gündüzlerde sonu gelmez tahriplerin, yeniden yapılır... geceler gariplerin...
Bir esmer sevda derdi geceler... Kara gündüzlerin virdi geceler... Kıvrım, kıvrım sensizliğe esirim, Prangalar parçalayan iksir geceler...…
Gül kokulu olmak istiyorsan, gülzarda kal, çalı-çırpı da olsan.
Dil ne bilir şekeri, şerbeti Aldığın lezzeti baldan mı sandın Ne arı, ne de ağaç verir nimeti Elmayı, narı daldan mı sandın.…
Gözleri ufuklarda, ötelerin hicranını yaşar Hicret kuşları Gönüllü gurbet yolcusudur, yüce dağlar aşar Hicret kuşları Canı, cananı, sılayı ardına bakmadan terkederler de Uzaklarda…
hüzünler vurunca ardarda, sonbahar yaşanır uzaklarda...
İbrahim'i bilirsiniz, hani Raha ilinden. ateşte biten gülünden, tanırsınız onu.…
Upuzun, uzansam tutulmaz mesafeler, Yenilmez, içilmez, yutulmaz mesafeler... Bir amansız dert olur gözlerinde, Gamsız yüzüne bakılmaz mesafeler...…
Her firakla dile bir kor düşer, kırmızı gül sararır, gamzesine mor düşer. Üşütür beni hicranın soğuk hayali, Kardelenler gibi umuda kar düşer.…
Uç, kanat yok, Sek, ayak yok... yokluklar kanatlanmiş Var'a kanaat yok.…
Hani zaman olur ya bazen daldığın, Dostlar içinde bile yapayalnız kaldığın... Ümitler mahkum, hayaller son nefeste Mırıldanırsın ya bir hicranlı beste...…