Anne Biliyor Musun?

İ İsmail Bingöl
0 Altın Yaprak
Anne Yüreğim Yüreğime sözüm geçmiyor bir türlü Hep bildiğini okuyor Anlatamıyorum günün döndüğünü Zamanın benim için artık o eski zaman olmadığını Alıp elleri arasına irademi Tarifsiz acılara mahkûm ediyor beni Anne Istırap çekilirken Aşk ıstırabı Düşünce ıstırabı Gecenin kaç kez devir ettiğini Ve zamanın bende Sadece yalnızlık ve hüzün bırakarak Çekildiğini biliyor musun? Anne Çocukluk günlerim geliyor aklıma Kapı önlerinde Yağmurda karda oynayışım Karanlıktan korkup ağlayışım Kucağına sığınışım Ve uzun kış gecelerinde Hikâyeler, masallar anlatışı ablamın Rahime halamın Hani Anka kuşu alır giderdi ya Bizi de beraberinde Kaf dağına Şehzade olup iz sürerdik Kurtarmak için padişahın kızını İnsan etine alışkın canavarın elinden Öyle ki Bir yandan kılıcımızı sallar Bir yandan da yorgan altında titrerdik Anne okşayışlarını hiç hatırlamadığımı Biliyor musun? Çünkü sık sık köyümüze giderdin Hani söylerdin ya sen de Koyup koyup giderdim çocuklarımı O yıkılası yere diye Ellerimi okşayışını yavrum deyişini Bilsen ne çok özlerdim Onun için hiç anım olmadı Çocukluğuma dair benim Anne Yıllar geçmiş Hep ak olmuş saçların Bir coğrafya gibi Şimdi yüzün ve yüreğin Yüreğin ki Hayatın kahrı ve evlat acısıyla dolu Anne Hastalandığımda Boğazım şişip yataklara düştüğümde Sen bir elinde çorba kâsesi Bir elinde buz kesesi Göğsümü soğutup şakaklarımı ovardın Ellerin şefkat dağıtırdı yüreğin merhamet Geceyi saçlarına bağlardın Kavrulup giderdi yüzün yaz güneşi altında Sen eskileri Çektiğin acıları Genç yaşında toprağa verdiğin Oğlunu kızını düşürüp diline İçli içli ağlardın Anne Şimdi sana bakınca O gümrah O gökçek kadın bu muydu diyorum Gelin gelirken üç yerde mola verdiren Üç at yoran kadın bu muydu? Bu muydu diyorum Babamın hocalığı sebebine Köyler dolaşmış sonra annem Her yerde kendinden bir parça bırakmış Yanmış yıkılmamış Acılarını dağ doruklarında Çocuklarını uzak diyarlarda bırakmış Ne var ki yaşayanlar için Ve yaşayacaklarını yaşamak için O hep dayanmış ha dayanmış Anne Çizdiğin manzaradan Sen sorumlu değilsin Anne Bükülen belinden Baston tutan elinden Sen sorumlu değilsin Ama biliyorum anne Ellerinden tutmalarına Seni kaldırmalarına dayanamadığını Ve bakınca kendine tanıyamadığını Ve bu acıya hâlâ alışamadığını Biliyorum Anne Dünyaya hiç kendin için bakmadın Bir kez olsun kendine bir şey ayırmadın Henüz daha farkında değilken hiçbir şeyin On beşinde evcilik yapar gibi evlendin Ve yıllar geçip zaman kendince evrilirken Ellerin duada dilinde tesbih Gökyüzünü evlatlarının önüne sermek isterdin Anne Babamın uzaklarda olduğu zamanlar Nenemle çektiklerinizi anlatırken Gözyaşların yüzünün çizgilerinden süzülür İçli içli ağlardın Bazen de bu gitmelere duyduğun hınçla Kızardın ha kızardın Anne Büyüdük Sevdalarımız büyüdü Büyüdük Hüznümüz büyüdü Anne Büyüdük Şefkatine okşamalarına Doyamadan büyüdük Ve şimdi bunlara Eskisinden daha çok ihtiyacım olduğunu Biliyor musun? Anne Yanına geldiğimde boynuna sarılıp ağlamak Ağlamak ve anlatmak istiyorum Bütün duyuşlarımı Bütün hissedişlerimi Yüreğimin bana ettiklerini Ama sen şimdi Ayaklarının sızısına Bedeninin sancısına tahammül etmek Ve bu yaşta hâlâ Anlatılanları dinlemek zorundasın ne yazık ki Belin bükük olsa da Elin tutmasa da Çünkü sen annesin Anne Karanlık basıp ta Bir nağme tellendiğinde gecede Hep senin şarkını yazmak istiyorum Yüreğini nasıl susturduğunu Ömrünü nasıl soldurduğunu Ve Allah'a nasıl kul olduğunu Anne Biliyorsun saçlarımı kaybedeli çok oldu Henüz yirmili yaşlarımdayken Çekti gitti saçlarım ellerimden Alışamamıştın sen de benim gibi bu gidişe Ve bugün kırkımı aşsam da Hâlâ yirmili yaşlarımı sürmekteyim senin gözünde Ve hâlâ çare düşünmektesin Yıllar önce yitirdiğim saçlarıma Ve hâlâ bir teselli bulmak için çabalarsın Buna dair ahlarıma Anne Ayın şavkı vururken sulara Gecenin getirdiklerini kalbime gömdüğümü Sert ve haşin avazlarla Geceyi böldüğümü Biliyor musun? Biliyor musun anne Kalp bombacıları hiç anlamadılar beni Duvarlar anladı Kör kuyular anladı Onlar anlamadı beni Yoruldum geceye karşı içli türküler söylemekten Yorgunluğumu bölüştüler Gökte mehtap Yerde toprak Ve beden Anne Biz büyüdük mü şimdi yani Onun için mi masal kuşları uğramıyor semtimize Onun için mi getirmiyor saba rüzgârı Yârin kokusunu penceremize Yani bu acı Yani bu hasret Yani bu hüzün Onun için mi? Onun için mi anne Büyüdüğümüz için mi? Güzellikler etkilemiyor bizi Bir kuş öttüğünde yüreğimiz kıpırdamıyor Bir dal kırıldığında Merhamet damarımız kabarmıyor Bir kedi miyavladığında Gözlerimiz aramıyor Anne Büyüdükte ondan mı sevgisizliğimiz Duygusuzluğumuz Tepkisizliğimiz Niye farkında değil kaybedildiğinin masumiyet Niye taşlaşmış çehreleri gülümsetmek için Çabamız yok Toz kondurmadığımız hayallerimize ne oldu anne Kalbimizde yaşattıklarımıza ne oldu İnsanlığımıza ne oldu Ne olduğu anlaşılmayan hayat Hayat mıdır anne Hiç özgür olamadığımı biliyor musun anne Bir gün sevdanın Bir gün sevdasızlığın esiri olduğumu Ve bu namert dünyada hâlâ "Muhtaçlığımın yalnızca sevgiye olduğunu" Biliyor musun? Anne biliyor musun? Hep sükûnetle komşu olmak istedim Irmak gibi akmak değil Göl gibi durmak istedim Bir geceyi koynumda saklamak Bir gülü mehtaba karşı Koklamak istedim Ve şimdi her şeyimiz elimizden alındı anne Aşklarımız alındı Sevgilerimiz alındı Acılarımız alındı Coşkularımız alındı Şimdi oradan oraya savrulan Keder yumağı yüreğimiz Anne biliyor musun? Biliyor musun Anne

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.