Şehir Efsaneleri

N Nurettin Durman Nurettin Durman
0 Altın Yaprak
Yağmurda yürümek yüzünden oldu bütün bunlar Islanmış kirpiklerinden başlayan gözlerindeki ışıltı Hayatı anlamlı kılan halinden memnun bir işaretle Şehre bir münadi geldiğinde açardı kendini ancak. İçi kıpır kıpır olunca insan seviyor yağmuru elbet Seviyor sevdiğiyle yürümüşse yağmurda eğer Yalnız sokaklar alıp götürür kaygısız bir cesaretle Sokak lambalarının cılız ışığı altında yürüyen Ne ki kalbinin atışlarını raptedecek ne varsa Sermest bir bakışla buluşturan hesapsız geceden. Şehir dedim, havasını soluduğum, suyunu içtiğim Sokaklarını arşınladığım hasretini çektiğim ey Sevgiliyi bir çarpıntı olarak içime çökerten kaderim Burada bir yağmurdan söz etmek az gelecek elbet Elbet kızıl bir şafaktan çıkaracak başını güneş Doğacak oradan başağın anası olan tohum. Yüzünde bir masumiyet halkasının zikri varken Göründüğünde zevalin olduğuydu vaktin adıydı Adına kurban olunandı, kerbelaydı, acıydı, yalnızdı Rabbinden alandı gücünü; gücünü bağışlayandı Yıkılaydı saraylar, yıkılaydı gönüldeki korkular Kanardı toprağın kanı; kanardı gönüldeki yaralar Hüzün çökerdi yüzlerine hemen ağlaşırdı kadınlar Kadınlar ki evet onlar bir çağı tutarlardı göğüslerinde İnanan kadınlardı aşkı masumiyet cilvesinden çıkarıp Apaçık sunarlardı semaya, yeryüzüne, alemin alnacına Ki korku bile tutamaz olurdu erkekleri yere düşerken. Bunu ızdırap veren bir edayla söylüyorum; üzgünüm Başımda kavak yelleri estiğinde farkında olmadan Şiir gibi bir kapıdan girerken hayli çetin bir işin Üstesinden nasıl gelebilirim diye düşünmemiştim Üzgünüm; isteyerek olmadı hırçın olduğum günler Üzgünüm; aşkın kapısında beklemekten yoruldum. Su bile vermediler ihanetlerini haykırdılar adeta Toprağa düşen kan mübarek bir hayatın içinden Öyle yazık oldu ki yazıldı bir defa gönül defterine Artık kıyamete varır gene de dinmez bu gözyaşı Bunu şehire dedim. Beni sakladığında gözlerinden Gözyaşı olarak aktım da kimseler farkına varmadı Şehirlerin anası bildi yalnızca çaresizliğimi Yalnızca sığındığım yalnızlıkta kaldı hasretim. Bunu aşkın yangınında gördüm ateşi gördüm Dönüşü olamazdı artık çıkılmıştı yola bir defa Burada aşk masum bir yakarıştan doğmuştur Hüznün sadağında bekleyen öyle bir sabırdır ki Arşı âlâya yükselmiştir lahuti inleyişleriyle Ağlayan kimdir gönlü viran olan kim? Kendini fenaya buladı da yok oldu sanki deryada Cismi varken meydanda kendi bildi kendini Erdi makamına ancak öyle buldu kendini Ki anılsın kıyamete kadar ismi dünyada. 2 ekim 2006 – 23:14

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.