Sen İstanbul Olsaydın

M Muammer Erkul
0 金の葉
Sen İs­tan­bul ol­say­dın; Ben, sende konacak bir dal bulamayan martı gibi çığlık çığlığa atardım kendimi denizlere! Sen İstanbul olsaydın… Sen İstanbul olsaydın, aşka doğru… Bürünüp sevda rengine, dursaydın gurubun önünde akşam vakitlerinde. Ve ben… Bense bir güneş gibi yakmaya gelirken seni; saplansaydım kirpiklerine, tam kalbimden… Düşseydim ufkuna, kan-revan içinde! .. Sen İstanbul olsaydın, ve sorsaydın halimi kanatsız güvercinlere! Sen İstanbul olsaydın; Ve zindanım olsaydın! .. Sen İstanbul olsaydın; Saçların, Ekim ayının ondokuzunda çınar yaprakları tonunda… Ve gözlerin Marmara Denizi renginde olurdu, değil mi? Ve sen İstanbul olsaydın; Bir pembe ibrişim gibi akardın gönlüme doğru. Değil mi? .. Sen İstanbul olsaydın; Henüz gözden deryalar, güllerden kan damlamadan! .. Ve bilip dağlardan kalyonlar geçireceğimi; önüme surlar dikmeden ve yoluma zincirler çekmeden… O ilk… Altından güllem, düştüğünde tam kalbinin üstüne, açardın bana kapılarını, değil mi; Sen İstanbul olsaydın? .. Sen İstanbul olsaydın; Bir beyaz güvercinin, şahbazdan korkuşu gibi ürkerdin benden… Sen, İstanbul olsaydın… Ama sorsaydın halimi de, kanatsız güvercinlerden! Sen İstanbul olsaydın; Ve zindanım olsaydın! ..

この詩の翻訳を追加する ·

この詩を評価する

まだ評価がありません

星に触れて1から10で評価してください

コメント

コメントするにはログインが必要です。

ログイン

この詩にはまだコメントがありません。最初の一人になってください。

よりよい読書のために Cookie を使っています。あなたのデータは GDPR とトルコの個人データ保護法に従って扱われます。どの Cookie を許すかはいつでも変えられます。