Bahçeye Acıyorum

F Füruğ Ferruhzad Füruğ Ferruhzad
0 Altın Yaprak
Çiçekleri düşünen yok! Balıkları düşünen yok! İnanmak isteyen yok: Bahçe ölüyor! Yüreği kabarmış bahçenin güneş altında. Boşalıyor bahçenin zihni usul usul yeşil anılardan! Sanki bahçenin duygusu soyut bir şey bahçenin yalnızlığında solan. Evimizin avlusu yapayalnız. Yabancı bir bulutun yağmasını bekliyor evimizin avlusu. Esniyor. Ve boşalmış evimizdeki havuz. Düşüyor ağaçların tepesinden toprağa küçücük acemi yıldızlar. Ve balık yuvalarının loş pencerelerinden Öksürük sesleri geliyor geceler. Evimizin avlusu yapayalnız. Babam Diyor: “Geçti benden! Benden geçti! Eledim unumu, Astım eleği.” Ve odasında sabahtan akşama dek Ya Şâhnâme okuyor Ya Nâsihüttevârih. “Lanet olsun balığına da kuşuna da! Ben öldükten sonra ne fark eder ha bahçe olmuş ha olmamış! Yeter emekli maaşım bana! ” Anamın bütün hayatı Serilmiş bir seccade cehennem korkusunun eşiğinde. Anam her şeyin altında arar bir günah izini ve düşünür: Bir bitkinin küfrü lekelemiştir bahçeyi. Anam dua okur gün boyu. Doğal bir günahkârdır anam! Ve üfler tüm çiçeklere. Ve üfler tüm balıklara. Ve üfler kendisine. Anam bekler durur hep ilahî bir zuhûru, ilahî bir bağışı. Biraderim “kabristan” der bahçeye. Biraderim güler otların kargaşasına ve sayar balık cenazelerini suyun hasta kabuğu altında bozuşmuş zerreciklere dönüşen. Biraderim felsefe düşkünü. Biraderim bahçenin şifasını bulur bahçenin yok oluşunda. İçip buldu mu kafayı Yumruklar kapıyı, duvarı. Ve çalışır söylemeye çok dertli, yorgun ve umutsuz olduğunu. Ve taşır umutsuzluğunu yanında çarşıda, pazarda Kimliği, takvimi, mendili, çakmağı, tükenmez kalemi gibi. Ve öyle küçüktür ki umutsuzluğu her akşam kaybolur meyhanenin izdihamında. Ve çiçek dostuydu kızkardeşim. Yüreğindeki sade sözleri, dayak yiyince anamdan, götürürdü onların müşfik ve sessiz topluluğuna. Ve konuk ederdi kimi zaman balık ailelerini güneşle, tatlıyla. Şehrin öte yakasında onun evi Yalancıktan evler arasında, Yalancıktan kırmızı balıklarla, Sığınarak yalancıktan eşinin aşkına Ve yalancıktan elma ağaçlarının dalları altında Yalancıktan şarkılar söyler Ve doğal çocuklar yapar. Ne zaman gelse bizi görmeye Eteklerinin ucu bulaşır bahçenin fakirliğine, Kolonya banyosu yapar. Ne zaman gelse bizi görmeye Hamiledir hep. Evimizin avlusu yapayalnız. Yapayalnız evimizin avlusu. Gün boyu un ufak oluş ve çatırdayış sesleri gelir kapının ardından. Bizim komşular bahçelerinde çiçek yerine Makineli, top, tüfek ekerler hep toprağa. Bizim komşular kapak koyarlar hep çini havuzlarının üstüne. Ve çini havuzlar, -İstemese de kendileri- gizli barut depoları. Ve bizim sokağın veletleri doldururlar okul çantalarını küçük bombalarla. Serseme dönmüş bizim evin avlusu. Yitireli beri kalbini korkuyorum bunca elin saçma tasavvurundan. Ve korkuyorum bunca suratın yabancı yabancı cisme bürünüşünden. Yapayalnızım ben geometri dersini çılgınca seven bir öğrenci gibi. Ve düşünüyorum: Hastaneye kaldırmalı bahçeyi. Düşünüyorum… Düşünüyorum… Düşünüyorum da.. Yüreği kabarmış bahçenin güneş altında. Ve boşalıyor bahçenin zihni usul usul yeşil anılardan. Çeviri: Mehmet Kanar

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.