kendini bildi bileli yalnız konumuyla ilgili yalnızlığında gerçekten yalnız olduğunu sanarak…
umut kesilmiyorsa dostlarım kesip barikatlar kurarak kangrenli gövdemizden şurda güneşe ne kaldı
batmış giysileri yok gibi öyle bilge sürgit birike birike taşıyor kan…
ırmaklardan alanlara taşındın yanlızsın bir tür ormansın kaf dağına senden geçiliyor kucağında en yanık leylaklardan bir deste…
bir resimdi işte tandan ikindiye sarkan kara kalem çalışılmış sürekli ışık yoktu…
koparan kim akşamın önüne dev gibi gerilip alışkın elleriyle geceyi dilim dilim…
masken düştü - güpegündüz pencerende parmak delik deşik kırbaç kıyı ve duvar lardan güpegündüz kan…
günlerden bir özge gün müdür yaprak dökümü müdür gizemli neylerin dağlar leyla albenisiyle mi donanmıştır bulutların doluktuğu…
oralarda hâlâ insanlar güç uğurlar kimselerini kandır sıkışır göğüste yukarı koşar helâllaşırlar ayrılmadan…
çökük bir kapı bir at kapaklanır resimde sağnak da var - bir adam sürekli ıslanıyor…
1. uzun bir nehirdir satranç kıvrak ve uzatarak boynunu…
herşey eninde sonunda sessizdir bir günün kırılganlığından kalan ve tekrar tekrar kırılan müteellim bir insan sesinin başlattığı…
yeryüzü kırlarında böyle yürekleri taşıtlardan yana çarpan yaramaz adamlardı sürücüler bakarlardı dikiz bir bencillikten…
uzun bir nehirdir satranç kıvrak ve uzatarak boynunu nice güneş batışını yerinde görmüş boynunu oysa veba tarihçileri bilmemişlerdir…