Kibritçi Kız

M Mehmet Emin Yurdakul Mehmet Emin Yurdakul
0 Altın Yaprak
“Efendiler, kibrit kibrit.. Üç kutusu on para!.. “Merhametli Beyefendi! Annem hasta, ekmeksiz; “Alın bunu, kuzum bana on paracık verin siz!” Yavrucuğun o lepiska, gür saçları dağınık; Gözlerinin altı çürük, yüzü kirli ve yanık; Üstü eski, ayağında koca bir çift kundura. Şu tali‘siz kızcağız da bir lokma ekmek için Sokak sokak: “Kibrit!” diye dolaşıyor bütün gün; Nice çirkin, firengili yüzlere: “Benim güzel beyim!” diyor, belki günde yüz kere. “Kızım, senin baban kimdir? Senin evin nerede? “Bak kırk para vereceğim, sorduğumu söyle de; “Baban yok mu, bilmez misin onu sen?” “Benim babam yoktur, evet, bilmiyorum onu ben!... Bîçâre kız bir yerde gariptir; Herkes onu, “Piç!” diyerek incitir; Onun zayıf vücûdünün üstüne Bir kimsecik kanad gerip durmuyor; Onun için hiçbir yürek urmuyor; Bu güne dek bilmemiş ki baba ne?.... Ma‘sumcuğu alçak görmek.. Bu neden? Bu çocuk da anasından doğarken Mini mini bir kanadsız kuş gibi Yaradılmak kanununa baş eğmiş; Öyle ise suçsuz yere inciniş Zavallının niçin olsun nasîbi?… Çalışıyor.. Çalışmasın ne yapsın? Çalışmaktan başka yol yok ki sapsın. Kendisiçün çabalayan kimi var? Kimi var ki bir ekmeği, “Al, ye!...” der; Bir şey veren ondan da bir şey ister... Âh yoksulluk, âh babasız çocuklar!...

Kamu malı: şairin ölümünün üzerinden 70 yıldan fazla geçti.

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.