Tenini Terinden Kıskandım
İ İsmail Sarıgene
0
Altın Yaprak
Kulağımda, hüzne akan şarkı gülpembe,
Parmaklarımda sana yazılan her sözcük,
Gül kokulu yüreğine gebe..."
Gidiyorum,
ılık nefesini yüreğime kuşanıp
kırık hayallerin son kentine gidiyorum.
Gidiyorum,
karakışları mevsimlerden eleyip
dudaklarına baharlarını doldurmak için
el çekiyorum divanlardan.
Yetim düşlerimi buruşturup
eteklerimi çekiyorum yetim kıyılardan...
Gidiyordum,
bir gün sana " sen " diye gelmek için gidiyorum.
Artık saçlarına aydınlığı giydirdiğim
yıldızları toplamadım bu gece gökyüzünden
Ve bu sabah, bir yudum terin toprağa düşmesin diye
avuçlarını açıp sana el pençe divan duran
sevda bulutlarını artık kaldırmadım tatlı düşlerinden...
Çünkü, yüreğimi " yüreğine " emanet etmiştim.
Gidiyorum,
bir gün yüreğine " nefes " diye dönmek üzere gidiyorum. Gitmeden son kez dokunuyorum gözlerinin duruluğuna.
Son kez yüreğimle baharların ıslak öpücüklerini konduruyorum yüreğinin kuru dudaklarına.
Oysa ben kendimi pusulasız yollara vurduğumda
sen uyuyordun.
Kirpiklerinde dinleniyordu hırçın dalgalar.
Avuç içlerinde sığınmış rüzgarlar,
mayasız ateşleri içiyordu yanardağın küçük kurnalarından. Ben sana bakarken zaman durmuştu sanki.
Bakakalmıştım sana.
Yüreğinin nabzını hissedebiliyordum yüreğimde.
Her nefes alışında saçlarına doğru eğilip kulağına usulca
" seni seviyorum " diye fısıldamak isterdim.
Off dokunmaktan öte,
gözlerin duruluğunda baharları soludum sadece..
Dilimde lal olan kelimeler içten icten sana yanıyordu.
Sana bakarken sular durmuş,
hayırsız fırtınalar sevdamıza susmuştu.
Çünkü ben seni izliyordum.
Nefes alışını,
yeni bebegin ellerini oynatmasi gibi parmak uçlarını oynatmanı izliyordum uzaklardan..
İşte o an herşeyi unutup ;
tenini " terinden" , gözlerini " kirpiklerinden " kıskandım.
Çünkü, gül yüreğini sadece ben öpmeliydim
ve gözlerinde sadece ben görmeliydim
Cennetin gül desenli kelebeklerini.
Ben, seni " senden " kıskandım gülüm...
Sıcak yüreğimi, soğuk ellerine bırakıyorum
olur da bensiz satırlarda üşümeyesin diye..
Gayri sen varken alnımın yazgısında,
gözlerini giyiniyorum üzerime.
Kırlangıcların dualarını alıp avuçlarına umuda kanatlasam , orda sen olmalıydın.
Aldığım nefeste, sen yaşamalıydın.
Gözlerimi, gözlerine yumup esen yele veriyorum sensizliği. Gidiyorum, yüreğimi yüreğine emanet edip gidiyorum.
Artık yalnızlıgın gölgelerinde yudum yudum özlemleri yakıp bir umut ateşinde ısınacaksın.
Biliyorum,
gidince en çok seni " sana " anlattığım senli satırlarımı özleyeceksin.
Bir anahtar deliğinin ardına gizlenmiş Cenneti,
gözlerinin ovalarına seren kelimelerimi arayacaksın
yorgun kağıtların suskun nefeslerinde.
Bulutsuz düşlerin ,
yıldızsız gecelerin ardında takılıp
rüzgarları avuçlarında
çıplak denizleri senin gözlerin için yaktığım
satırlarımı özleyeceksin.
En çok yüreğine dokunduğum " yüreğimi " özleyeceksin.
Yüreğini yıldızlara yaslayıp özlemi demleyeceksin gecenin karanlık çaydanlıklarında..
Hasretim büyüyecek damarlarında,
duvarlar dilini yutmuşcasına suskunluğun maskesini giyinecek.
Beni arayacaksın bensiz cümlelerin sen kokan satırlarında.
Bir sigara daha yakacaksın
dumanını dağların yüksek yamaçlarına yolladığın.
Kesmeyecek bir daha.
Küllüklerde öldürdügün sigara izmaritlerinle sönmeyecek hasretim..
Seni şimdiden özlediğim gibi
sende " beni " özleyeceksin..
Her dokunuşumda
saçlarına gelincikleri seren
ellerimin kücüklügünü arayacaksın avuç içlerinde.
Temmuz gecesi sebebsizce üşüdüğünde
titreyen tenine gözlerimi sermemi dileyeceksin.
Hasreti kanatıp özleyeceksin..
Belki de en çok parmak uçlarının üşümüşlüğüne
gözyaşlarımı ateşlere rehin verdiğim
gözbebeklerimi özleyeceksin.
Merak etme,
ne zaman yüreğin üşürse
yanardağları giyinip sana geleceğim.
Kan ter içinde kalsam da üşümüş yüreğine
sıcak iklimlerin ılık meltemlerini giydireceğim.
Ve bir damla hüznünde" ölümün üşüdüğü
yüreğine sürgünler revâ görülürse,
canımı kaybetme pahasına
sürgün mahkemelerini ateşe vereceğim.
Şimdi gidiyorum,
Yokluğumda gülümse ne olur.
Her gülüşünde yıldızları sereceğim karanlıklarına.
Yalnızlığın kör duvarlarında yaslayıp
beni düşün hayallerin ötesinde.
Her hayalinde ben avuç avuç güneşi ekeceğim
ıslak yağmurlarına...
Ve bensizlikte sana yazdıklarımı okuyup
dualarında an ismimi.
Andıkça ismini,
yüreğimle düşeceğim,
yüreğinin düş fakir ovalarına..
Gidiyorum, biliyorum.
Bulutlar bir başka serilecek yağmurlara.
Yağmurlar hep bensizliğin cığlıklarını taşıyan kulaklarına.
Ve gece katransı olup karanlıkları bırakacak duvarlarına.
Ben, senin yüreğinden öteye hiç gitmediğimi düşün..
Güneşle başladığım satırlara,
Yağmurun ıslak taneleri tanıklık etti..
Sanki, beni uğurluyorlardı..
Belki de her yağmur tanesinde senin ellerin vardı.
Kim bilir...
Seni düşündüm, satırlarımı bırakıp.
Gözlerinin, sesinin özleminde dışarıya çıktım.
Yağmurun her cama vuruşunu,senin yüreğin bilip
İplik iplik yağmura aldımadan
Delicesine ıslandım..
Gökten süzülen damlaları sen bilip
Seninle dans eder gibi yağmurlarla dans ettim....
Birazdan gökkuşakları açacak burada ..
Bilmiyorum sen ne yapıyorsun uzaklarda ?
Ben, gökkuşığının boynuna sarılıp
Seni yüreğinden öper gibi
Usulca gökkuşağını gözlerinden öpeceğim....."
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş