Gece, yolunu yarılamıştı. Göklerin yığını, o anda tümüyle sığacaktı bakışıma. Seni gördüm, ilk ve tek, yıkılmış kürelerdeki tanrısal dişi. Sonsuzluk giysini yırttım, toprağıma geti…
Fransız şair. Avignon Lisesi ve d'Aix-en-Provence Üniversitesi'nde öğrenim gördü. II. Dünya Savaşı'nda Nazi işgaline karşı Direniş Hareketi'nde görev alarak Provence bölgesinde 'Yüzbaşı Alexander' takma adıyla bir taşra çetesinin komutanlığını yaptı. Savaştan sonra doğduğu yer olan L'Isle-sur-la-Sorgue'a yerleşti. René Char kendinden sonraki kuşakları hem biçem hem de içerik açısından etkilemiştir. Başlangıçta gerçeküstücülüğü benimsemiş, sonradan uzaklaşmış; özdeyişler ve yoğun imgelerle gelişen kısa ve özlü şiirler yaratmış, mağrur ama gösterişsiz bir alay içeren, yer yer ahlaksal bir boyut taşıyan ekonomik ve son derece çetin bir hermetik şiire yönelmiştir. Düzyazı şiirler de yazan Char, karşıt düşünceleri iç içe geçirişiyle Heraklitos-Heidegger esintileri de barındıran farklı ve özgün bir söyleyiş elde etmiştir. 1966'da tüm yapıtları için Eleştirmenler Ödülü'nü (Prix des Critiques) almıştır.
Les clothes sur le coeur (Kalpteki Çanlar, 1928)
- Ralentir travaux (Paul Éluard ve André Breton'la birlikte, İşi Yavaşlatma, 1930)
- Le Marteau sans maître (Ustasız Çekiç, 1934)
- Feuillets d'Hypnos (Hipnoz Yaprakları, 1946)
- Fureur et mystère (Dehşet ve Gizem, 1948)
- Les Matinaux (Erken Kalkanlar, 1950)
- Recherche de la base et du somnet (Temel ve Doruk Arayışı, 1955)
- Commune présence (Ortak Varoluş, 1964)
- Dans la pluie giboyeuse (Ahmak Islatan, 1968)
- Le Chien de coeur (Gönül Köpeği,1969)
- La Nuit talismanique (Tılsımlı Gece, 1972)
- Fenêtres dormantes et porte su le toit (Kapalı Pencereler ve Çatıdaki Kapı, 1974)
- Commune rencontre (Ortak Buluşma, 1978)
- Le soleil des eaux (Suların Güneşi, 1949, oyun)
Türkçeye Çevrilmiş Eseri
- Seçilmiş Şiirler, René Char, Çeviri: Tahsin Saraç, Adam Yayınları, İstanbul,1983
René Char şiirleri
Var olan evcil domuzlarınıza boyun eğin siz. Var olmayan tanrılarımın yolundan gideceğim ben. İnsan kalacağız biz bağışlanmazlık pahasına.…
I İmgelem yetisi, arzunun sihirli ve yıkıcı güçlerinden yararlanarak, eksik kalmış birçok kişiyi,…
Calovan değirmeni. İki yıl boyunca, bir ağustosböceği çiftliği, bir keçisağan kuşu kalesi. Sellerin dilinden konuşuyordu burada her şey, kimi kez gülmelerle, kimi kez gençlik yumru…
Söndü herşey: Gün, iç-ışık. Ağrılı kütle, Bulamıyordum gerçek zamanımı,…
Kaz! diye buyuruyordu sap bileziği. Kana! diye yineliyordu bıçak. Ve sökülüyordu belleğim, Eziliyordu karmaşam.…
Sen bağırdığında dünya susar: kendi dünyanla uzaklaşır. Her zaman alamadığından daha fazlasını ver. Ve unut. Böyledir kutsal yol.…
Uzaklaşın ağız dil vermeden sabreden benden; Dizi dibinde doğdum, ama yitirdiniz beni; Pek belirginleştirdi krallıklarını ışıklarım, Cellat kütüğünüze karşı aktı hep gömüm.…
#listen-container { display: inline-block; padding: 9px 15px; background: #10578E; cursor: pointer; transition: all 0.3s ease; border: 1px solid #1791ef; border-bottom: 1px solid #…
Gecesin sen, lâmbasın; Bu baca görmen için, Bu döşek dinlenmen için, İçmen için bu su;…
Bir kibrit uzatıyorsunuz lambanıza ve yanan şey ışık vermiyor. Uzakları, sizden çok uzakları aydınlatıyor çember. *…
Eskiden ot, tükenmeye yüz tutmuş yolların birbirine uyduğu saatte, tatlılıkla dikerdi saplarını, Tüm ışıklarını yakardı. Gündüzün atlıları sevdalarınca doğar ve yavuklularının şato…
Kasırga buduyor ağaçları. Uyuyorum, ben, sevecen gözlü şimşek. Titrediğim büyük rüzgarı bırakın Birleşsin çoğaldığım toprakla.…
Çılgındın sen. Ne de uzaklarda kaldı şimdi!…
Çayır çimene bürünmüş Nevons parkında Bayırsız bir akarsuyla Arkadaşsız bir çocuk…
15 / 27 gösteriliyor