Susuzluk
H Hakan Güzkan
0
Altın Yaprak
su yürür boynundan aşağı
keskin bıçağın ucuna ancak kan yakışır
ve vardır her çiçekte vahşi güzelliğin
göğsünde kobra dövmesi kızıl
adına hangisi eklense yaraşmaz
ayak parmağına ısırgan otu yapışır
sesine sopranolar ulaşamaz
bileğine dilim dolaşır
sırtına batarken çakıl taşı
dizlerinin üstündesindir artık
ve bir eski mezar taşı
şimdilik allegro molto appasionato gibisindir...
donuk geçmişten anımsanan
dudağıma dokunur gözyaşın
biraz eksik oldukça cüretkar
ağzında mayhoş bir temmuz ikindisi
tadı çifte kavrulmuş badem
renklerin ucuz viskiye çalar
dokunur yüreğime hep batan güneş
hazır olmasa da yürek
hazırdır sensiz yalınlığa,
gün bu demlerde çok acımasız batar
ve vardır her yeni günde biraz umut...
notalarını yanlış basan piyanodur ellerin
bir sonsuzluktan korkar bir de
doğru anlaşılmaktan bu gece vaktinde
kim susar o beyaz tülün ardında
rüyadır kırsa da zincirini gerçekliğin
şaka gibidir öyle gelir sana
sanki uçacaktır az sonra lekesi
üzerine kasten dökülen o siyah mürekkebin
ve vardır işte bütün terkedişlerde biraz kin
biraz acımak en çok da kapkara aşşşk...
kulağına ninni okuyan kelebektir dilim
kanadından okunur hep bütün dualar
aklında boşluk karnında sancılar
nolur atma kederini içine, parçala
senindir avucunun içindeki yürek
intikam alırsın öç üstüne öç
tam da şarkıların dediği gibidir
çünkü biz bu yolun yolcusuyuz
zamanımız çoktur çok
olsak da feda uğrunda sesimiz çıkmaz
kulağında serenad yapan aşıktır dilim...
susuzdur bu yaz da geçen her yaz gibi
gülerek gözlerine kanarak ölmek
ölmelerin en şahanesi olsa gerek
suya kanmadan doymadan gözlerine göçmek
gidişlerde arkada kalan göz demek
çünkü vardır her güzel şeyin sonu
doğrudur tanrının aldığını geri vermediği
susuzdur her sonun başlangıcı gibi
bu yaz da birden bire son bulur
sanırsın...
oysa gelir her baharın sonu bir çırpıda
artık mevsim sadece yazdan oluşur
pencereni açık bırak perdeni çek
gölgeni görsem yeter bu akşam
ama bir dokunuşun ölmem için yetecek
ıslaktır çarşaf yatak yorgan iç içe
kutuplarda uzun sürer soğuk gündüzler
televizyonun sesi kısıksa bırak öyle kalsın
yoksa rüzgarla odana dolan fısıltıyı duyamazsın
bu bahar da son bulacak gözün açılana kadar
artık mevsimler temmuzla ağustos olacak...
odanın ışığı sarı odan perdenin ardında
zaman olur içinde bir karaltı dolaşır
şehir işte şimdi şehir olmuştur
balkonuna kuyruğu ala güvercin konmuştur
ancak büyük aşklarla vardır şehirler
adı unutulmayacaktır biten yazın
ama adı yaz olmayacaktır biten masalın
bir şarkıdır artık sözlerinde içli ve
ağlamaklı olur hatırına geldikçe saz
belinde gizlidir senin en ince ayarın
odanın ışığı sarıdır odan sapsarı...
su yürür boynundan aşağı
donuk geçmişten anımsanan
notalarını yanlış basan piyanodur ellerin
kulağına ninni okuyan kelebekte dilim
susuzdur bu yaz da geçen her yaz gibi
oysa gelir her baharın sonu bir çırpıda
odanın ışığı sarıdır odan perdenin ardında
su yürümeye devam eder en aşağına
keskin bıçağın ucundaki yüreğimin kanıdır
ıslaklığın en çok ağzıma yakışır...
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş