısacık zamanda çok şey yaşadık.
Ankara'nın her sokağında adımlarımız kaldı ve...
en azından benim içimde güzel umutlar vardı...
"her şeyden bir ders çıkarmak gerek" derdin kimi zaman...
o halde bir ders çıkarmam gerek şu yaşananlardan...
Şimdi gözlerimi kapayıp seni anıyorum.
Ben sende beni arıyorum.
İçimde sorulardan dağlar oluşmuş,
Nerde cevabın, bulamıyorum...
"sinemada elinin elimde terleyişinin bir anlamı olmalı.
" Böyle demişti Kayıp Kentin Yakışıklısı'nda Yılmaz Erdoğan. Evet, bir anlamı olmalıydı...
vardı!
Bir değil, bin anlamı vardı...
şimdi seni çözemiyorum...
oysa her şey nasıl da bitmeyecek gibi geliyordu...
Yanlış pencereden mi bakıyordum hayata?
Çabuk kapıldık ikimiz de sevdanın büyüsüne.
İkimiz de yoğunluğuna yaşadık her şeyi.
İkimiz de yüreğimizi koyduk ortaya.
Ama, ikimiz de cesur olamadık aşkta;
Sen cesur değildin ve...
benim cesaretim yetmedi korkularına engel olmaya...
"Cesaretim yok"
deyip sustun sadece.
Bir kaçış mıydı seçtiğin yol yoksa duygu kaosu mu bilmiyorum.
Ama aşkı böyle bitirdin, yüzümüzdeki tebessümleri böyle dindirdin...
Korktun!
Uzaklıklardan korktun, yollardan korktun.
Sen bu aşka canım, başından yoktun.
Aşka cesaret lazım, sen cesarete yoktun!
Olmazdı zaten...
cesaretsiz güvensiz olmazdı!
Martıları uçurup tekrar çağırdın;
dönmezlerdi.
İçlerinde bıraktığın kırılmışlıktı...
içimde bıraktığın kırılmışlıktı...
Öylece yaşandı ve geçti.
Güzeldi, hızlı başladı hızlı bitti....
yazık ki yüreğimizdeki yakamozlar çabuk söndü!
Evet, ben çıktım artık bu yoldan!
Yoruldum bir şeylere çabalamaktan...
elimde senden üç beş anı, gidiyorum Ankara'dan...
Korkarım ben sende bitmeyeceğim.
Hani şarkıların nakaratı gibi, sende hep tekrar edeceğim.
Bir çabam olmayacak unutulmamak için,
ama unutmayacaksın hissedeceğim...
Bazen hayalimden sıkılacaksın...
Ankara'nın her sokağında beni yaşayacaksın...
Metropol'de Migros'ta hep senle olacağım,
benden kopamayacaksın...
"geleceğim bir gün yanına" derdin...
Gelsen de değişir mi artık yüreğimdeki sesin?
Gelincik yaprakları yerlerde şimdi, döndürür mü yerlerine onları sevgin?
Yıkılan geri yapılmaz, kırılan kalp onarılmaz...
bunlar senin yapmaya çalıştığın..!
Bir kitap okuduk senle ikimiz.
Bir şarkı söyledik.
Bir film izledik.
Yaşadığımız her ne ise, işte sonuna geldik..
Ve... ben gidiyorum bu kentten.
Yaşadığımız her şey biliyorum yürekten.
Cesaret olmayınca olmuyor işte,
sen de bir şeyler vermeliydin kendinden...
Mutlu ol..!
Martılar yüreğinin içinde olsun.
Cesaret kapını çalarsa bir gün
seni bana getiren - martılar - olsun...!
İstemiyorum
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş