İç Döküş27(düz Yazı)

M Marina Amilidze
0 Altın Yaprak
Kaç zaman oldu görüşmeyeli Eski mahallemiz kimbilir nasıl Komşularımız nerelere gitti Zaman geçiyor an ve an Konu:Ah bu çilli horozun sevgisi çok! İstanbul değişiyor,mahallelerde.Ölenler oluyor,taşınanlar oluyor,hiç bir şey eskisi gibi kalmıyor. Bir çocuk için en önemli şeylerden biri ne olabilir ki? Mal mı mülk mü?Senin gözünün üzerinde kaşın var diye arkadaşının gözünü oymaya çalışmak mı ? İçindeki güzele sarılmış bir çocuk için böyle tasalar olamaz diye düşünüyorum. Çocukların büyükler gibi ölümcül tasaları yoktur,onlar çok daha saf ve temiz hislerle tüm çıplaklığıyla yaşamı severler. Ben ben demelerinin yakıcı yıkıcı dava özelliği yoktur esasen. Çocuklar bilir ki bu dünya üzerinde her kişiye yetecek kadar her şey vardır.Sanırım bilseler bile zaman zaman büyükleri yüzünden kafaları karışır. Olura olmaza hiç ölmeyecek gibi tasa ederse bir büyük, elbette çocuk onu görünce etkilenecek. Oysa çocuklar ev ister. Yuva isterler. Yuvalarında da sıcaklık,güzellik.Şükürler olsun ki beni ben olarak seven,sayan zaman zaman fikirlerim örtüşmese bile bana olmam gereken her şeyi beynimi yıkamadan sunan büyüklerim oldu. Eğer benim böyle büyüklerim olmasaydı,sanırım ben şimdi her kişiye düşman olabilir ve yanlı düşünebilirdim. Allah her kişiye övünmek gibi olmasın ama benim büyüklerim benzeri büyükleri nasip etsin. Elbette bir sürü eksiklerimiz olacaktır,büyükleriminde tabii ki. Allah nasip etsin derken onları yüceltip diğer kişileri önemsememek anlamında sakın anlaşılmasın. Yaptıkları fiil çok özeldi.Çocuklar ister istemez aile büyüklerinden,çevrelerinden etkileniyor. Vuran,kıran,benim düşündüğüm doğru biz üstünüz diyen büyüklerim olaydı ben böyle olamazdım ki..Oysa şimdi özellikle gerçekten yüreği insan sevgisi dolu kişilere ihtiyaç vardır. Yaratılmışların en özeli insan,önce insan! Çocukluğumun en traji komik günlerinden biriydi o gün.Pazar günlerini oldum olası pek sevemiyorum fakat çocukken daha başka olurdu babamla rahatlıkla kahvaltı edebiliyorduk. Yeni taşındığımız yerde iki katlı bir evdi burası ev sahibinin tavukları ve horozu vardı.Bu ev apartman değildi ama birden fazla kiracı oturacak şekilde yapılmış birbirinden bağımsız daireler vardı. Bahçesi küçük bir bahçe olmasına rağmen çok güzel erikleri olan,kocaman ballı ballı erik ağaçları,elma ağacı,kiraz ağacı ve kümesiyle içiçeydi. Çocukluğunda sanırım her çocuk az ya da çok civcivlere ilgi duyar. Buradaki civcivler çok sevimliydi,tavuklarda cins tavukmuş,ama bence asıl cins olan gece yarısı öten çilli horozdu. Babam'vakitsiz öten horozu keserler'demişti,bizim çilli horozumuz yani ev sahibimizin horozu ve aynı yerde yaşadığımız için sesine uyandığımız horozumuzu kıyıp kesmiyorlardı:) Benim için o horoz çok özeldi onu çok seviyordum,tüyleri pırıl pırıl parlıyordu.Bir hayli de büyüktü. Çok güzel görünüyordu doğrusu.Sadece bir huyu vardı onu sevemiyordum bahçe kapısında görünce içeriye kimseyi sokmuyordu,kümesden çıkarıldıklarında ilk yaptığı şey kapıda pusuya yatmaktı.Gördüğü kişiler kim olursa olsun kovalıyordu. Bazı zamanlar onun yüzünden dışarı çıkmaya korkar oluyordum,paralıyordu insanı. Çilli horozumuz böyle seviyordu insanları:) Babam genelde kahvaltılıkları kendisi getiriyordu O pazar sabahı ne olduysa olmuş sanırım evde zeytin yoktu,tadı nasıl olur bilinmez diye bana gramla bakkaldan al kızım diye bakkala yolladılar.O vakitlerde bakkallarda az alınan neyse işte,külah yapardı gazete kağıdından içine koyardı. Ben önce fırına gittim ekmek aldım,bakkaldanda biraz zeytin aldım,külaha sardı verdi bakkalımız. Hafızamda kalan 8 yaşlarımdayım. İçimden dua ediyorum eve gelişte çilli horoz olmasın. Sonrada diyorum ki sakin durursam horozdur ne edecek bir şey yapmaz. Sen sakin ol diye kendimi uyarıyorum. Bahçe kapısına yaklaştım,hay yaklaşmaz olaydım. Tüm insancıl yaklaşımlarıma ve sevecenliğime rağmen,kabarmaya ve tavuklara horozluk yapmaya alışmış horoz beni görünce tüm sevecenliğini üzerime atlayarak gösterdi.Ben bir kaçıyorum ki o ikinci kattaki evimize nasıl geliyorum bir tek Allah bilir. Horoz beni kovalıyor,benim elimdeki külahdan zeytinler birer ikişer yerlere saçılıyor. Nasıl üzüldüm yarabbi,bütün zeytin hepi topu 250 gram olsa bir bir merdivenlerdeler. Geri dönecek cesaret nerede,horoz yandım anam yaptırdı bana. O gün bugündür horozlara biraz tepkiliyimdir:) Kapıyı bir yumrukluyorum annem babam bir yerime bir şey oldu diye çok üzülmüşler. Panikleyerek kapıyı açtılar. Bir de baktılar elimde toplasan beş ya da on zeytinle,paralanmış bir ekmek ve de pijaması paralanmış ben. İçeriye girip,ardıma dönünce patlattılar kahkahayı. Çilli horozun bana sevgisi büyükmüşde onun için biraz kovalamış:) Ah çilli horoz ah,çoktan kesip yemişlerdir seni,şimdi elime geçeydin bende seni bilirdim nasıl seveceğimi:)

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.