İster naz et , sitem et istersen küsüp darıl Dostuna yaranına sen hep sıkıca sarıl Dostun dara düşerse önce sen uzat bir el…
Şu fani alemdeki zail sevgiler gibi Birkaç günlük vuslatın gerisi elem acı.. Bir gülü koklamanın ağır olur bedeli…
Bir başka hüzünlenip , girerken bu girdaba Yaşlı gözlerimizdi , dalan gece mehtaba Rüzgarın fısıltısı , gece ezgilerinde…
Bayram arınmak demek; tüm süfli duygulardan Uyanmak intibahla ; yalancı uykulardan Hasete , tehevvüre , kine , öfkeye veda…
Cilalanır çakıllar , nehir dalgalarıyla Kemal bulur insan da ömrün acılarıyla İnsan yıllar içinde çok berzahlar dolaşır…
Mazide yaşanılan , bin bir türlü macera Rengarenk çiçeklerle dolup taşan bir sera Film şeridi gibi göz önünden geçerken…
Dindir artık ruhunda , şu dalgalı isyanı Sitem kıvılcımları , sarmasın çevre yanı Sana hiç yakışmıyor , dolaşmak çatık kaşla…
Kimdi o meh-ru güzel , salınarak yürüyen Beyaz ipek şalını , cilvelerle sürüyen Huri midir? melek mi? nazenin bir peri mi?…
Kargaşanın içinden al çıkar yalınlığı Gece karanlığından huzuru, aydınlığı Uyumsuzluk içinde sen ahengi yakala…
Çocuklar balmumudur, özenle şekillenir Gonca gibi açılır , bülbül gibi dillenir Çocuklar küçük yaştan atiye hazırlanır…
Vazgeçip git diyorsun , bana sen bu sevdadan Gönlüm seraba dalmış , uyanır mı rüyadan Bir karış ötemdesin , hayalin uzaklarda…
Bize Leyla ve Mecnun , kaderinden bir pay var Kavuşmak zamanına , daha bilmem kaç ay var? Bizi bizden ayıran , alev rengi bir gurur…
Bakarken garip , üzgün gri , mavi sulara Dalmışım bir lahzada , hülyalı uykulara Henüz aralanırken o mahmur gözlerime…
Kavuşmamız ne de zor , müşkül vuslatı görmek Bir hayal aleminde , ne zor maksuda ermek Yüce dağın başında , ulaşılmaz bir doruk…
Gül yağını bu dehir , hep eller mi sürecek Gönül bu macerayı , usul usul dürecek Nevbahar coşkuları, döndü artık hüsrana…
15 / 26 gösteriliyor