Gece Yarısı

H Habib Mert
0 Altın Yaprak
Gece Yarısı Gece yarısı… Saat bire çeyrek var. Pencerenin kenarına yığılmış şehrin parıltılı aldanmışlığına aldanmaktayım. Göz bebeklerimde siyah beyaz bir dünyanın aksi var oysa. Aslında ne şehir umurumda, ne de caddelerin ışıltılı homurtusu… Ne aklımın bir köşesinde yitirilmiş adresler umurumda, Ne de beynimin rıhtımına demirleyen belli belirsiz düşünceler… Gece yarısı… Saat, zamanın kaprisini sürüklemekte yeni bir güne… Upuzun bir yolu arşınlamakta yüreğim… Ve yüreğimin yüreğinde ruhumu taşımakta uçsuz bucaksız bir yol sisler ardına. Sessiz ve karanlık bir gecenin ardında, sinsi sinsi soluyan upuzun yol… Ölüm kadar yakın ve ölüm kadar uzak… Yaşam kadar bulanık, ölüm kadar berrak… Gece yarısı… Mutluluğa yansıtmak için ayırdığım cümlelerle, yalnızlığı yazıyorum şimdi. Bir canana adamak için sakladığım canımı, İncinmiş hatıralarla incitiyorum. Sevgilinin boynuna sarılmak için sakladığım umutlarla, Dingin, deliksiz ve melodram sessizliklere sarılıyorum. Susuyorum… Konuşsam yaslı cümleler diziliyor yollarıma. Çaresi tükenmiş gecelerin şarkılarını mırıldanıyor çöl yanığı dudaklarım. Susuyorum. Derin derin iç çekişlerin yüklemi oluyor suskunluğum Ve ben zemheri bekleyişlerin öznesi… Gece yarısı… Yalnızlık… Kendimi yitirmişliğim… Bir şeyler arıyorum ama ne? Beni böylesine çaresiz bir arayışın pençesinde kıvrandıran sebep ne? Gecenin zavallılığına umut bağlayışım niye? Kimi beklemekteyim? Niçin beklemekteyim bilemiyorum. Kafam allak bullak… Karaya vurmuş yaralı bir yunustan farkım yok. Öylesine çaresiz, Öylesine acılı ve öylesine umutsuzluğun sahilinde çırpınmaktayım. Çözümü imkânsız bir problemin paydasıyım sanki. Neyle çarpsan, neye bölsen kocaman bir çaresizlikle eşitleniyor. Geçmişime gömdüğüm beni, ayıklayıp geceden almak istiyorum ama olmuyor. O kadar mecalsizim ki… O kadar anlamsızım ki… Kendim olmayı bile beceremiyorum. Gece, karabasan gibi çökmüş sineme ve ben, çırpındıkça gırtlağımı sıkıyor. Uyanmak için ayaklandıkça göz kapaklarım, Direndikçe kirpiklerim, dipsiz bir kâbusun boşluğuna yuvarlanıyorum. Uyanmak için paralıyorum kendimi, Kurtulamıyorum gecenin mahmurluğundan. Sessizliğin melodisine bırakmak istiyorum kendimi, Ağzı bozuk bir rüzgâr uğulduyor, uyanamıyorum geceden… Gece haddini aştı artık, beni aştı. O kadar anlamsız ki… Benim anlamsızlığıma eşdeğer… İçimin en içinde bir yerde kıvranıyorum ve soluğum kesiliyor. Gök kubbenin yaldızlı duvarları üstüme üstüme geliyor Ve bağırmak istiyorum, şafağın ilk ışıklarında sönüveriyor gece. Minareler dolusu bir çağrıyla esniyor sabah Ve kan ter içinde uyanıyorum geceden. Kirpiklerim, kapatmadan açıyor kepengini. İşte o an buluyorum aradığım her şeyi. Gözlerimin gözü ferleniyor ve göz göze geliyorum kendimle. Gece bitiyor, ben başlıyorum.

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.