Bu gün hiç olmadığım kadar yalnızım Ne rüzgar okşuyor saçlarımı Ne yıldızlar göz kırpıyor artık bana Düşün bir dağ başında yalnız bir taş…
ÖZ GEÇİMİŞİM Kahramanmaraş’ın Afşin İlçesinin Çobanbeyli beldesinde Kasım ayında Anamın Ana diliyle söylediği gibi (Zarar Ayında) Doğmuşum.Yedi çocuklu bir ailenin baştan ikincisiyim.Ama her şeyde ilk bendim Yani hayta bir Çocuktum Haytanın biriydim ben, Ama sevgilere ihanet etmedim, belki Zamansız açan tomurcuktum Ve hayta yaramaz bir çocuktum Belki zamansız doğdum Zamansız sevdim belki Ah o zamanlar bir bilseydim Neyse ….. Her şeyde ilk bendim Ama babamın ilk çocuğu değildim İlk sigarayı ben içtim Tabi ilk sopayı da ben yedim İlk ben kaçtım evde şehre İlk takımı mahallede ben kurdum Sapanla ilk ben kuş vurdum Babam ilk bana kızardı İlk kırık karneyi de ben aldım Sınıf ta ilk ben kaldım Okuldan ilk ben kaçtım Kavgalara ilk ben girdim İlk ben çıkmadım Haytanın biriyim ben ama sevgilere ihanet etmem İlk ben sevdim ilk ben evlendim İlk çocuk sahibi bendim Her şeyde ilk bendim Bilmiyorum ilk ölecekte ben miyim.Yani kısacası yarını düşünmeden harcayacağım kadar çok param olmadı olsa da harcar mıydım yarını düşünmeden bilmiyorum.Arkasına “BABAM SAĞOLSUN” yazdıracağım bir arabam olmadı ama yinede hep dua ettim Babam sağ olsun diye çok şükür dualarım kabul oldu. Şiir yazmaya çok küçük yaşta başladım yazdıklarım Tılsımlı Gözler isimli bir şiir kitabında topladım lise sonda öğrenciyken ve ikinci kitabım Şerare ve Şule Ağustos 2006 da oyucularıyla buluştu. Şiir tadında kalın... wep:www.siirler.senligi.com http://sairarslan.sitemynet.com [email protected]
- Tılsımlı Gözler
- Şerare ve Şule Şiirler
Ömer Arslan şiirleri
Bir garip mengene yüreğimi sıkar Bir kuşun kanadının gölgesi düşse yüreğine Kıskanırım. Ben mavzerde fişek…
Aykırı yaşamak istiyorum hayatı Hayatın çerçevesi kırık Gözlüklerinden yırtık bakarak Ürkerek dokunmak istemiyorum ellerine…
Beni hayallerinde Gecenin karanlıktan sıyrıldığı gibi çıkar Ay ışıklı gecelerde tül perdelerin arkasında bulamasın beni…
Bırak ;dinlensin saçların omuzlarımda Gece gibi siyah saçarlının arasında Martı gibi süzülsün ellerim Bırak kelebeğin bir çiçeğe narince konduğu gibi…
Bir tat alamadım çiçekten baldan Acı beni bilir ben acıları Bir garip kuş idim vurdular daldan Avcı beni bilir ben avcıları…
Mektuplar eski tadı vermiyor Heceler ürkek cümleler bir başka Gülüşler sahte, akıl sır ermiyor Tebessüm korkak gülmeler bir başka…
Biliyorsun emanet bu can tende Taşıyorum ama bir ben bilirim Hayret, ölmüyorum yüreğim sende Yaşıyorum ama bir ben bilirim…
Burada yağmur yağıyor şimdi Yağmuru seversin sen Burada gök gürlüyor Aklıma sen düşüyorsun…
Sessizce de olsa çağırma beni Kulağım keskindir duyabilirim Şakadan da olsa gel deme emi Deliyim, şeytana uyabilirim…
Yaşamadım saysam keşke unutsam Mazim filizlenip cana dönüyor Bumerang gibi fırlatıp da atsam Neylesem sonunda bana dönüyor…
Çıldırmış martı çığlıklarındaki gizem sende kalsın İki kaşının altındaki mavi gözlerinden öperek Senden gidiyorum İstanbul El değmemiş neren kaldı neren sade…
Ey Can Unuttun mu Beni Dalgınlığa Gelip Bir Çakıl Taşı Gibi Üzerime Basıp Tepeleyip…
Artık kıyıya çektim sandalımı Seherde uyuyan sular gibiyim Mazide bıraktım hırçın yanımı Şimdi uzaklara dalar gibiyim…
O siyah çantanı, koluna takıp Tanımıyormuş gibi çık, öyle git Bir yabancı gibi, yüzüme bakıp Kurulu düzenimi yık, öyle git…
15 / 28 gösteriliyor