Pusu Metinleri

K Küçük İskender Küçük İskender
0 Altın Yaprak
I. savurarak kirpikleri filtresi ıslatılmış ve dişlenmiş bir kar tortusunun yerleştiği geceden, dışarı bir balkon gibi uzanan iri gözleriyle yeni ölmüş bir timsahın henüz buharlaşmamış şaşkınlığına bitişik bir ruha teslim ettik elbirliğiyle siyah kuzgunları. gagalarımızda fosilleşmiş baldır aryaları. yurdumun dışı: çelik gemici hikayeleri. sertleşirken gözkapaklarına sürülen rujlar ve ojeler bir mezara süzülen tenleri ensekökünden bele eğimli manastırdaki o son plastik peygamberin o son kanlı miğferi. sanki edilememiş, edilemeyen sözlere tek bacaklı bir şahin indirir gibi belirsiz bir kan çantası sarkıtıyordu çizik öpüşlere diklemesine saplanan tozlusoğuk mavi. vakitsiz ve feci bir feci vakte bağımlı mülteci gibi kendi pusumuzda cüzzamlıydık. ben beni delice seven bir hüzünle büyüdüm. ben beni delice çeken bir kainatla büyülüydüm. her gezegende benim de emeğim var. işte! bir avize düştü! bir avize düştü gökyüzünden yeryüzüne! kırık! vah kırık çocuk! kırık ve vah titrek çocuk! senin dudaklarınla ıslanıp korkunç ışıltılarıyla aktılar törenlerle, törelerle, uzak tuzaklarla yıldızlar! her gezegende senin de emeğin var! kanatlarımızda tuza yatırılmış topuk iksirleri. bir sokak köpeğine atılan zehirli et gibi atarken birbirimize koyaklarda vücutlarımızı inan tek ümidim yoktu, ümide ihtiyacımız yoktu belki biraz şevkat, belki biraz umarsız sızı! tehlikeliydi dokunuşlarımız tehlikeli ve lekeliydi! bir şarapnel parçası düşercesine şarap taslarımıza dışımızdaki hükmün testeresi deydi kafataslarımıza! beni bir kaşın kaatil yapacakken öbürküsü teskin etti! beni bir kaşın vurdu, öbürküsü teşhir etti! nasıl duygusalım değil mi sevgilim yoruyor seni bu yorgunluk ve kimi basit mısralar ama bu uzay macerasında senin dudaklarınla ıslanıp korkunç ışıltılarıyla kaydılar törenlerle törelerle uzak tuzaklarla yıldızlar! gelelim şiirin son dörtlüğüne: hazır mısın: yüksek sesle okuyarak geçir günlüğüne: Bir Erkeğin Bir Erkeğe Teğet Kaldığı Çemberde Suyun yüzü Kızarır, Suyun Kalbi Sıkışır Bu Aşkın En Büyüğü Tanrı & İsa Arasındaysa Eğer Gümüşüm! Çavom! Bu Odeonda Bize Susmak, Bize Sevişmek Yaraşır! II. eğeli güllerin ürperen kokusu çarparak alkolünün göz kamaştıran yamacına üzüyordu üstüne çektiği örümcek alevlenen rüzgarı tüketilmiş mermi ıslıklarının mevzilendiği şahane kıkırdak püsküllerinin ısrarlı ıssız kahramanlığı üzüyordu ve karanlıkta birikerek ulaşıyordu amacına ölüm başlıklı bir yarattığın sunduğu pembe kör kadırga ılık lacivert çıplaklığıyla sepya telaşlı soluğuyla bir anlık şehvet sayılabilir miydi o tahrike açık muamma anlatılmadı hiç kimseye muhtelif toyluklarla süslü naif ama durgun- kasıklara mıhlanan paslı drama üzüyordu ve ürkerek yaklaşıyordu aşığına felaketli kabullenmiş bir erkek kraliçenin sunduğu tahta pasta III. yorucu görüntüler iletiyor telapatik suçlar suretin gölgeliğine uzanan uyuşturucunun ucunda, mesela kemiklere çentik bir rimel sedası mesela şakaklara çarpan loş ve temsili oda. komedyenlerin kesildiği bir mezbahanın çok yakınlarında ya da ötesinde bir hissin, bir hissin ortasında havaya uçan yarım dua havaya konan eksik travma. bir iki üç bir iki üç hakiki boşluğun yalancı boşluğa her reveransında damarları şaha kaldıran bir terkediliş damarları şaha kaldıran hayali bir karşılama. yırtık smokinler sökük papyonlar kucaklarda bir demet bombalı papatya!

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.