N Nesrin Göçmen

Nesrin Göçmen

17 şiir

0 Altın Yaprak

1956 Sarayköy (Denizli) doğumluyum. İlkokulu, ortaokulu aynı yerde okudum. Sonrası devletin parasız yatılı “ilköğretmen oklu” sınavlarını kazanınca, lise yıllarımın iki yılı “Denizli Kız İlköğretmen Lisesi”, bir yılı “Ankara Yüksek Öğretmen Okulu Hazırlık Lisesi'nde geçti. Yatılı okul günlerimde farkında olmadığım çok değerler edindim. Yaşamda kendimin kendime yetmek zorunda olduğumu; gerçek arkadaşlığın, dostluğun ne olduğunu, öğretmenlerimin ailem kadar, hatta onlardan da yakın olabileceğini öğrendim. Üç yıl boyunca, aldığım eğitimin de katkısıyla hayallerim, düşlerim yurdumun ışıksız köylerini aydınlatmak, olanakları olmayan çocuklara bilgi götürmek üzerine yapılandı. Ancak öğretmenlerimin, ailemin ısrarıyla girdiğim üniversite sınavını aşınca, babamın isteği üzerine E.Ü.Eczacılık Fakültesi’nde buldum kendimi. Aslında bu, yaşamımın tüm gidişini etkileyecek bir karardı. Unutmam günlerce “öğretmen olacaktım” diyerek ağladığımı. Fakat, hiçbir şeyin yararı olmayacağını anlayınca sarıldım derslerime ancak içimdeki öğretmenlik ateşim hiç sönmedi. Eczacılık Fakültesi 3. ve 4. sınıfta geceleri Sosyal Bilimler Fakültesi’ne devam edip öğretmenlik sertifikasını aldım. 1977 yılında babamın eczane açma teklifine yanaşmadım. Eczane eczacılığı en uzak hayalimdi o günler. Açık olan herhangi bir öğretmen kadrosunda çalışmak üzere doğduğum, büyüdüğüm Sarayköy Lisesi’ne başvurdum. Başvurum kabul görünce, kendimi aşkı hiç azalmayan öğretmenlik görevinde buldum. Ne var ki bu güzel günlerim, mutluluğum 2 ay gibi çok kısa bir sürede son buldu, SSK Soma Hastanesi'ne eczacı olarak atamamın olmasıyla. Yabancısı olduğum bu “kara elmas” diyarı ilçeye, isteksizce, en fazla bir yıl kalmak üzere geldim ama bu bir yıl hiçbir zaman gelmedi... Burada eşimi tanıdım, sevdim, evlendim. Yaşamdaki tek vazgeçilmezlerim iki oğlum, “Umut Mustafa” ve “İsmail Ugur” altı sene arayla, aynı gün dünyaya geldiler. Sekiz yıl devlet memurluğunun ardından “Yeni Umut Eczanesi” 'ni açtım. Büyük oğlum Umut Mustafa ilkokulda “Anadolu Lisesi” sınavlarına hazırlanırken, oğlumun dershane, okul arasındaki koşmalarından ben yoruluyordum. Çok sorguladım, çocuğumun çocukluğunu yaşamasını engelleyen bu koşma neden, ne içindi? Yanıt bugün olduğuyla aynıydı: Sadece birkaç saat sürecek olan, o korkulu “üniversite sınavı”. Ben dershaneyle yaşamım boyu tanışmamıştım. Benim zamanımdaki sınavla, bu günün farkı neydi? Bunu anlamamın en iyi yolu sınava girmekti. Girdim. Gelen puan hiç de küçümsenecek gibi değildi. Boşa gitmesin gibi ''boş bir düşünce ” ile A.Ü. İktisat Fakültesine kaydoldum. 6 sene sonra alanında hiçbir faaliyet yapmadığım bu okulu da bitirdim. . İlk yazmaya hikayelerle başladım. İlkokul öğretmenim bir yakınımızı anlatmamızı istemişti. Herkes çok yakınında birini anlatırken ben, yollarda sabahtan akşama dek dolaşan, kimseyi umursamayan, zaman zaman kendisiyle konuşan, elindeki sopayı devamlı sallayan “Şerif” isimli birini anlattım. Öğretmenim oldukça şaşırdı anlatımdan. Sonrası bana destek verdi başka hikayeler yazmam için. Zaman zaman dizeler de koymaya başladım yazdıklarım arasına. Ben yaştakiler bilir “hatıra defteri” ni. Sonrası yıllarca yazdıklarım sadece kendime, kenarında minicik kilidi olan bu defterlere oldu. Hemen hemen kimseyle paylaşmayacağımı düşündüğümden, oldukça doğal, içtendi tuttuğum günlükler. Bugün okudukça hem içim burkulur, hem gülümserim. . Eczacılık mesleğinde “olmazsa olmaz” olan internet ortamıyla tanışınca, oğlum kendi sitesinde, yazdıklarımdan bazılarını paylaşıma açtı. Bazı bazı övgüler, bazı bazı yergiler, bazı da acıamsız eleştirler aldım. Umursamadım, çünkü ben 'kendim için' yazıyordum. Yazdıklarımı okudukça kendimi, iç dünyamı daha iyi tanıyordum. Bir gün, bir yazımın altında, başka bir imzayı görünce hem şaşırdım, hem üzüldüm. O gün yazdıklarımın benim için önemini, değerini de anlamış oldum ve beynimi kitap düşüncesi kemirmeye başladı. Ancak ikilemde kalıyordum. Ben ne yazardım, ne de şair. Bir kitaba imzamı koymam, bu işe yıllarca emek vermiş, yaşamlarını buna adayan kişilere haksızlık olmaz mıydı? Fakat yazdıklarımı da adıma tescil ettirmemin iki yolundan biriydi bunları bir kitapta toplamam. 2005 yılında, zamansız bir kararla; toplayabildiğim kadar yazı ve şiirlerimi iki kitapta topladım. . *Asi Duygularım* şiir -Ağustos 2005 *Bir Çingene Efsanesi-Sen Söyleme*- düzyazı Ağustos 2005 (Baskıları tükendi) . Sonrası “niye bu kadar aceleci davrandım? ” sorusunu defalarca sordum kendime. Farkında olmadan bazı yerlerde hatalar yapmıştım. Ne yazık ki olan olmuştu. Benim için bu bir deneyimdi. Söylenenleri umursamayan, inatçı, yaşamı yaşayarak öğrenen kişilik yapısındayım. Karşılığında çok bedeller ödesem de, üzülsem de ben buydum işte! Yaşamı, yaşayarak öğrenmin tek yararı, aynı yanlışları tekrarını yapmamın azlığı oldu. . Arkadaşım Mine Ömer’in sayesinde öğrendiğim “Karşıyaka Veysel Çolak Şiir Atölyesi” ne beş sene devam ettim. Sn. Veysel Çolak hocamdan yazım konusunda bilmediğim çok şeyin var olduğunu, şiirde ne kadar eksik olduğumu öğrendim. Kendilerine katkılarından dolayı çok teşekkür ediyorum. Hala işlerimden fırsat buldukça, derslerine devam etmekteyim. devam etmeye de kararlıyım. . 2007 Yılı Mart ayında hocamın seçtiği şiirlerimle Etki-Dize Yayınevinden 3.kitabım 'Zamansız Zamanlar' çıktı. Kitabımın dizgi-düzeltisinde büyük yardımları olan Mine Ömer'e buradan teşekkürlerimi yolluyor, sayfama konuk gelen siz sanat sever dostlarıma da saygı, sevgilerimle 'merhaba' diyorum... . Z.Nesrin Göçmen İNANKUL

Sen Söyleme

  • (Bir Çingene Efsanesi) / Anlatı / Ağustos 2005
  • Asi Duygularım / Şiir / Ağustos 2005

Zamansız Zamanlar / Şiir ' Etki-Dize' / Mart 2007

  • yayınevi

Nesrin Göçmen şiirleri

Arama yardımı

''Özgürsün'' deme sen, inanmam buna, Bakir yüreğimin, nişanlısısın. Gönlümü bilmeden, verdim ya sana, Tecavüz suçundan, ağır zanlısın..…

Bizim öte yanda, işler yolunda, Ünlü sayılanlar, yarış halinde.. Çabalama boşa, sen de Melinda, Gel seni tez elden, şair yapsınlar,…

Şarkılar var içli, türküler yanık, Dinlerken kendince dalarsın hani... Yürek dertlerine, efkarın tanık, Andıkça geçmişe, ağlarsın hani..…

2004

Varsayma `kötüsün` desem de sana, Taparım, mabede bakarcasına, Topraktan fışkırıp, çıkarcasına, Dallarımda gezen, yeşil kanımsın,…

Ege sahiline kursan obanı Gönlünü serecek çingene kızı Raksıyla dönerken alnı turalı Koynuna girecek çingene kızı…

Yarım asırlık çınar, yaprakları dumanlı, Yeşerecek dalları, umutsuz, ağır zanlı.. Verilen sözler yalan, masallar olmuş kanlı, Taşlaşmış tüm duygular, sevda sarı fırtına,…

2005

Havaya uzanmış ellerin, Parmak uçlarında çatlayan tövbeler, Saklıyordu geceye Günlerin `âh! ` larını...…

Saraydan bir köyün çatısında, Yeni uyanan güller Biriktirir yaşlarını Çiy tanelerinde...…

2005

kırık bekleyişler sonrası yazılmamış bir şiir açıyor çatlamış dudaklarda .…

Saklıca yaşlarla feryat ederim, Sevdama kıymaya kararlı mısın? Bağışlar, yakarır, 'hayat bu! ' derim, Sözünden caymaya kararlı mısın?…

2006

Yazgıya isyanım bitti bu gece, Yerleşmiş tüm taşlar bir, bir oynuyor. Deşilen boşluklar sanki bilmece, Şiir de, gönül de aşka doymuyor...…

1

kaplıyor gökyüzümü karanlık beyaz perdeler, dağlarım bulutlanıyor. sağanak başlıyor hayallerime,…

Zamana gün eker, yolu beklerim, Yıllarım sessizce, geçer Umut'um... Omzuna maviden, uğur yüklerim, Güzellikler seni, seçer Umut'um.…

15 / 17 gösteriliyor

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.