Leylâ Vü Mecnûn 2701-2800

F Fuzûlî Fuzûlî
0 Altın Yaprak
Cânum gedeli besî zamandur Cismümdeki şimdi özge cândur Sensen hâlâ tenümde cânum Gözde nûrum ciğerde kanum Menden berî eyledün meni sen Arza kime eyleyem seni men Mende olan aşikâr sensen Men hod yohem ol ki var sensen Dâim sana mendedür tecellî Men gayrden olmuşam tesellî Ger men men isem nesen sen ey yâr V’er sen sen isen neyem men-i zâr Çün men olubem senünle memlû Vahdet revişinde hoş değül bu Kim daşrada isteyem nişânun Bir özge mekân bilem mekânun Evvel bu işi edende bünyâd Men tıfl idüm ü zemâne üstâd Etmişdi sana beni mukayyed Gûyâ ohudurdı ders-i ebced Hâlâ kılubem kemâl hâsıl Ebced sebakın ohur mı kâmil Çün yetdi kemâle ser-hat-ı aşk Ser-hat görüp ancak eylerem meşk Rüsvâlığa çün men etmişem ad Sen hem bu sülûki etme bünyâd Dut perde-i ismet içre ârâm Rûsvây menem sen ol nîkû-nâm Mecnûn mana derler ehl-i âlem Ancak manadur cünûn müsellem Sen olma fesâne-i halâyık Mecnûn işi Leylîye ne lâyık Mecnûn menem ey vefâlu dildâr Dîvâneliğe menem sezâ-vâr Sen eyleme hâlüni diğer-gûn Leylî ne revâ ki ola Mecnûn Gam-hâr isen ey büt-i perî-rû Gam-hârlığun hemîn yeter bu Kim perde-nişîn olup hemîşe Dâim kılasen hicâb pîşe Gün kimi çıhup müdâm seyre Göstermeyesen cemâl gayre Kim sende ne olsa resm ü âdet Etvârumadur menüm şehâdet Men aşk güzer-gehinde hâkem El cümle bilür meni ki pâkem Rahm et mana ey büt-i vefâ-dâr Ta‘n ehlinün ağzın açma zinhâr Çün men reh ü resm-i aşk dutdum Nâmûs tarîkini unutdum Sen akl eteğini koyma elden Nâmûsını sahla her halelden Takrîb ile ol esîr-i mehcûr Bu nâdire şi‘ri etdi mezkûr Bu gazel Mecnûn dilindendür Hayâl ile tesellîdür gönül meyl-i visâl etmez Gönülden daşra bir yâr olduğın âşık hayâl etmez Hakîki aşk çün müstevcib-i noksân değül mutlak Özin ehl-i hakîkat vâlih-i hüsn ü cemâl etmez Kemâl-i aşka tâlib muhterizdür hüsn-i sûretden Ki kayd-i hüsn-i sûret âşıkı sâhib-kemâl etmez Delîl-i cehldür aşk ehline sûret-perest olmak Ki âkil iftirâkı mümkin ile ittisâl etmez Gönülde dûst temkin bulsa olmaz gözde cevlânı Mahabbet sâbit olsa öz yerinden intikal etmez Sevâd-ı mâsivâdan levh-i dil hâlî gerek dâim Muvahhid safha-i idrâke nakş-ı hatt u hâl etmez İrâdet zâyi‘ etmez ehl-i ma‘nî sûrete hergiz Hakîkat cevherin cehl-i mecâza pây-mâl etmez Mukayyed olmaz ehl-i sûretün rengine hâl ehli Fuzûlî kim mukayyeddür meğer idrâk-i hâl etmez Bu Leylîden Mecnûn etvârına tahsîndür ve Hüsn-i i‘tikâdına kemâl-i yakîndür Leylî dedi ey vücûd-ı kâmil Kurb-i Haka ismet ile kâbil Mi‘râc-ı kemâlüni sınardum Keyfiyyet-i hâlüni sınardum Oldum nişe olduğundan âgâh Hoş mertebedür bu bâreka’llâh Ahsent ki zât-ı pâk imişsen Pâkîze-vücûd hâk imişsen İnsâf hemîn ola kanâat Teskîn-i hevâya istitâat Aşkunda riyâ gümân ederdüm Etvârunı imtihân ederdüm El minnetü li’llâh oldı ma‘lûm Vasl olduğı meşrebünde mezmûm Gam-nâk idüm eyledün meni şâd Bir kayd teallukından âzâd Bir gâfil-i hod-perest idüm men Cehl ile müdâm mest idüm men Ârâyiş-i zülf ü hâl ederdüm Peyveste munı hâyâl ederdüm Kim sen taleb-i visâl edersen Nezzâre-i zülf ü hâl edersen Hâlâ mana rûşen oldı hâlün Mi‘râc-ı hakîkat-i kemâlün Men besledüğüm bu zülf ü hâli Çeşm-i siyeh ü izâr-ı âli Öz cânum içün değül şeb ü rûz Nezr-i nazarundur ey dil-efrûz Tâ eylesen demî nezâre Teskîn veresen dil-i figâra Hem sen olasen murâda vâsıl Hem ola mana sevâb hâsıl Yohdur çü nezâre meyli sende N’eyler bu cemâl-i hûb mende Ten dürcinde dür-i revânum Genc-i bedenümde nakd-i cânum Derdüm ola sarf-ı reh-güzârun Gördükde kılam revân nisârun Tevfîk-ı visâlün edem idrâk Endîşe-i hecrden olam pâk Hâlâ ki müyesser olmaz ol kâm Olmak ne revâ arada bed-nâm Nesh-i hat-ı i‘tibâr kıldum Râh-ı adem ihtiyâr kıldum Tâ niçe vere gubâr-ı sûret Âyîne-i zâtuma küdûret Vakt oldı ki rûşen ola mir’ât Müstağnî ola sıfâtdan zât Hûn-âb-ı gam ile doldı gönlüm Gonca sıfatı dutuldı gönlüm Vakt oldı bu gonca ola handân Te’sîr ede feyz-i vasl-ı cânân Farz oldı ki tayy kılam bisâtum Kat‘edem özümden ihtilâtum Setr-i ten edem adem hicâbın Ruhsâra çekem fenâ nikâbın Tâ hüsn-i ruhum ki istemez yâr Olmaya nasîb-i çeşm-i ağyâr Zîrâ ki nişân-ı hüsn-i kâbil Oldur k’ana âşık ola mâil Hüsnümde çü yoh kabûl-i âşık Noksân ile olmağum ne lâyık Bu hâle münâsip ol perî-zâd Fi’l-hâl bu şi‘ri etdi bünyâd Bu gazel Leylî dilindendür Ne dilber kim demâdem âşıka arz-ı cemâl etmez Kalur nâkıs bulup feyz-i nazar kesb-i kemâl etmez Değül cezb etmeyen uşşâkı ma‘şûk olmağa kâbil Ne hâsıl hüsn-i sûretden ki cezb-i ehl-i hâl etmez Gerek ruhsâre-i ma‘şûk mahfî gayr-ı ârifden Ki ârif olmayan idrâk-i sun‘-i Zülcelâl etmez Hevâ-yı nefsdür kim hûblar vaslına tâlibdür Ve ger ne aşk-ı kâmil fark-ı hicrân ü visâl etmez Olan nakd-i hayâtın âşıkun ma‘şûk sarf eyler Bu zulmi âh eğer ma‘şûkına âşık helâl etmez Mecâz ehline hublar cilve-i nâz eylesünler kim Özin ehl-i hakîkat mübtelâ-yı zülf ü hâl etmez Fuzûlî âlem-i sûretde ser-gerdân gezer gâfil Zehi gâfil bu sevdânun ser-encâmın hayâl etmez Tamâmî-i sühan Hatm eylemedin sözini ol mâh Bir nâka-nişîn görindi nâgâh Nâka eseriyle bir sebük-hîz Gördi ki gelür nesîm tek tîz Bildi büt-i gül-ruh u semen-bûy Kim özi içündür ol tek ü pûy Bildi ki rakîb-i bed-gümândur Endûh-i dil ü belâ-yı cândur Ol mâh-veş olduğında gâlib Olmış ana sür‘at ile tâlib Gül-zâra henüz yetmedin hâr Gül kıldı vedâ‘-ı sahn-ı gül-zâr Ol hâlete vâkıf olmadan gayr Depretdi cemâze-i sebük-seyr Cûyende görüp ol âftâbı Terk etdi şitâb ü ıztırâbı Tevfîk-i murâda oldı hoş-dil Düşdi öne kıldı azm-i menzil Şehbâzı yetürdi âşiyâna Tapşurdı nihâli bâğ-bâna Mecnûn yine kaldı zâr ü mehcûr Hem-sohbeti mâr ü hem-demi mûr Ne durmağa tâkat ü karârı Ne gezmeğe elde ihtiyârı Bu Mecnûnun mi‘râc-ı fezâilidür ve Beyân-ı mertebe-i hüsn-i hasâilidür Şâhenşeh-i mülk-i mihnet ü derd Ya‘nî Mecnûn-ı derd-perverd Bir pâk idi kim bu arsa-i hâk Anun kimi görmemişdi bir pâk Ma‘mûre-i kurb-i Hak makâmı Ervâha farîza ihtirâmı Çün nefret-i şerr-i nesl-i Âdem Kıldı ana vahşeti müsellem Her vahş donunda bir firişte Yâr oldı ol âdemî-sirişte Zâhirde refîki vahş ile tayr Bâtında melâik ile hem-seyr Kılmışdı kemâl-i i‘tidâli Kisvet eleminden anı hâlî Çekmezdi cihânda ol cihân-gerd Endîşe-i germ ü gussa-i serd Bilmişdi cihânun i‘tibârın Yoh yerine saymış idi varın Dutmışdı tarîk-i ehl-i tevhîd Bulmışdı kemâl-i terk ü tecrîd Olmışdı vücûd-ı pâki bir nûr Âlâyiş-i ekl ü şürbden dûr Tahsîl kılup safâ-yı sîret Görmişdi mecâzdan hakîkat A‘yâna yoh idi i‘tibârı Nakkâş idi nakşdan murâdı Mevzûn idi tab‘-ı nükte-dânı Her nüktede vâkıf-ı meânî

Kamu malı: şairin ölümünün üzerinden 70 yıldan fazla geçti.

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.