M

Muammer Çelik

56 şiir · 1960 —

0 Altın Yaprak

1960 Ankara doğumlu ve 16 yaşından beri Danimarka'da yaşamaktadir. Kırk hanelik küçük bir köyde doğdu. Doğduktan hemen sonra yakalandığı bir rahatsızlıktan dolayı çocukluğu çok zaman yatağa bağlı geçti. Hep uzaktan baktı köyünün yamaçlarına, dağlarına, kırlarına, otlaktaki hayvanlara ve en anlamlısı olan oynaşan çocuklara, ta ki ameliyat olana kadar. 5 yaşındayken ailesi ile birlikte ilçeye taşındı. 6 yaşında Ankara Numune Hastanesinde ameliyat olduktan sonra akranları gibi rahat yürümeye, koşmaya, eğlenmeye, gülmeye başladı. Hiper-aktif ve aşırı yaramaz oldu. Orta halli bir ailenin 5 erkek çocuğundan dördüncüsüdür. İlk öğretim döneminde harçlığını çıkarmak için ayakkabı boyadı, simit sattı, çıraklık etti. Henüz 16 yaşını bitirmişken, daha önce Danimarka'da işçi olan babası tarafından Danimarka'ya götürüldü. İlk 2 yıl vasıfsız çocuk işçi olarak çalıştı. Sonrasında uzun yıllar tercümanlık/mütercimlik ve akşam okullarında yabancılara dil öğretmenliği yaptı. 30 yaşından sonra üniversiteye öğrenci olarak başladı. İnsan (sosyal) ilişkiler uzmanı olarak 35 yasinda mezun oldu. Sayısızca konferans, seminer ve tartışma panelleri’nde konuşmacılık yapti ve yapmaktadir. Aktif siyasetle de uğrasan sair adayı, İnsan İlişkileri uzmanı ve bir kamu kuruluşunda danışman olarak çalışıyor. Şiiri, doğayı, insanları, güzel şehirleri, ülke ülke gezmeyi ve yemek yapmasını çok seviyor. Sade, doğal ve doğaçlama olmayı kişiliğine işlemiş, karakteriyle yoğurmuş bir ANADOLU İNSAN'ıdır. Şiir: Şiir, olgu ve olaylara tepki olarak duygu ve düşüncenin sözlerle betimlenmesidir. Şiir duygu ve düsünce olduğuna göre, hiç bir kalıba ve çerçeveye oturtmak için yazılmamalıdır. Alabildiğince özgür ve olabildiğince güzel ifade edilmeldir. Süslü sözlerle giydirilmek, kıvrık, tersleme cümlelerle bezemek amaç olmamalıdır, eğer sırtında bir duyguyu yada düşünceyi taşımıyorsa. KISACA; ŞİİR, ŞUUR, BİLİNÇ DEMEKTİR! Şiirde, kafiye ve hece uyumundan daha çok, duygu ve düşüncenin akımı ve uyumu olmazsa olmaz unsur olmalıdır. şiirdeki duygu ve düsünce öyle açık, öyle şeffaf ve belirgin olmadir ki, bir el dokuma halıdaki motif kadar belirgin ve yürekten gelip yüreğe hitap etmelidir ki, okuru giz adı altında meraka ve şaşırtmaya davet yerine (yani okura acizlik yaşatarak, şairin yüceliği intibakını vermek yerine) onların duygularını kabartmaya ve hissetmelerini açığa vuramasına yönelik olmadır. Böylece okurda mahpus kalmış duygu ve düsünceyi dürtmeli, uyarmalı ve ifade bulmasına araç olmalıdır şiir. YANİ; ŞUURLANDIRMAK, BASTIRILMIŞ DUYGU VE DÜŞÜNCELERİN BİLİNCE ERMESİNİ SAYLAYICI OLMALIDIR = BİLİNÇLENDİRMEK demektir. Çağımızda gelişmis toplumlar sadece sanayi, sınai, elektronik ve diğer teknolojik alanlarda gelişmiş değillerdir. Gelişmişliklerinin en önemli temel unsur ve göstergesi, dillerini, geliştirdikleri sadelik ve basitlik ile anlaşılır hale getirmeleridir ki, her tür iletişimi ve bilişimi kolaylaştırmışlardır. Şiirde bir ileteşim aracıdır, güzel sanatlar çerçevesi icinde. Çağdaş kabul ettiğimiz ve kendimize örnek seçtiğimiz gelişmiş ve çagdaş toplumlarda, çağımızın şiirleri artık sade, doğal, (gerekirse doğaçlama) basit ve anlaşılır bir dil ile yazılmaktadır. Bunun böyle olduğunu, dilimize çevirilen bir çok yabancı şiirlerden anlamak çok mümkündür. Tüm şiir dostlarımdan, benim şiirlerimi bu çerçevede değerlendirmelerini önemle istirham ediyorum ve kendilerine şiir tadında güzellikler diliyorum. Sevgi ve saygılarımla Muammer Çelik

  • Bazı şiirleri ve düzyazı denemeleri bazı internet sitelerinde ve yerel gazetelerde yayınlanmaktadır.

Muammer Çelik şiirleri

Arama yardımı

Bir sel akiyor içimden daglarin arasindan vadilerin dibinden.. Süzülüyorum kivrim kivrim,…

Ne şarkılar, ne şiirler yazdım bir fincan kahvenin yanında ne sigaralar içtim tekrar tekrar okurken onları sigaramın markası: Hüzün ve ayrılık Bir de ”Sağlığa zararlı” yazıyordu üs…

Beşer'in eşigindeyim, Şiir'in beşigindeyim, Anadilimi henüz heceliyorum...

Aşk ateşinde kuzu kavurmasi yedin mi dost, sevda çölünde nar şerbeti içtin mi dost, içimde sana açilmiş cennet var, içinde mor sümbüller var..…

Hangi aç kurtların sofrasını süslüyordur çıplak baldırların ve inceldiği yerden kopası bellerin…

Çatliyor uçuklamiş dudaklarim Parliyor sevdalanmiş gözlerim Sevgine hasretim, tenine vuslat ne zaman..…

1 Bin yıldır yolunu bir bir beklediğim, sen Ey Orta Asya yaylarında yalnız bıraktığım kısrak…

Bir şiir akti içimden şimdi tutamadim, kagida dökemedim kadinim, sen gelince aklima baktim yanima, bulamadim…

içinden kaynayip topragin, madene, suya kariştigini fişkirip, artezyen gibi gücün ile çaglayanlar gibi döküldügünü..…

Dilinden bir tek şebnem damlasi dudagindan bir tek bal katresi agzindan sevginin bir tek zerresi gönlünden bir aşk badesi…

Ben senin başında ezelden ahire kadar Güneyden kuzey kutbuna kadar bekledim Dağarcığımdaki tüm sözcükleri harcadım Boğazımda dize dize sana şiirler yazdım…

15 / 56 gösteriliyor

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.