Gül İsterim(1)

H Hamdi Oruç
0 Altın Yaprak
Geceydi dünyada Karanlığın sarayları boy verdi Kar düştü,Sevdanın kanı dondu... O Nebinin doğumu bir şafak, O güneşti,yıkıldı karanlığın sarayları... Süt anneye verildi Bembeyaz bir süt Bereket yağdı bereket üstüne Medine`de yıldız yıldız izleri... Medine uyandı öptü Nebinin ayağını Dünya karanlığın ağında Sadrının kitabını açtı melek Gökler bir kitap gibi okundu... Gökler nur saçar bir kitap gibi Hira dağında Güneşe tutulan ayna... İlk ayetleri okudu nebi Yağmur sessizliğiyle Kur`an geldi ayet ayet Çölde sevda pınarı Rabbinin adıyla okudu Nebi Kurtuluşa hamileydi cihan Bütün gönüllere gül sergisi Örtülere büründü Nebi Haticenin örttüğü teselli bulutu... Meyvesini verecekti o dua Ömer kükredi gök gibi Ziyaret edildi Beytullah Kırk yıldız secde etti gibi Ebu Cehil getiremedi şehadet Ebu Cehilin dilinde diken Hayata nurdan elbise giydirdi O büyük Peygamber Miracta ümmetim dedi Nebi Ümmeti öz çocukları Ebu Bekir sıddık Ebu Bekrin gözlerinde güneş... Altmış üç yıl ömrü Nebinin Altmış üç güneş göğsümüzde Vahyin rahmetine karşı çıktılar Çiçek büyümedi ömürlerinde Baş ezdi ellerindeki taş Kumlar sevinçle öperdi gül ayakları İşkenceler edildi Nebiye O sevdasıyla gül gördü işkenceyi Güneşini gördü sevdanın Elime güneşi verseler Dönmem sevdamdan` dedi Gül mevsimi şimdi Dünya karanlığın ağında Mekke Bilal gibi bir köle... Bilalin gür sesidir Hayat veren çöle Üç yıllık muhasara Küfrün karanlık kilidi Çürüdü yıldızların ışığında Işıklar bir güzel bir güzel İki dostun ölümü Eylülün işaretleri İki dostun ölümü İki kar tanesi Hicret etti Nebi Devlete ilk adım Şafakta ilk ışık Hicret emri geldi Yıldızlar kaydı Medine`ye Taif`in taşları kahrından yandı Medine, nur üstüne nur geldi Medine şimdi anne kucağı Hicret yolunda Nebi Müşrikler oyun kurdu Ne zaman ışığa karanlık karşı durdu Süreka küfrün oku Saplandı kumlardan sipere Ey Süreka kumlar vurur tokatı At sürülmez nur üstüne... Kumlar yer yüzünde yıldızlar gibi Ay doğdu Medineliler dedi: Geceye vuruldu yumruk Her an yeni bir gömlek Gece soyunur vahşi elbiselerini Her gün ayrı kıtada Hoş geldin dediler Yüzlerinde nur ellerinde nur Ateş gibiydi çöller Deve çöktü kutlu yere Gülistana dönüştü Bilal ilk müezzin Bilal su veriyor Medine`ye Gazveler yapıldı küfürle Karanlık öldü Güneş yıkar geceyi Ağıtı söylenmemiş tek ölü o Mekke feth edildi, Dalga dalga temizlenen bir denizdi Mekke Allaha şükredildi,şükür kulluk Ümmet-i Muhammet bir büyük deniz... Uhutta kırılan diş Papatya O bahar habercisi Hamza yoluna baş koydun Hamza dağ oldun gözümüzde... *** Yıllar yılı Bir damla su gönlüm seni arayan ey sevgili Dere dere , nehir nehir Deniz deniz Yıllar yılı Bir harf gönlüm Adını arayan Hece hece Yıllar yılı Bir rüzğar gönlüm Ayak izlerini öpen Cami cami Türbe türbe Yıllar yılı Yıldız yıldız Güneş güneş gönlümün aradığı Ey sevgili Ziyaret ettim kabrini Aktı gözümden yaş Zaman geçiyor mu duruyor mu Zaman bir güzel bir güzel Vardım Uhuda Sitem ettim Uhuda Kırıldı dişin diye Uhut ağladı Uhut bir güzel bir güzel Ey sevgili Ramazanlar kur`an ayı Ramazanlar senin diye On bir ay Arıyorum ramazanları Topluca getirilen salavatları Gecenin karanlığını nura döndüren Hep bir ağızdan söylenirken adın efendim Dünya bir güzel bir güzel *** Medinede gül mezarın,Medine gül Medineye savursalar beni tozlar gibi Alemlere rahmet olarak geldin Yoluna diken döküldü Yetime yoksula kanat geren Zulmü söndüren sevgili Elimi şakağıma koyup günlerce Tarihi çevirdim yaprak yaprak Gördüm ışık ışık bir çağ Tek o gül çağda yetim hiç ağlamadı Altın bir çağ Ağlar sensiz bütün çağlar ey nebi Köleler hiç sevinmedi böyle Dünkü çöl gül bahçesi şimdi Gökte kuşlar sevinçli Yerde güller sevinçli... Alemlere rahmet olarak geldin Adın anıldıkça ateşler söndü Karanlık inledi adın anıldıkça Karanlıkları yıktı güneş adın Esirgenmesin bizden güneş adın Kalem kalem minarelerimiz var ey nebi Nefsine yapılmasını istemediğin şey yapılmaz başkasına Yetime yoksula kanat gerenler var... Ekmek bölüşülmüş sofralarda... Yine gel güneşlerle gel,bize de gel Yine yık zulmü yetim ağlar,yoksul ağlar Güneşlerle gelen nebi Güneşlerin bir güzel bir güzel Esirgenmesin bizden güneşler diye Güneşlerine ay çiçeği şimdi binlerce gönül... Ebu bekirlerin ,Ömerlerin Osmanların Alilerin var yine Hamza hazır yoluna kurban olmaya Hamzalar hazır yoluna kurban olmaya Yıkılsın zulüm yetim ağlar,yoksul ağlar Ömer geliyor denilmişti Telaşlanmıştı ümmetin Ömer gelmişti Güneş gördü Ömer Ömer bir güneş oldu Ömer bir güzel bir güzel İzinde ömerler... Alemlere sonsuz rahmetsin efendim Düşmanların geliyordu sevr mağarasına Yarın askerlerin olacaktı bu günkü düşmanların Örümcekler ördü ağı o çarpık ayaklara Yeri-göğü doldurur askerlerin Askerlerin bir güzel bir güzel Geldin ... Dünkü çöller gülüstan oldu Ayağının değdiği yerler mescit Haktan alıp gücünü yağdın çöller üstüne En katı kalpler üstüne Yine rahmete muhtacız efendim Sonsuz rahmetsin efendim İki cihanda güneş sensin ... Yastığa başımı koyunca dilim dua pınarı Dilim bir güzel bir güzel Gül yüzün için bir dua pınarı dilim... Esirgenmesin gül yüzün efendim Esirgenmesin bizden gül rüyalar Sonsuz olsun bize rahmetin efendim Dönmek yok yolundayız efendim Karanlıkların üstüne basa basa Hamzaların ,Ömerlerin gibi Gülden izleri öpe öpe yolundayız Alemlere sonsuz rahmet olan efendim *** O gül rasul , O gül rasul… Yandı gönlüm gül hasret ile Bakarken yanar gönlüm Yerleri- gökleri sevdim Yerler- gökler müştak gül rasule Yerler gökler bir güzel bir güzel Yıldızların gönüllerinde gül hasret Çiçeklerin gönlünde gül hasret... Gönlünde ateş gibi bir gül hasreti baharın Çiçekli dallar ağlatır beni Dillenince çocukları sevdim Çocuklar çiçekli dallar gibi Dillerde adı gül rasulün Dillerde bal tat Diller bal peteği... O gül rasul , O gül rasul… Mirac geceleri ağlatır beni Miraç nasip oldu Selam verdi Yüce Allah Melekler hayran o sevgiliye ... Yedi kattır gökleri sevdim O gül rasul , O gül rasul… Yandı gönlüm gül hasret ile Ben ay çiçeklerini sevdim Ay çiçekleri gönülleri ümmetin Ay çiçekleri gördüm yıldızlar sayısınca Yönlerini dönmüşler güneş mezara O gül rasul , O gül rasul… Ben uçurumlara bakarken yandım Sarmaşık çiçekleri gönülleri ümmetin Ben sarmaşıkları sevdim Sarmaşık çiçekleri uçurumlarda Arıyorlar güneş mezarı Yanar gönlüm gül hasret ile geceleri Ben geceleri sevdim Yıldızlar ne güzel Yıldızlar göklerde şen Yıldızların gözleri indi Mezarına gül rasul'ün ... O gül rasul O gül rasul Yaksın beni bu gül hasret... *** Ey gül Ey gül rasul Yaşım Altmış oldu Beni gül kokun çarptı şükür Ya sıfırla çarpılsaydı bu altmış Anlamadım neden döner bu varlık Sen varlık bahçesinde gülsün Her bir sözün Kutsaldı hırkan gibi Nerde Ebu Hureyreler nerde şimdi efendim Ey gül Ey gül rasul Ben ufkuma güneş değil gül isterim Ey gül Ey gül rasul Yaş altmış oldu yaşlandım Gül sevgin var gönlümde diye Kaç taifte taşlandım. *** Haktan geldi emir Yandı Ömer... Nasıl yanmasın Ömer Hiçret emri ile Yanmıştı mekke Hala taşlarında yanıklık Her yanan gül oldu ... Ey gönlüm çal başını taşlara Her sabah güneşler doğuyor Neden sönen gül oluyor... *** Vah dünya aldattın bizi Ondört asır önce Alemler selam durmuş güneşine ayına... Allah`a kul gül rasule ümmet olunmuş İlerledik ilerledik tepeler aştık Yardan uzaklaştık nara geldik Okuduk Kur`an-ı ne buyuruyor Allah O gül O gül rasul İki ip bıraktı bize İki nur bıraktı bize İki gül bıraktı bize... Sorduk mu nefsimize Güle hicret yolunda Neresinde yolun Her sabah doğdu mu Hiradan gönlümüze güneş Uykuda mı hala Uykuda ise hala Yansın o mekkeler yansın bağrımızda O kırk yaşında Mekke karanlıkta Hira mağarasında o Gelmiş beklenilen dost Can Hira... Nur Hira... Işık ışık göğsümüze vur Hira *** Yüce Allah buyurdu O gül O gül rasul Savaşı şirke... Adını şakır yer-gök Gönlüne ay güneş adı... Allah`ım inandım ben Bilmeyenler bilsinler Gül koklanmak içindir Ezilemez yerlerde O gül adı düşürenler yerlere Düşecekler yerlere *** Sökün engellerin dişlerini Veysel olur gönüller O gül O gül rasul Aşkı güldü onun Seccadesi güldü... *** Tarihler boyu rahmetin solmayan gülüsün ... Hz. ademin duasına nur oldun Hz. İsmailin boğazındaki bıçağa sur oldun Yere - göğe fer oldun efendim... Anam-babam feda sana Adın Ahmet idi incilde... İki cihan güneşi efendim Akıyor gönlüm güzel Mekke'ye Doğduğun yer diye Mekke bir güzel bir güzel Bütün ümmetlerin beklediği Gelişin bir güzel bir güzel Öpüyor rüzgâr Medine`nin taşını, toprağını Gül ayakların değdi Medineye Medine bir güzel bir güzel Secdelerde alnını arıyor rüzgâr Devesi düldül nereye diz çöktü? Uhut`ta esiyor mecnun gibi bir rüzgâr ... Hasretinle yanmış Uhut Dün yandığı gibi Yolunu gözlüyor Bedir Taşların, ağaçların düşü Dile gelmek Adını anmak yine... Dün Bilal`in vardı Çağrının bülbülü Ebubekr`in, Ömer`in, Osman`ın vardı Ali`n vardı İlim sarayının dört kapısı Kapındaydı Ali Kapındaydı Hamza Hamza ki Allah`ın çekilmiş kılıcı... Bu gün yine ümmetinin yiğitleri var Hamzalar var Kapın bir güzel bir güzel .... Dün Uhut derdi ki: -Askeriyle gelse Nebi... Ah Uhut ağlıyordu Hamza`yı görünce Hamza kırık karanfil yerde Karanfillerimiz bir güzel bir güzel... Geldin dün Geldin nur geldi... Köleler sevindi Güneş başka güneş gökte Ay başka ay Ayna gibi kırıldı işaretinle ay Ay bir güzel bir güzel O gün görünce o orduyu Selâma durdu Bedir Bedir bir güzel bir güzel Kıyamete kadar küfre tokat Bedir Hendek küfre hendek... Dün Beytullah bekliyordu Bekliyordu bir güzel bir güzel Mekke, Mekke olalı Hiç böyle gamlı olmadı Ah Beytullah Halin içler acısı... Dünyaya nur saçtı Beytullah... Evren kadar büyüktü ordun Bulutlar şemsiyen oldu Örümcekler ağ örme ustası Güvercinler geldi uçup Kör etmek için küfrün gözünü Dünyaya nur saçar sevr mağarası... .... Vahiy gelmişti Bir o gün mutluydu Hira Hira hiç böyle sevinmedi Oku diye çınladı toprak Okumak için huzura koştu Taş toprak Ağaç yaprak... Hira kaya kaya küfrün yolunda Hira bir dağ gönül Dağdır aşkı bilen gönül Kavrulmuş taşları bile Aşkın çölünde Hira bir güzel bir güzel Bulutlar dağların başında taç Güneşi ilk dağlar görür Ay dağların avuçlarında çiçek Dağ gibi gönüllerinde ümmetin Ebubekir, Ömer, Osman, Ali ... Pınarlar dağların gözyaşı Ağaçlar göklere özlemleri Ağaçlar bir güzel bir güzel Dağlar hürlüğün zirvesinde Zikir akar ırmaklardan Etrafında ağlar rüzgâr Kuşları dayanıklı dağların Gönlümün kışı dağların pençesinde can verdi Selam En kaygan zamanda Depremlerde Gönüllerimizi sıkı tutan dağlara Sevgileri bizde dağ olanlara Dağlar gördüm Dağlar bir güzel bir güzel Aşkın çölünde kum taneciği gibi gönlüm Yok oldu eneler birlikte Denizler gibi camilerimiz var Çağrımız gür Bilallerimiz var Karanlıkla kavgamız Yasirlerimiz var Şu ezanlar ki susmayacak Ezanlar bir güzel bir güzel Kulağımıza ezan okunmuş bizim Bir sevda var içimizde Ağaçların bahara sevdası gibi Karanlığa kavgamız Kavgamız bir güzel bir güzel Güneşin kavgası gibi Kur`an ki Hakk`ın kitabı Okuduk, öptük koyduk alnımıza Ümmetin olduk Ateş düşmüş içimize Ümmetin olmak bir güzel bir güzel Şükür vacip bize Ödenir mi bu hak Kutsal davanın garip olduğu yerde Şehit olsak Yasir gibi Eyvah ki eyvah eksilirse gönüllerde sevgin Tarihler boyu Sensin rahmetin solmayan gülü Eyvah ki eyvah güneşi görmezse gözler... *** O gül rasul Yer yüzüne rahmet inmiş onunla Yıkılmış karanlığın surları onunla O iki cihan güneşi Adını öğrettiğinde annem Küçük bir çocuktum henüz Bir ışıktı içimde Gül yüzü Bir ışık vardı dudaklarımda Adı dilimde Bir güneş içimde şimdi Candan öte Bu bahçede tek gül yüzü Ben bir dünya istedim Onun güneşinde yıkansın Arınsın bütün kirlerinden Bir güzel bir güzel Güzel ahlak verilmiş Ona Rabbin terbiyecisi Kur`an verilmiş Ona Musa'nın asası verilmiş Ona O güneşti karanlık yırtıldı Karanlığımıza gönderildi güneş gibi Öyle aydınlandı ki dünya Artık kız çocukları diri diri gömülmüyor Aydınlandı dünya bir güzel bir güzel Gül yüzü gül gönüllere dolmuş Bütün gözlerde özlem var Bütün özler özledi onu Bağrım oldu çöller gibi Gülsün her gece bana Bana gül rüyalar Gül kokar yüzü Gönlüme ay sözü... Gökte ay sevinçli ay yüzünü gördüğü için Güneşe sevdalı gönlüm Onun acısı hiç diner mi Asrın kuyularındayım... Rüyalarda gül cemali Rüyalar bir güzel bir güzel Gül yüzünü görmezsem uykularımda Çorak şu ömür Hüzünlü şimdi feza Feza bir güzel bir güzel Güle gülmek yasaklandı diye Bülbüllerin fiğanı var Balçıkla sıvanan şimdi güneş Ahir zaman mı ne Sağımda-solumda gafiller Bir zaman ki sis duman Akıllar hasta Vicdanlar hasta ... Efendim güzellik denizi Efendim sevgi denizi... Gül yüzlü Aşkına denk bir aşk verilmemiş hiç kimseye Savaşı hep şirke Güneşin kavgası gibi kavgası Kavgası bir güzel bir güzel Gönülden siler geceyi Adı anılsın daim Adı ışık versin daim… Rahmet o alemlere Ona sevdalanın yollar Adı anılır yerde-gökte... Aşk güneşidir efendim İki cihan serveridir efendim Susmadım vurulurken bir gülün boynu Ona sevdası var güllerin Güller bir güzel bir güzel Adını şakımakta bülbüller... Seherler yansın ahınla bülbül Gül adı andıkça yan bülbül... Ey Rahman ve Rahim olan Gafletten uyandır bizi Gül yüzlü efendimizin Sevgisi ile yandır bizi... Naçar yine insanlık Kılavuzu o insanlığın Dillerde daim olsun adı... Teri gül kokulu rasulün Hep gül koksun bize Mekke Hira hep güneş olsun bize Medine Nehir gibi aksın çölümüze Bereketler aksın ömrümüze... Duamız bu Ey Rahman ve Rahim olan Karanlık yine karanlık Zulüm yine diri Doğumuyla yıkılmıştı Kisraların sarayı Sevgisiyle yık gönüllerde Kapkaranlık kisraların sarayı *** (DOĞUMU) Aminenin yastığında çiçeği ... Alemlere güneş olmuş Mekke Gökler yıldız yıldız şimdi pervane Işıkları bir güzel bir güzel Yer gök hayran seyretmede güneşini Yüzü bir güzel bir güzel Aminenin yastığında çiçeği ... Hoşgeldin diyor bütün varlık Çok beklendin adı Ahmet olan bebek Alemlere rahmet olan bebek... Aminenin yastığında çiçeği ... Ahir zaman nebisi Allahın habibi... Doğdun ey güneş Gecelerden en nurlu bir gecede O günden beri bana Her gece bir güzel bir güzel O doğdu diyor yaşlı bir yıldız Gelecekti güneş gibi Yer -gök hep bekledi onu... Bu gelen bir güzel bir güzel Doğdu diye sevinçli yer- gök Yer- gök bir güzel bir güzel Doğdu diye yıkıldı zulmün sarayı... Güneş gibi doğdu aleme... Her gece Beytullah sevinçli Güller bülbüller sevinçli... Hangi yıldız demiştir: Abdülmuttalip sevin şimdi Abdülmuttalip, kararan dünyanda ışık şimdi Amine yastığında çiçeğin şimdi... Karanlık titriyor güneş doğdu şimdi Müjde verilsin Yusufa -Züleyhaya Hz Adem dua etti andı onu Hz. İbrahim dua etti bekledi onu... O enbiya`nın müjdelediği nur Hz İbrahim`in soyundan geldi Soyu bir güzel bir güzel Neden diyorum: Anne mezarını baba mezarını Göre göre büyüdü... O gül yüzlü Hira'nın Kucağında Tefekküre dalışı Bir güzel bir güzel Hiranın kucağında Gelmiş beklenen Hira bir güzel bir güzel Bir elime ayı Bir elime güneşi Verseniz dönmem yolumdan dedin Bir dava emanet ettin bize efendim Aşkın bir güzel bir güzel Sen gülsün biz gül ümmetiz Senin için yaratıldı bu saray Mazlumu korudun ,yetimi sevdin Yolun sevgi yolu Neden diyorum Uhut'ta kırıldı dişin Yoluna diken döküldü... Kavgan bir güzel bir güzel Ey el -emin,ey dürr-i yekta Yüreğim yandı yüreğim yandı Ey el -emin,ey dürr-i yekta Şimdi sana hasret var her bahar açan yaprakta Mezarın Medine'de gül kokulu bir toprakta Ebu bekir Ömer Osman Ali bir dağ... Aşk peygamberisin Ey gül rasul Adını anarken dilim Bir dua pınarı dilim Ağlayan insanlık güldü İnsanlığı boğmuştu karanlık fikirler Elinden aktı nurlu nehirler Ne karanlıktır geceler gelmeden sen Güneşler diktin toprağına gönüllerin Gül kokun gelsin Yürünür ateşler üstüne Adın Ahmet adın Mahmut gül hasretindeyiz Gül hasret bir güzel bir güzel Ey varlığın baş tacı Ey kalplerin ilacı Sevgin bir güzel Sevgilerin paşası sevgin... Veysel karani bir güzel bir güzel Aşık oldu sana Veysel Karani Veysel Karani buldu ab-ı hayatı... Sordum gül kokunu Sordum Veysel Karaniye Gül kokun bir güzel bir güzel *** (PEYGAMBERLİK ) Alemler selam dursun güneşine ayına... Uyan Mekke uyan Yeter bunca uyku O kırk yaşında şimdi Mekke uyanma vaktin şimdi Hira mağarasında o Gel ey beklenilen dost... Olsun Hira gönlümüze güneş Gönlümüz bir güzel bir güzel Hayat tatlı Ölüm tatlı şimdi... *** (HİCRET) Sevin Halime valide sevin Akıyor Kucağına bereket pınarı.. Ay yıldız güneş ışık ışık akıyor O hicret yolunda şimdi Bekle Medine bekle güneşini O hicret yolunda şimdi Medine nurlu bir eldesin şimdi Medine eşsizsin şimdi Mekke toprağı gül kokulu Firakına olmaz tahammül... *** (VEDA) Altmış üç yaş veda yaşı Ağladı Mekkenin dağı taşı... Ağla şimdi ey bulut Ağla şimdi Medine ağla Rüzğarlar mezarına koşup ağlıyor Yorgun dizleri ağlıyor Göremeyen gözler ağlasın Diller ağlasın sözler ağlasın... Altmış üç yaş göç yaşı Evren hüzün elbisen olsun giyin kıyamete kadar... Ölüm uzak olsun yerden gökten İşte Fatıma hazır yerine ölmeye... Fatıma dağ gibi bir sevgi ateşi Altmış üç yıl bir bereketli bir bereketli... Miracı bir güzel bir güzel... Işık saçtı yüzü Gül yüzü gönüllere şifa... Ağla yer-gök hep ağla Anam babam sana feda diyen ümmeti öksüz şimdi Altmış üç yıl bir güzel bir güzel Ümmeti nurdan nehir Beytullah temiz bir kalp gibi... Temiz bir havuz gibi mescitler yer yüzünde... Ayaklarını öpmeyen kumları savursun deli rüzğarlar Savaşı vardı şirke... Savaşı bir güzel bir güzel Gönlünde yok gece Ona ümmet olanın Ona ümmet olmak bir güzel bir güzel Adını şakı yer-gök Alemlere ay Alemlere güneş o adı... Gönüllerde özlemi ateş o nebinin... Bütün gözlerde arayış var gül yüzü Bütün özler özler onu Sevgisi bir güzel bir güzel Güneş onun aşkıyla yanmış Sökülsün engellerin dişleri Veysel olmuş gönüller Hırkası bir güzel bir güzel Ey gül yüz Berrak bir nehir gibi Ak rüyalarımıza her gece Mü`minlere gül rüyalar Allah`ım... O rüyalar bir güzel bir güzel Altmış üç yıl bir kulluktu Geceyle savaşan ay gibi o Seccadesi bir güzel bir güzel

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.