İşte Otuz Yıldır

L Louis Aragon Louis Aragon
0 Altın Yaprak
İşte otuz yıldır bu gölgeyim ben ayaklarının dibinde Hep ardınsıra gezen kara bir köpek candan bağlı bir köpek Senin dik boyunun altına saklanır öğleleri Ve çıkar tarlalara yandan vurmuş güneşle oynamaya Lambaların ipliğine sarar seni ve büyür kısık oldukları ölçüde Nasıl seversin akşamı okumak için odalarda içinden geldiği gibi İşte yalnız o zaman yükselirim de tavana kadar Kapılır giderim sayfaları çeviren elini tekrarlamaya İşte otuz yıldır aklım senin aklının gölgesi Boşuna söyleyip dururum sanıyorlar Bilmem hangi garip inceliğimle Kara olan her şey gölgeden değil diyorlar Dediğimden alıyorlar bunu ondan bırakıyorlar Seni sevmekten vazgeçirmek için de beni Bir yontu koyuyorlar tensel gerçekliğin yerine senin Taş bayraklı bir simge bir vatan Ve dayadılar mı kitaplarımın o yumuşacık koltukaltına kağıt açacağını Hiç mi hiç anlamıyorlar niçin haykırıyorum Senin kanınla kanıyorum görmüyorlar Şarkını onlar için ne anlam taşır soruyorum biraz kendime Sesimde kırılan her sözcük senin boğazının bir katkısıdır bilmiyorlar mı Kollarını görmüyorlar mı ruhumun çevresinde Ruhumdan söz açacağım bir defalık şurada Karıştırılmış oyun kâğıtlarıdır insan dediğin Valeleri papazların kızların kırmızısı karası Ama uçucu renkler arasında karıştıran parmaklar vardır bir de hava Benim seçmediğim iki bilinmeyenden oluşuyor bedenim Ve dehşetle görüyorum ellerimin üzerinde belirdiğini yaşın bakır lekelerinin Ki hiç bir şeyini anlatmayacak olduğum o babanın ellerine damga vururdu Kendisinden olsa olsa bu baş eğme tarzını edindiğim kişinin Sağ yanından zor işitmesini hem işte bende de var bu Kulak biçimini anamdan almışım Bir de saç bitişini Ama ruh bunlardadır işte bunlarda Silik şaşkın şekilsiz bir ruhtu bu daha Işıktan söz açıldı mı zor anlayan kör bir ruh Bilinmeyen bir ruh nerden ortaya çıktığı Hangi atadan çağların felâketinde Yaşamamış zırdeli akıl almaz hangi amcadan Ya da sadece o büyük utancından annemin ben dünyaya geldiğim zaman Şöyle böyle bir ruh kötü eğelenmiş bir ruh taslağı kirpi gibi bir ruh ve yitirilmesi Üzmeyeceğe benzer bir ruh savaş alanlarında demiryolu kazalarında Ne işe yarayacağı bilinmeyen zavallı bir ruh Şimdiki zamana kapılmış giden Değil Hamlet tarzında bir Ofelya saçı ancak İçinde mektup olmayan bir şişe denizde İşsiz bir kıraathane müşterisinin yuvarlayıp durduğu bir Japon bilardosu topu Sense düşüyorsun ya sıfıra ya yüze İşte tıpı tıpına böyle Vestiyerde bir ruh ve sarhoş müşteri bulamıyor artık numarasını Karnaval akşamı için bir ruh yarınsa atılacak bir maske Takımı bozulmuş bir ruh giyilip dışarı çıkılmaz artık onunla Taşınması da ağır ve her zaman durması gereken zehir Hiç anlamamışımdır neden özen gösterdiğini ruhuma Kürekle bulunur bunun gibileri Ama ne der başkalarının gündüzünü ilk defa gören Ameliyat mucizesiyle Ruhum ne dedi sen onu kılıfından böyle çıkardığında Biçim verdiğinde kendine benzer Kollarında anlayınca bir insan olduğumu Bıraktığım zaman iğreti yaşamayı ve sırıtmayı kendim olabilmek için elinin değmesiyle Alın şu ruhumun kitaplarını alın da açın rasgele bir yerinden Parçalayın en iyisi anlamak için Kokuyu da gizemi de Açın sayfaları bir hoyrat parmakla buruşturun yırtın Bir şey kalır onlardan yalnız Bir mırıltı bir nakarat Bir şey anlatmayan bakış Uzun bir teşekkür kekeme O çayır gibi mutluluk Çocuk- Tanrı'sı karasevdamın Duaların Ave Maria'sı Sürüp giden uykusuzluğum. Açan göğüm çiçeklerim Ey aklım ey çılgınlığım Mayıs ayım ezgilerim Cennetim yangınım benim Elsa yaşamım evrenim Çeviren: Sait Maden

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.