O Gün

A Aysel Yazıcı
0 Altın Yaprak
Taşlık yolda kırgın ve tarifsiz içi buruk bir halde yürüyordum...... Ne kadar çok geçmiştim bu sokakdan,hala aynı koku vardı evimizin önünde....... Duvarları saran sarmaşıklardan evin yan bölümü yemyeşil olmuştu, uzaklardan gelen bir yolcu için yorgunluğunu giderecek en güzel şeylerden biri uyumak ise , şimdi bu en buruk halimde,yüreğime sürpriz bir hediye gibiydi hiç beklemediğim bir anda uzun süre önce koşar adım yetişmeye çalıştığım okul zilinin yeniden duyulması ... Okulum.. Başımı çevirip baktığımda,okulun bahçesinde bir büyük kalabalığın kendi telaşlarıyla toplanmış sağa sola koşuşturduğunu görmüştüm, , kimi sabahın erkeninde henüz hava karanlıkken okula gelmiş daha tam olarak uykusunu alamamışken, şimdi okuldan,okulda teneffüs ettiği havadan uzaklaşıp güne kavuşuyorken , ilk defa güneş görüyormuşcasına telaşlı,aynı zamanda çoğu mutlu görünen dersi bitip okuldan çıkan öğrenciler, kimide yeni dersler almak için sınıflara dağılacak olan ,günü ve güneşi ardında bırakıp,birbirinden farklılığının göstergesi gibi duvarlarla örülü sınıflarda dışarda bıraktıklarını içerde özleyecek gibi duruşlu , yaşı biraz daha büyük görünen öğrenciler,öğretmenler, öğrencilerin yakını veliler...... Ne kadar zaman geçmişti,neler olmuştu...... Ağır ağır ilerleyen bir kaplumbağa adımı gibi yaşadıklarım, ağır ağır ve düşüncelere dalıp, ilerlerken yolda koşa koşa yetişmek zorunda olduğun bir yere giderken,aniden haber vermeden kapıda karşılaştığın misafirin benzeri hatıralarımı bir çırpıda toplatmıştı bu sokak....... Yanyana, bitişik biçimde yapılmış çoğu ahşap olan cumbalı evlerin yerini betonarme binalar almış ,birbirine yine çok yakın ,görünüşü ise eskiye göre daha lüks olsa bile,ben de uyandırdığı hisler adına demem gereken en önemli şey eskiden bu sokaktaki evlerde cümle fakirliğe rağmen büyük bir zenginlik vardı, bayram ya da mesire yeri şenliğinde yaşıyorlardı sanki....ışıl ışıl..... çocukluğumda insanın doğasından uzaklaştığı şehir hayatının zorluklarından arınır gibiydi bu sokak, en iyi yanlarından biri insanın içine ferahlık veren bitkilerin henüz bozulmamış oluşu, tatlarının,etrafa yaydıkları tarifsiz kokuların yoğunluğu her birinin kendi içinde kendi özgürlüğünü yaşadığı bu evlerin küçük topraklarında yazın fesleğen kokuları,naneler,karanfiller camlar önündeki küpe çiçekleri,sardunyalar,menekşeler bahçedeki yediveren gülleri,hanımelleri,begonvillerle çardak altındaki tatlı sohbetleri,çocukların acaba bir araba mı çıktı aman başına bir iş mi geldi diye telaş edilmeden bahçeye bırakıldığı,hemen çok yakın olan koruda pikniklerin yapıldığı evleri... Taşlık yokuş yol boyunca içinize çektiğinizde buram buram çam kokularını ciğerlerinize doldurduğunuz harika bir manzara... Şimdi ise, o güzelim doğa manzarayı bile avuç avuç paralara sattıkları,birbirinden saklısı gizlisi olamayacak kadar çürük bir dizayn ile,kağıt duvarlı zerafetden uzak sevimsiz taş binalar bir zamanların acısıyla tatlısıyla birbirini kucakladığı yaşamların olduğu evlerin yerini almıştı...... İçimi garip bir sıkıntı sarmışken,sesi kulaklarıma dinginlik veren yaşının ve yaşadıklarının hep olumlu taraflarını bedenine ve ruhuna şık bir elbise benzeri giymiş duygusu uyandıran büyük bir olgunluk ve zerafetle içten gülümseyen gözlere sahip, neşeli bir yaşlı hanım ile,onu sağa sola çekiştiren beş yaşlarında sırtındaki minik çantasıyla sevimli bir tavşan gibi oradan oraya zıp zıp zıplayan bir çocuk çıktı karşıma.... Neredeyse burun buruna geldiğimiz,az kalsın çarpmak üzre olduğum bu hoş insan ile bir zamanlar elimden tutup beni okula yetiştirmeye çalışan hatıralarımın en güzeli yaşlı kadını daha iyi anladım,aynı gözlere sahiptiler sanki... Aynı içten bakış Aynı tatlı gülüş.. -Merhaba,dedim, 'Merhaba' diye kırk yıl önceden çıkıp gelen bir anı gibi cevapladı beni,içten gülüşüyle beraber.... Çocuk kendini sevdirtmek için elinden geleni ardına koymayan bir afacanlıkta,şirinlikler yapıyor,yollara devam etmeleri için ısrarlı,aceleci bir halde elindeki torbalarını dinlenmek için yere bırakan kadına tatlı tatlı sesleniyordu.... -Babaanneciğim, lütfen ama,lütfen evimize gidelim....... Bir seslenişti içimi ısıtan,bir bakıştı mutlu kılan,bir selamdı çocukluğumdan ağır adım çıkıp gelen en içim sıkıldığı anda,aynı yerde,aynı sokakda şimdi yeniden bu ufak sevimli çocuğun ninesine dediği gibi içimden yükselen ses ve engel olamadığım büyük bir çoşkuyla bağırmak istedim.... EVİMİZE GİDELİM,LÜTFEN!!

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.