Kâh Ve Kehanet

N N. Gökhan Aydın
0 Altın Yaprak
"Bu ne güzellik böy-"KÜT! "Aman Tanrı'm galiba a-"PAT! "Yanına gidip elinden tu-"GÜM! Ambulans! Ambulans çağırın! Vuruldum! Yanıyorum! Nefes alamıyorum! Aah ah! Güneş ile deniz gibi niye olamıyoruz ki; Birimiz doğarken ikimiz aydınlanmıyor? Gecenin alnından öpüp yatıran güneşin ebesi Dilimizi bilmez, ışıktır o sistir Depremler söyledi duvarların yerini aldığını Sert zemine vurmaktan kızardı her yanı Gözlerim torbalarını taşıyamıyor yoruldu Bir el atsan? Kâh geldi kâh gelmedi Kâh kâha dum duma kırmızı mum Yakabilene aşk olsun! Şiir yazarken yıldız sayar gibiyim kâh Sev sev bitmeyen bir şeyler var Fincan ile gökkubbe arasında kahve "Bu bir kuş!" "Bu bir uçak!" Hayır, bu bir çift göz Ve bir sürü, bir sürü portakal D ö k ü l ü y o r l a r . . . Aah ah! "Bir merdiven yapmış bulut Yukarı çık güneşi tut -Çık çık gelmiyor sarı yakut- Şimdi yere çakıl yahut Havada bulut güneşi unut" Kâh bu kehanetin kâhini Kâh yedi denizin haini Sende 'ben', bende ise bir âşık Kemik tıkırtısı ile dolu (bir) Kalbim var bell(iki) Güneşin denize inmesi de g(üç) Malum iki kere iki (dört) O zaman kalem benimle şara(beş) Her yer olmuşken duman(altı) Kedi edi (yedi) Aah ah! Kâh saçmaladım eskiden hep sakin Şimdi Samanyolu'na çakıl taşları atıyorum Yollar beni unutmasın, örttüğüm yere yatmasın diye Bir gün Ay ışığından bir şarkı duyarsan Bil ki yine Güneş'i yansıtıyorumdur ben Kehanet tuttu ne yaparsın? Kâh sana şarkı yapar birileri Kâh böyle Güneş'i tutarsın

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.