Çoçukluğum

Ö Ömer Faruk İpek
0 Altın Yaprak
Eskiden ben ne güzel, neşeli bir çocuktum, Ne zaman ki büyüdüm derdim, sıkıntım arttı. Günaşırı yağmurda ıslanmaz bir gocuktum; Şimdi ise geceler gündüzleri kararttı. Hep beraber toplanır ceylan köye giderdik, Bizler yoksulduk amma gözlerimiz mutluydu. Büyümeye daha var, ah zaman geçmez derdik; Bizim köy ki ferhadın dağı yaran yoluydu. Hem şımarık, avare; hem de üzgün, figandım, Çocukluğum yapmayı bilmez kaleler kumdan. Gençlik denen ağacı gün geçtikçe tırmandım; Umutlar da kayboldu, giden gitti ufkumdan. Dudağında hüzzamın sonsuzluk bestesini, Hissettikçe o yana bir bu yana savruldun. Ağla gençliğim ağla, kim duyar ki sesini; Çocukluğun bağrına taht misali kuruldun. Çocukluğum, aşikar gölge boyu nezdinde, Çocukluğum, meğerse bağrı yanık şairmiş. Çocukluğum, ülkeler, diyar diyar gezdin de; Çocukluğum, sancına tek teselli şiirmiş. Her kalıba can veren sanatçı nispetinde, Çamura şekil verip, oymak oymak işlerdim. Köyün güzelliğini gün batımı vaktinde; Ay tepesine çıkıp doyumsuzca izlerdim. Artık köy kokusunu şehirlerde ararım, Her sabah açan gül -ki bugün açmadan soldu, Elde kalan geçmişin hayalini kurarım; Şimdi her şey değişti sözler tutulmaz oldu. Gün görmemiş ömrüme tüttürürken nargile, Halaylar dağlar başı kurulurdu düğünler, Çırpınsan da, gülsen de; ağlasan da nafile; Boşa bekleme Fâruk; geri gelmez o günler...

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.