Vurgun

F Ferman Karaçam Ferman Karaçam
0 Altın Yaprak
o vurgunu ben yaşadım ben öğrendim and'ın çetrefil düşlerini kazılan mezarlarda üstü hız'la kapatılmış bir yaranın uçurumunda ıslaklığını içtim gözlerinin and'lar taşıdım yüreğimde andlar ki buğulu bir ekmek gibi sarılır bedene işte bu yüzden ben sevmesem duvarda kan, aynada dağ ve yaşamanın yalın çizgileri ellerinde iğreti duracaktı bir ömür ve bir ömür balçıkta yangın sılada sürgün yemezdik, ateşler düşmezdi ciğerine ödenir miydi takvimlerdeki kabarık faturalar sanıyorsun biz sevmesek ayrılır mıydık bebek yüklü armağanların çalınmış hatıralarından kanatır mıydık zamanı ve etlerimizi sevmesek evet işte şimdi tam zamanıdır tanıkları çağırmanın türkülerle birlikte ihanet orada öylece duruyordu dokunmadık sonra geçildi yollarından geçilir kan - köpük kimi tacirler gibi yeminli, isli, sanal ve sadece ayıp dolu ve bakışları iğrenç, buruk, avurtları inip kalkan buruşuk eskimiş yüzleri ben kokan nefesleri odaları dolduruyorken şimdi anladım virtüözü je suis elle, mon coeur bıçkı gibi yani sadist ve yapışkan bir yerleri duruyorken ortada apaçık sovuğu ben içtim alev yalımlarında zehrini ben içtim gözlerinin zifiri karanlığını çektim ciğerlerime aya karşı parçalanmış insan kaburgaları gördüm meydanlarda ve koynuna girdiğini kent ahalisinin debelenen bir yalancının kırılan sesiyle uğurlandın kapanıldı ayaklarına vurulup düştü inleyerek dizinin dibine emniyet ve öğrendi hainlerin sicilini bir bir sırtlan inlerinde şimdi zilletle iç kan şerbetini inkar ve ihanetin oysa lanet bir kasırga var, bir yağmur sızıntısı, bir tılsım, bir büyü çağıran, sürükleyen bedenimi dağ tepelerine uzanan çılgın parmaklarım ateş dansı öğrettiğin gövdem ve kara taşlara vurulan başım acısa da denizi bir gün koyacağım önüne görülür belki bu yufka kemerin kıpkızıl dilini nasıl öptüğüm sesinin kırıntılarını paslı demirlerden nasıl emdiğim ve bu yüzden gebe kaldım bu yüzden doğurmak istiyorum eski bir büyücüyü o vurgunu ben yaşıyorum avluda çakallar ulurken sağa sola yanaşma ve fantezi kentlilerin yüzünde kıytırık gülücükleri, sıradanlıkları / geçtim ömrümce hiç sevmedim böylesine ufalanıp dağılmadım ve tuttum emniyeti yüzyıllık bir bekleyiş gibi kısılan gözlerimi ve durulan bedenimi önüne serdim bu yüzden aşk bir damarı iptal etmektir dendi bana o vurgunu ben yaşadım dibacesinde milattan önce bir kitabın çığırtkan ve davetkar edaların baruttan künyesini ayartmak ve küflü bir varoş yatağında sarı - mavi arkalanmaları gibi sancısı olmadı karnımın sesten doğdum sesinden bir çılgın melekti başıma düşen gökten rüyalara kazılan ruhun ateşten suretinde fetholundum, aynaların bıyıklarıma dokunduğu an aşk ne ihanettir, ne inkardır öğrettiler bana / ve gölgene ram oldum ağladın ağladın işte bu yüzden dizlerine kapandım o vurgunu ben yaşıyorum hıçkıra hıçkıra

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.