Bu Bir Medeniyet Şeraresidir...
K Koray Kızılcan
0
Altın Yaprak
mihman olup bir cami avlusuna
hangi dilden anlatsam güvercinlere sezalığını...
I
servilerden biraz gölge düşüversin ayasofya'ya
ah! o semahat bil ki ecirdir yedi cihana
merhametin kepenkleri hiç kapatma cezası almammıştır
ki, sebiller bunca yıl şevahittir buna...
sükutun ikameti topkapı bahire demirlerken gülüşünü
kızkulesi melce olurdu ,aşıklara açardı göğsünü
yakamozlar hürrem sanırdı ay ışığının gölgesini
ve, yıldızlar eğilirdi şehriyar'a
bu, ne muhteşem bir büyüklüktü...
neyi değiştirmez ki bir martı unutsa adımı
yorgunluğumu alır mı sanıyorsunuz bir daha sarayburnu
küpeştesi kırık gemiler vedalar taşırken uzaklara
anlamaz mısın soluduğun havanın intihar koktuğunu...
II
hangi yıldız kaçırır ki keyfini mahyalarını giyinmişken
sonsuzluğa bir misafir gibidir nur-u osmaniye
semazen dilinde kuran bu kadar huruşan iken
hangi kandil el açıp duayla kapanmaz ki secdeye...
göğün kanatları altında yanık bir sütun çemberlitaş
asar geceyi karanlığa huşuca
gül dalına feyiz salar,o feyiz ki ne büyük bir nevaziş
yedi kıtadan binlerce yürek toprağına ayak basınca...
yokuşunda soluklanan kitaplar
bilmediği lehçelerde hüzün toplar cağaloğlunun kaldırımlarından
bir kelama ellerini vermemiş miydi şair
sakalına ak düşerken fersude yapraklardan...
III
tiryakiler çarşısı saçlarını tararken haliçi'n
secde eden alınların teri kurumaz süleymaniye'de
kıble kapısında yanan yirmi iki bin kandilin
şeydasıdır bu sinan'a mübarek gecelerde...
gökkuşağının yedi rengini tek çatı altında toplayıp
beş yüz elli yedi senedir karanlığı aklar üniversite
rabbim bu aleme büyük bir mükrim iken
fatih'in gülen yüzü ışığında uzanır medeniyete...
bir ikindi vaktiydi çınar ağaçlarından dinlediğim masal
avlusunda fakir bir kadın ,iki kınalı güvercin
bayram sabahları meydana sığmayan yalnızlıktı beyazıt
sahaflarda o kadar s/özü ağlamıştı ki şairlerin...
IV
şehrin göbeğinde bir husufa muadildir fatih
yaşmağında tek asırlık ayet sadakate vurgunken
sanki bir susukunluk hicretidir bu
haziresinde onlarca serbaz uyurken,sırrını çözebilir mi ki tarih...
güneşe sırtını dönen yokuşuyla bir yolculuktur zeyrek
sanki yürüyüp yanıbaşımdan gidecekmiş gibi
bir kolunda süleymaniye ,diğerinde haliç
üsküdar'a göz kırpıp gülümseyerek...
V
erguvanları koklarken denizler
bir fener alayı alır tüm geceyi martıların dilinden
vapurları lal olur bu kentin ışıkları kör
islambol aynalardan sessizce gelip geçerken...
çiçek gibi beklerdi eyüp'ün saçlarında pierre loti
kumrular sabah ezanında
kırk merdiven uçurumundan bakarlardı yavuz'a
sarnıçları bir telaş alırdı
her yasin-i şerif okunduğunda...
asırlardır konuşur bu ferman
anlatır tevazu'u fatihin diliyle
sancaklar yokuşunda kırmızı bir yakut
ay'ın şavkına arp çalıyor rum/eliyle...
VI
Zamanın çehresi nasıl da değişken edirnekapı'da
kör bir ses yankılanır,bulutlar dağılır ağıtlarla
acıya tutkuyla sarılan analar,babalar
sabrı ne kadar bırakabillirler ki tırnaklarında...
gizinde kaybolan kuşların sesidir ninnisi
mihrimah sur dibinde uyuyan nurani bir gelin
şafakta ay'ı uğurlar
tan ağarırken karşılar şems'i...
çocuklar...
eğrikapı'dan hüzünlü uçurtmalarını salarlar gökyüzüne
kemer boyunca gölgesi düşer oyunlarına
çocuklar tekfur'u bilir
tekfur'a dudaklar müessif bir yemindir...
VII
ahşap evlerin tahtasına sinen anason kokusu
ve kagirleri kuşatan sarmaşıklar...
sanki bahar dalıdır samatya,bir karanfil edasında
iki inancın kardeşliği,garip bir sızıyla dolaşırken sokakları
hangi mana kaybolur bu medeniyet kapısında...
bir akşamın alacasında kanuni hediyedir
buselerin taçlandırdığı haseki'ye
sekiz köşeli avludan inayet dağıtılır
medeniyet her duyla biraz daha yükselir arş'a
büyük bir onurdur bu
dil, din, ırk gözetir mi küllliye...
bu bir medeniyet şeraresidir
övünülecek töz yeditepede saklı durur...
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş