Açlığı hisset, Bir yılanın son hayat çırpınışları gibi bağırsaklarını, Soğuktan geberen bir itin inleyişleri gibi mideni.…
Anlayacaksın iskelet yapını, Nerede hangi kemiğinin durduğunu, Vücuduna verilince voltlarca elektrik ayak parmağından, Ve titreyince kara gövden taa derinden.…
Bana bir kelime söyle, Kızgın raylarda pişmişse ömrüm, Buz gibi yarsın, Açarsa kalbimin ortasını,…
Alaca ay içime batmış gibi bu gece, Üç kâşif ötelerden gelip beni bulacak, Ellerinde bir kâse dolu ağu sunacak, İçecekmişim... Göçecek ve gökleri delecek,…
Kesiniz damarlarımı, Yoluma kapanlarınızı kurunuz, Cebinizdeki en büyük kilidi bulup, Kalbime vurunuz...…
Şimdi sıcak bir cumartesinin gece yarısındayım, Benden gayrı yok belki evinde uykuya dalan, Dışardan bir yığın sevinç sesleri geliyor,…
Elleşmeyin, Kendime has acılarım bunlar benim, Dokunanın elleri dağlanır.…
Gece, Nazlı yâr, Baksana bir ay, Bir de güneş,…
Gece olmuş, Saatim sanki çıldırmış, Yelkovan akrebi kınından vurmuş...…
Yol bayır, onlarca köpek yoluma sıralanır, Gök ağır, göğün hüznü omuzlarıma yamanır, Damla damla hicrandır, yanaklarımda tuzlanır, Gençlik bu, dar yataklarda kâbuslara uyanır...…
Ya güneş doğup da, Sakladığınız karanlıklar, ayân beyan, Ne varsa kenarda köşede, Bir bir belirecek, ya o zaman!…
Günah, ellerinde kurbanlık koyunun kuzusuyum, Ver kemendi, takacağım boynuna nefsim kurusun...
Her hâlim hicrâna, Ummanca yakın eder bencağızı. Her hâlim gönlümün iflâsı, Her hâlimde halsizlik, bir can ağrısı...…
İstanbul yaşındayım, İstanbul kadar öldü tanıdıklarım... Buralara düşen her damla yağmur, Benim gözyaşlarım...…
Kadın, sen günâhın saçı uzun ve küpeli oğlusun, Dağla gözlerimi, endâmın körlüğümde boğulsun...
15 / 30 gösteriliyor