küçük bir çocuk canı acımış bir çocuk çirkin olduğunu biliyordu…
1965 ve sonrası sonrası sonsuzluk bu sonsuzluk ya bir adım ötesi ya da yüzyıllar sonrası şu an sadece insan olma yolunda emekleyen bir insan önce kendimi karalıyorum sonra da gümüşleyip insana insanı anlatıyorum yazdıklarım şiir değil çünkü şair değilim anlık düşüncelerimden düşünceler doğuruyorum posta güvercinlerim usanmadan taşısınlar diye hafif yüklemeler yapıyorum ve kendimi sağaltıyorum aklımı aklımda tutmak için varoluşumda bulduğum sürece kendimi sonu yok bunun
Işıl Aksoy şiirleri
oradaydı işte yolların yolları doğurduğu öykülerin öyküleri unutturduğu bir dönemeçte…
Kadın mumların titrek, ürkek ışığı usul usul, nazlı nazlı…
bitmeyen kinlerin ziyanlığında geçmişten miras kalan öfke hala dimdik ayakta…
toprak su ve hava karıştı birbirine beyazın üzerinde kırmızı…
sen sadakatsizliğin sınırlarında dolaşıyorken elinde güllerinle ben sürgünde yaşıyorum aşkı ben olmayan bedenlerin içinde
Bir sis perdesi çöker üstüme geceye hazırlarken bedenimi, Anlatabilseydim sevgilim anlar mıydın sensiz titremelerimi. Akşam hazan oluyor perdelerim çekilirken gecem karabasan,…