Niko'nun Kahvesi

O Oktay Rifat Oktay Rifat
0 Altın Yaprak
Niko rakı içer sandalı boyamazsa. Niko susar. Onun sessizliği bürümüş Masaları. Onun yalnızlığıdır, kireç Badanalı, yamrı yumru, bu ak duvarlar. Semaverin hemen yanıbaşında durur Köstence’de bir dükkândan aldığı gemi. Bu resim Pire’nin, bu böcekler Batum’un, Bu ağlar tonla balık akıttı karaya. Niko, eski yazlarda çığrışan martılar, Zıpkından kurtulmuş kılıçlar, ahtapotlar Ve en sıcak güneşlerle karmış harcını Kahvesinin. Lipsoslar yine derindedir. Orfos, beygir gibi kısar kulaklarını Kefalos’taki sivri taşın kovuğunda. Morumsu işkineler, oynatarak ağır Ağır kanatlarını, bakarlar Niko’ya. Boz bulutlar gibi çatısında denizin Uskumru sürüleri devinir yukarda. Gölgesi vurur tırandilin ışıltılı, Yosunların, kara süngerlerin üstüne Ey kancık ve oynak deniz dibi burdasın, Burdasın sen! Şu tüten dumandasın! Çayda, Tabakta, dolaptasın! Seni verir Niko Liranın üstünü uzatırken, seni yer, Seni içer cıgarasında, seni uyur, Seni bilir, seninle yatar geceleri. Bir yelkenli süzülür kapıdan. Bir yengeç Köşedeki masada yumar gözlerini, İri bir mercan keser oltayı ve dalar. Voliden sonra denize atılan, ezik, Iskarta balıklar gibidir, başı sonu Olmayan anılar. Niko atar onları. Düşler, bu kahvede yavru kediler gibi Oynaşırlar ayakaltında. Tutarsınız Birini, dizinize alır okşarsınız. Ana uzaktadır, peykede güneşlenir Niko da uzaktadır. Durulan denize Ve maviye benzer. Yudumlar bulut rengi Akşam rakısını. Çatalının ucunda Tuzlu bir kalamar parçası, tabağında Bir düş kırıntısı, bir zeytin, dalar gider. Karagözle gezer, harmanlar sinaritle. Yıldızlarla düşüp kalktığı günler gelir Aklına, tek katlı evler, damlar. Bir ırıp Dizisi, Akdeniz rüzgârlarıyla yüklü Kuzeyden güneye iner ay ışığında. Bir deniz feneri karışır aramıza. Sesleniriz: “Bir çay yap, Niko, demli olsun! ” Zaman genişler ve çoğalır her yudumda. Bakarsınız bir çitlembik çevrilir camda Çok eskiden gidilmiş limanlara doğru. Ve bir zakkum kokmaya başlar, bodur, tozlu. “Ah, havalar hep böyle güzel gitse, Niko! ” Oturur beklersiniz. Kimi beklersiniz? Neden beklenen gelmez bir türlü! Sesleri Dinlersiniz, o deniz ötesi sesleri Yoksa şehirler midir özlenen, o yeşil, 0 kırmızı cam toplar mı manavlardaki, Boncuklu kapılar mı, renkli kâğıtlar mı, Karpuz sergileri mi, küçük berberler mi, Yoksa güverteler, direkler, lombozlar mı? Havaya benzer insanoğlu, bilinmez ki! şiir horoz öter uzaklarda, deniz parlar. Kuytu kahvesinde Niko’nun, kimi dönük, Kimi yan, kâğıt oynar birtakım adamlar, Niko rakı içer sandalı boyamazsa. Sesleniriz: “Bir çay yap, Niko, demli olsun, Koyulsun kederimiz! Efkârlıyım bugün! ”

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.