Dolunay Türküsü

İ İrfan Yılmaz İrfan Yılmaz
0 Altın Yaprak
Ne aşkın zamanıydı ne de tutkunun yeri, Gümüş simle işledin gecenin örtüsünü. Gözlerime şavkını vurduğun günden beri, Dilimden düşürmedim Dolunay Türküsü'nü: Aşkın fermanı yeni, on dördünde dolunay Mecnun eyledin beni çöl gördün de Dolunay. Gönül ateş mühürlü, akıl rüzgâr kanatlı; Vuslata giden yolun menzili tümden harap. Ele geçmez dediler, nuru tuzak maksatlı, Gece gökteki kandil gündüz çöldeki serap. Gönül efkâr kapalı, akıl yel seçer gibi Eser gözü kapalı Sırat'ı geçer gibi. Duydum ki; güvendiğim dağlar gelinlik giymiş, Şahika yakın düşer uzakta duruyorsun. Tek dirhemlik ayrılık çift ölümün dengiymiş. Beni kâlbinden silip yuva mı kuruyorsun? Vuslat imzası bensiz atılır mı dolunay, Geceler uzun sensiz yatılır mı Dolunay? Yarım kalan her sevda titretir ruhumuzu, Ayrılık türküleri yakıldıkça peş peşe. Adı kara sevdaysa kordan gelir rumuzu, Hangi yürek dayanır hiç sönmeyen ateşe? İnsaf eyle bakayım: Her an seni anmasam, Nasıl türkü yakayım aşkın ile yanmasam? Dilde tutuşan sözcük dudaklarda üşüyor, Cümlelere sığmıyor ayrılık denen olay. Sürgündeki her âşık çöllere mi düşüyor? Kırık testi dolar da çilem dolmaz Dolunay. Ayrılık ölümden zor, giden dönsün dolunay, Gönlümdeki sönmez kor artık sönsün Dolunay!

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.