Karanfil III

F Ferman Karaçam Ferman Karaçam
0 Altın Yaprak
yoluma düştün kan kırmızısı karanfil işte bu yüzden bir kök sarmaşığı gibi dolandın bedenime yüzümü, kollarımı, ellerimi sarıp sarmaladın esir aldın beni karanfil paslı bir kama gibi duruyor göğsümde hasretin / al işte şiirlerime zulüm katan karanfil al senin olsun aşkın, senin olsun ateşin al senin olsun her şey / çün kalleştir kıyıları denizin yaşanmaz buralarda sensiz yarama zulüm oku değdi ayrılığın talan oldu ilk yazımın güneşi yırtılıyor damarlarım, kahır ateşinden vicdanım yanıyor, dilim, dudaklarım, ciğerlerim herkesten bir sır gibi sakladığım adın / adın alev gibi çıkıyor ağzımdan nu nasıl işlemektir kanına insanın böyle karanfil yoluma düştün kan kırmızısı karanfil ağzımdan üfledin kan kırmızısı yüreğe ok ciğere kor bıraktın devranımı değiştirdin rengimi aşkın rengine boyadın medine tadında bir yağmur ikindisi bak saat tam ondört haydi git - me gölgen, hayalin, adın, bedenin, her şey ve herkes gitsin ruhun kalsın uzun ve acımasız oluyor kış geceleri alnıma ay ışığı düşende titriyorum sabaha boynu bükük düşüyor mekke'li kırmızı gülün cam vazoda gözlerim yollarına düşüyor hayalin yüreğime düşüyor sonsuz bir hasret acısı düşüyor içime bitmeyen bir yağmur oluyor bakışların gitme ellerim koynumda kalmasın gitme yaman oluyor serçe kuş üşümeleri yaman oluyor yürek titreyişleri yaman oluyor ellerine özlem yaman oluyor yanık türküler dinlemek yaman oluyor vurulmak zeytinkarası gözlerine ey güzellerin gülperisi, güzelliğin abidesi kara gözlüm gülçehre'm yaman oluyor sesine alışmak yaman oluyor karanfili biçmek ansızın bak ne tuhaf zıplıyor renkler aynalarda hasretin tutuşup yanıyor perdelerde al bu cehennem ateşini gözlerimin önünden al bu çıldırtan kaçışı kaldır yokluğunun cana kıyan dansını üşüyorum, hastayım omuzlarına tutunmalıyım gün eğri düştü omuzlarıma karanfil çıksam dağ başına, başımı vursam buzlu taşlarına göğsümü koysam bir yavru ceylandan yolunu sorsam düşsem yollarına kara gözlerin yoluma düştün kan kırmızısı karanfil ben hanidir çocukken ulukar gecelerinden birinde toprak damlı bir köy evinde bir şahbaz düş gördüm yalın ve ateşten sonra çalımlandım ateşi gördüm ateşi tutttum ateşten danslara katıldım bana geceleri ateşten dansları sen öğretirsin saçların ateşten pınar gibi akar avuçlarıma yüzümüz sararır, ruhumuz tutuşur gece uzadıkça bir tutam ateşten kristal olursun o "vakit geç olmadan" söndür bu ateşi kır boynunu papatyanın yak damarlarımda tomucuklanan çiçekleri yüzüme vursun alevleri ve bir sigara tutuştur alevlerden zaman akmadan devran dönmeden ah! zincirlere vursam devran ben seni eritsem göğsümde, yaksam gövdeni savursam külünü seher yeliyle gergef gibi örsem gülden terini sürsem devranını aşkın yeniden

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.